Kuşkonmaz camisi ve Türk mimarisinde kuş evleri

İstanbul’da oturup da Üsküdar semtine gitmeyenimiz pek azdır. Peki Üsküdar’ın en iyi yerlerinden birinde, deniz kenarındaki cami hiç ilginizi çekti mi?

Üsküdar’ın Şemsipaşa semtinde bulunan Şemsipaşa Camisi ya da halk arasında bilineniyle Kuşkonmaz Camii size bir şey ifade ediyor mu?

Geçtiğimiz günlerde Üsküdar’a gittiğimde ilgimi çeken bu caminin öyküsünü araştırdım. Size de anlatmak istiyorum.

***

Cami, ünlü mimarımız Mimar Sinan’ın eşsiz dehasının bir ürünü. Malum olduğu üzere, mavi göklerin sevimli yaratıkları kuşlar, tünedikleri hemen her yerde defi hacetlerini giderirler. Bu onların doğal yapısından kaynaklanmakta. Bundan dolayı günümüzde ağaç altına bırakılan arabaların üzerleri, camilerin kubbeleri bu sevimli yaratıkların marifetlerinden nasibini alır.

Konumuza dönecek olursak…

Rivayet odur ki; dönemin ileri gelen devlet adamlarından titizliği ile meşhur Şemsi Ahmed Paşa, Mimar Sinan’dan kuşların üzerinde uçmayacağı ve dolayısıyla da kubbesini pisletmeyeceği bir cami yapmasını ister.

Bunun üzerine Mimar Sinan da bütün ilmi ve mimari dehasını kullanır. Sinan’ın seçtiği bölgede

kuzey ve güneyden gelen rüzgârların kesiştiği bir nokta olduğu için kuşlar camiye yaklaşmıyor.

***

Caminin yapımından önce bir araştırma yapan Mimar Sinan, Üsküdar’da kuzeyden ve güneyden gelen rüzgârların kesiştiği bir nokta bulunca caminin yapılacağı yer de ortaya çıkmış. Kuzey ve güneyden gelen rüzgârların kesiştiği, dalgaların kıyıyı dövdüğü bir noktada çıkan titreşim seslerinden kuşların rahatsız olacağını düşünen Mimar Sinan, sahilin kıyısındaki yeri tespit etmiş ve böylelikle caminin yapımına başlanmış. 1580 yılında ibadete açılan bu cami zaman içinde halk arasında, “Kuşkonmaz Camii” olarak anılmaya başlamış. Üsküdar’ın simgelerinden biri olan cami günümüzde “kuş konmayan cami” olarak da anılıyor.

Yapının mimari bilgisine gelince; kesme taştan yapılan kare planlı camiinin kubbesi sekiz yüzlü bir kasnağa oturmaktadır. Avlusunun iki kapısı olup, biri deniz tarafına, diğeri ise park yönüne açılmaktadır. Caminin minaresi esas yapısı üzerine ve köşeye oturtulmuştur.

***

Konu kuşlardan açılmışken kuş evlerinden bahsetmesek olmaz.

Çocukluğumuzda kuşlara yem atmak en büyük eğlencemizdi. Özellikle Yenicami’nin önünde ve Eyüpsultan Camisi’nin avlusundaki güvercinlere yem atmaya gideceğimiz günleri iple çekerdik.

(Şimdi her sokak başında kediler için mama ve su kapları var. O zamanlar sokaklarda kedi beslemek alışkanlığı yoktu.)

Evet konumuza, kuş evlerine dönecek olursak, yaptığım araştırmaya göre; Osmanlı mimarisinde 16. yüzyıldan beri örneklerine rastlanan kuş evleri, kuşların korunması ve yuva olarak kullanması amacıyla tasarlanan yapılardır. Kuş evleri hem evlerin hem de cami, hastane, darülaceze gibi kamusal binaların duvarlarına inşa edilirdi. Kuş evlerinin tarihinin 16. yüzyıldan daha eskiye dayandığı da görülüyor. Ancak sanat tarihçileri önceki dönemlere ait ahşap yapıların yangınlarla ya da başka etkenlerle yok olması nedeniyle yalnızca taş yapılara bakarak tarihlendirme yapabiliyor.

Kuş yuvaları, ilk başlarda daha basit inşa edilirken, 18. yüzyılda ince bir estetiği yansıtan, konforlu yapılara dönüşmüşlerdi.

***

Günümüze sağlam olarak gelen kuş evlerinin bulundukları yapılar arasında en güzel örnekler. Nevşehir Kurşunlu Camii Kütüphanesi, İs­tanbul’da Taksim Maksemi, Üsküdar Ayazma Camii, Lâleli’deki Sultan III. Mustafa ve III. Selim türbesi, Selimi­ye Camii ve Eyüp Şah Sultan Mekte­bi ile Kayseri Şeyh İbrahim Tennurî Çeşmesi’dir.

***

Daha çok serçe, saka, kırlangıç gibi küçük kuşlar için inşa edilmiş kuş evlerinin geçmişi çok eskilere uzanır.

Türklerin 19. yüzyıla kadar yapımını devam ettirdiği kuş evlerinin amacı; uçsuz bucaksız göklerde özgürce kanat çırpan, ama bir o kadar da yalnız ve korumasız olan kuşlara barınak sağlamaktı.

Kuş evlerinin hepsinin belli standartları olmak zorundaydı ve bunların en başta geleni de kuşların kendilerini güvende hissetmelerini sağlamaktı. Kuş evlerinin şiddetli esen rüzgâra karşı korunaklı olan ve binaların daha çok güneş alan dış cephesine inşa edilmesi gerekiyordu.

Kuş köşkleri de denilen bu minya­tür yapıların bulundukları binalar; ev­ler, köşkler, saraylar, cami ve mescidler, medreseler, hanlar, kütüphaneler, türbeler, köprü­ler, çeşmeler, darphaneler gibi dini ve sivil mimari yapılardı.

YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları