1. YAZARLAR

  2. İzzet Doğan

  3. Yeter artık bitsin bu kin ve nefret
İzzet Doğan

İzzet Doğan

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Yeter artık bitsin bu kin ve nefret

A+A-

Biz akademisyenlerden bilimden yana tavır takınmalarını çağdaş ve uygar değerlerle donanımlı yurtsever insanlar yetiştirmelerini, toplumsal barışa katkı sağlamalarını, bilimi küçük düşürmemelerini bekleriz. Lanet okuyan, kin ve nefret taşıyan, ötekileştiren, kadını cinsel obje olarak gören söylemlerden herkesin kaçınması gerekir.

Nedir bu bitmeyen kin, bu bitmeyen nefret, bu lanet dolu söylemler?

Kurucu önder Atatürk'ü hedef alırken bir yandan da amaç Cumhuriyet kazanımlarını yıpratmak çağdaş ve uygar yaşam değerlerine ve bağımsızlığımıza karşı çıkmak değil midir?

Anımsar mısınız daha önce "Keşke Yunan kazansaydı" diyen zihniyet yakın zamanda Gaziantep'te hortlamış ki ve Şahinbey ilçesindeki İyinacar Camii'nin imamı; "Şöyle kahramanlık yapılmış, böyle kahramanlık yapılmış. Yunanlıları denize döktüler. Nerde döktüler. Hepsi yalan, keşke o gün savaşı kaybetseydik, belki Osmanlı'yı daha sonra yeniden kurabilirdik" dedi.

Ayasofya'nın 86 yıl sonra tamamen ibadete açıldığı gün Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş: "vakfedenin şartı vazgeçilmezdir, çiğneyen lanete uğrar" dedi.

Kadın cinayetlerini ve laikliği hedef alan sözleri ile büyük tepki çeken Ayasofya baş imamı Mehmet Boynukalın aynı zihniyetin temsilcisi olarak, aile reisinin erkek olduğunu; dine, akla ve fıtrata uygun olanın da bu olması gerektiğini savunmuştu.

Ayasofya'da Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katıldığı programda Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk'e atfen "zalim ve kafir" diyen İmam Mustafa Demirkıran da konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu ve bu gibi mabedlerin mabed olarak kalması için inşa edilmiştir. Öyle bir zaman geldiki bir asır gibi bir zaman içinde ezan ve namaz yasaklandı ve müze haline çevrildi. Bunlardan daha zalim ve kafir kim olabilir... Yarabbi bir daha bu zihniyetin bu ümmetin başına gelmesini mukadder buyurma... "

Bu sözlerin ardından Demirkan'a büyük tepkiler yükselirken, Demirkıran'ın Yüksek Öğretim Kurumu Başkanı Yekta Saraç'ın kayınpederi ve Muhammet Emin Saraç'ın da dünürü olduğu basında yer aldı. Aslında kendisi hakkında tepki gösterdiğimiz birinin ailesiyle ilişkilendirilmesi doğru değildi.

Önemli olan zihniyet ve Atatürk düşmanlığıydı.

Bu zihniyetin zincirlerinden Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu, üniversiteler için: "Sayın Cumhurbaşkanımız da vurguladı. Neredeyse fuhuş evleri" ifadesini kullandı. Stüdyodaki konukların "Hocam ağır oldu. Genelleme yapmayın" demesi üzerine Sofuoğlu, "İstisna değil. Gördüklerim var. Gelin ben size apartları gezdireyim. Siz nerede yaşıyorsunuz."

Doç. Dr. Ebubekir Sifil, sosyal medya hesabından Özdil ve Akman'ı hedef aldı. Sifil, tepki çeken paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

"Başta Yılmaz Özdil ve Cüneyt Akman olmak üzere dinî sembol ve değerlerle, duayla, namazla... alay edenler, kim olurlarsa olsunlar, öldüklerinde cesetleri camilerimize sokulmasın, cenaze namazları kılınmasın."

Bu zihniyet ısrarla kız çocuklarının, çocuk yaşta evlendirilmelerini, gebe kadınların sokağa çıkmamaları gerektiği, İstanbul Sözleşmesinin aileyi yıktığını vs. savunur çağdaş ve uygar değerlere karşı çıkarlar.

Bu anlamda Adıyaman Üniversitesi (ADYÜ) Rektörü Prof. Dr. Mustafa Talha Gönüllü 'nün sosyal medya hesabından yayınlandığı fetvada geçen "Kadınla tokalaşmak ateş tutmaktan daha korkunç" sözlerini hatırlatmak gerekir.

Bu zihniyetin yukardaki örnekler gibi yüzlerce akıl ve mantık dışı "incileri" vardır.

Atatürk'ün kadına tanıdığı hakları hazmedemez kadın bedeni ve kız çocuklarımızın bedeni üzerinden politika yaparlar. Bu zihniyetin temsilcileri arasında yukarıda belirtilenler gibi akademisyenlerin oluşu ayrıca üzücüdür.

Biz akademisyenlerden bilimden yana tavır takınmalarını, çağdaş ve uygar değerlerle donanımlı yurtsever insanlar yetiştirmelerini, toplumsal barışa katkı sağlamalarını, bilimi küçük düşürmemelerini bekleriz. Lanet okuyan, kin ve nefret taşıyan, ötekileştiren, kadını cinsel obje olarak gören söylemlerden herkesin kaçınması gerekir.

İstanbul'u Fatih Sultan Mehmet fethetmiş, Atatürk de 6 Ekim 1923'te silah arkadaşları ile kurtarmış olup cumhuriyetimizin kurucu önderidir. Atatürk artık tüm gönüllerde yer almış ortak değerimizdir. Vatan kurtulmasa şimdiki imamlarda mesleklerini sürdüremezlerdi. Bugün ülkemizde özgürce yaşıyorsak, bayrağımız dalgalanıyorsa, yarınlara umutlarımız varsa bunu Atatürk ve silah arkadaşlarına borçluyuz.

Bir taziye için katıldığım Mevlitte merak edip Hoca'ya duaların sonunda bezen Atatürk ve silah arkadaşları içinde Fatiha okunup anıldıklarını, ancak bazı taziyelerde okunmadığını belirtip nedenini sormuştum.

Hoca bana şöyle demişti: "Aslında doğrusunun Atatürk ve silah arkadaşlarını da anmak olduğuna inanıyoruz. Fakat bazı ortamlarda çekindiğimizden Atatürk ve silah arkadaşlarını anamıyoruz!"

Bu yazı toplam 656 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar