Bugünkü Yazarlar Tüm Yazarlar
Nevin Balta

Nevin Balta

SÖZÜN ÖZÜ

Yanlış Yazılan Sözler

Yeni Türk Alfabesi’nin kabul edildiği günlerden bugünlere kadar Türkçede Arapçadan kalan sözlerde ayın kesme () işareti ile gösteriliyordu. Yazı dilimizde Latin harflerinin kullanılmaya başlamasıyla zamanla kesme işareti daha çok sözlerin sonunda değil içinde yer almaya başladı. Arapça bilen nesiller mevzu yerine mevzuu, mevki yerine mevkii yazmaya devam ediyorlar. Eski yazıyı bilmeyen gençler ve orta yaşlılar, mevzuu yerine mevzusu, mevkii yerine mevkisi yazıyorlar.

Eski yazıyı bilenlerin mevzuu, mevkii yerine mevzusu, mevkisi gibi yazımları yadırgamaları doğaldır. Yazı ve konuşma dilimizde bu tür örneklerin gittikçe arttığı göz ardı edilemez.

Mısra sözünü örnek gösterebiliriz. 1950’li yıllarda gazete ve dergilerde mısraı biçiminde geçiyordu. Son yıllarda dilimizde Türk Dil Kurumu yazım kılavuzlarında da yer alan mısrası, sanayisi, camisi v.b. yazılımların yaygınlaştığı bilinmektedir. Bu tür yazımlar doğrudur elbette. 1950’li yıllardan 2000’li yıllara kadar bu tür yazımların yadırgandığına tanık oluyoruz.

1988 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde geçen bir tartışma şöyleydi:

Başbakan Turgut Özal, 8.12.1988 günü 1989 yılı bütçesine yönelik görüş ve eleştirilere yanıt vermek üzere söz almış, sanayi alanındaki gelişmeleri anlatıyordu. “Türk sanayisi” diye

söze başlamıştı. CHP’den bir milletvekili yüksek sesle “Türk sanayii!” diye düzeltmişti. Özal’ın sanayisi sözünü sanayii diye seslendirmişti. CHP milletvekilinin bu uyarısı yerindeydi ancak zaman içinde yazımdaki değişiklik Özal’ın telaffuzuna yansımıştı. Sanayisi sözü, doğru bir yazımdır. Aynı kargaşa cami sözünde de yaşanıyor. Arapça câmi’ sözünün sonunda “ayın” sesi geçer. Buna göre Türkçede camii olarak kullanılması gerekir. Arapça bilen yazarlarımızın eserlerinde camii yazılışına yer verildiklerine örneklerden birini Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehir adlı eserinden verebiliriz:

“Erzurum’daki Ulu Camii’yi gezerken, o zamanlar askerî ambar olarak kullanılan bu binayı dolduran meşin kokusunu bile bana duyurmayan bir heyecan içindeyim.” (Beş Şehir, s. 51).

Yalın hâldeki cami sözünün camii olarak kullanılması Sultan Ahmet Camii, Beyazıt Camii v.b. yazım hatalarından bazıları.

Türk Dil Kurumu’nun yazım kılavuzunda cami sözünün camii ve camisi biçiminde yazılması benimsenmiştir. Başka yazım kılavuzlarında bayii, mevkii, mevzuu, sanayii biçiminde Arapça “ayını dikkate alan yazımların yer aldığı görülmektedir. Arapça bilmeyen genç ve orta yaşlıların ise TDK yazım kılavuzundaki ikinci kullananım seçeneğini tercih ettikleri görülüyor.

Yer adları konusundaki araştırmalarımızda Türk halkının telaffuzu zor sözler karşısında yüzlerce yıllık Eski Anadolu Türkçesi geleneğine dönüşlerine tanık olduk. Bunun örneği “c” harfidir. Türkçede “j” sesi yoktur. Yabancı dillerden alınma kelimelerde bu ses “c” ile değiştirilmiştir. Sözlükte jandarma, ejderha, jurnal biçiminde yer alan sözler, Türk halkının ağzında candarma, ecderha, curnal okunuşları ile çözüme kavuşmuştur.

Günümüzde sayıları binleri bulan batı kökenli kelimelerin bir bölümü Osmanlı Türkçesinden kalma kelimelerin yerine geçmiş, bir bölümü ise Türkçe kelimelerin yerini almaya başlamıştır. Dile giren bu yabancı kelimeler birçok söyleyiş ve imla sorununu da beraberinde getirmiştir. Türkçesi benimsenmiş birçok kelimenin yerini batı kökenli kelimeler almaya başlamıştır. Arapça kıstas sözünün yerini Türkçe ölçüt’e bırakması sevindirici bir gelişmeydi. Son günlerde Fransızca kökenli kriter sözü, ne yazık ki ölçüt’ün yerini aldı. Yine Fransızca orijinal sözünde ısrar edenler ise Türkçe özgün’ü kullanmıyor.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında terim alanında yapılan çalışmalarda Osmanlı Türkçesindeki yabancı kökenli terimler ele alınmış ve bunların Türkleştirilmesine çalışılmıştı. Bu terim çalışmalarında dile yüzlerce Türkçe söz kazandırıldı. Örneğin bağdaşık, sözünün yerini günümüzde homojen aldı, cankuran yerini ambulans’a bıraktı. Arapça esas sözünün yerini baz aldı. Osmanlıca nikbin, bedbin gibi sözlerinin yerine Türkçe iyimser, kötümser türetilmesi sevindirici bir gelişmeydi. Günümüzde bu sözlerin yerini Fransızca pesimist, optimist sözlerine bırakması Türkçe için çok üzücü. Dile giren bu yabancı söz, söyleyiş ve yazım sorunlarını da beraberinde getirmektedir.

Türkçe karşılığı türetilmiş ve benimsenmiş birçok yeni Türkçe kelimenin yerini batı kökenli kelimelerin almaya başlaması Türk dili açısından önemli bir sorum olmaya devam ediyor.

Temiz, arı, duru Türkçe konuşmaya ve yazmaya önem vermeli, gençleri bu konuda yönlendirmeli, yanlışları düzeltmeyi görev edinmeliyiz.

YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları