Mehmet Eyüp Yardımcı

Mehmet Eyüp Yardımcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Utanabilmek

A+A-

28 Şubat'ta aramızdan ayrılan büyük usta Yaşar Kemal, 1993 yılındaki Sivas olaylarının ardından yaptığı konuşmanın bir bölümünde; "Hepimize yazık oldu, ama Türkiye'ye çok büyük yazık oldu. İnsanlığın yüzüne çıkıp bugün ne söyleyeceğiz? Utançtan başka neyimiz kaldı elimizde?" demişti.

Dünya edebiyatının diğer usta kalemi Eduardo Galeano, "Gölgede ve Güneşte Futbol" eserinde futbolu şöyle anlatıyordu; "Futbolun öyküsü, zevkten zorunluluğa uzanan hüzünlü bir öyküdür. Spor bir sanayi dalına dönüştüğü oranda, iş olsun diye oynandığı zamanki güzelliğinden bir şeyler kaybetmiştir. Yüzyılın sonlarını yaşadığımız bu günlerde futbol, işe yaramaz her öğeyi reddetmektedir; kâr getirmeyen her öğe de 'işe yaramaz' olarak kabul edilmektedir. Çocukların balonla oynaması gibi, ya da kedinin yün yumağıyla oynaması gibi, yetişkin bir insanı bir an için çocuk kılan davranışlar kimseyi ilgilendirmiyor artık. Balon kadar hafif bir topla dans eden balet ya da yuvarlanan yumak; oynandıklarının farkına varılmadan oynanan saatsiz, hakemsiz ve nedensiz oyunlarla ilgilenen yok.

Oyun, oyuncusu az, izleyeni çok bir gösteriye dönüştü. Bu artık seyirlik bir futbol. Bu gösteri günümüzün en kârlı gösterilerinden biri ve artık oynanması için değil, oynanmasının engellenmesi için düzenleniyor. Profesyonel sporun teknokratları, futbolu sırf sürate ve güce dayalı, mutluluğa boşvermiş, fantezinin gelişemediği, cüretin yasaklandığı bir spor dalı haline getirdiler. Bereket çok ender de olsa hâlâ sahalarda kuralların dışına çıkarak, sırf bedensel bir zevk uğruna, yasaklanmış özgürlük serüvenine atılan, rakip takımı, hakemi ve tribünlerdekileri şahlandıran bir yüzsüz çıkıyor."

Maalesef günümüz futboluna "Endüstriyel" sıfatını ekleyince ve bu endüstriyel sıfatının gerekliliğini tam olarak yerine de getirmeyince ortaya çıkan futbol tatsız, tuzsuz sadece maddiyata bağlı bir gerçeklilik sunmaktadır.

1 Haziran 2020 ile 28 Şubat 2021 arasındaki 9 aylık bilançolarını açıklayan sadece dört büyük takımın açıklamalarına baktığınızda, Türk Ticaret Kanunu'nun 376. Maddesine göre "Borca batıklık" olarak değerlendirilmesine rağmen, futbolcu (olası) ve lisans hakkı değerlerinin muhasebeleştirilmesiyle özkaynak pozitife döndürülmüş vaziyette. Şimdiki an itibariyle sadece dört büyük kulübümüzün net borcu ne kadar? Bunları ancak yaşanacak mali ve idari kongrelerde öğrenebileceğiz. Yalnız bir gerçek var ki! O da sadece dört büyük kulübümüz değil top yekûn futbol dünyamız "batık"…

Bu batış hikâyesinin baş kahramanları çok ama çok belli. Beşiktaş ve Kulüpler Birliği başkanı sayın Ahmet Nur Çebi'nin dediği gibi bu işin sorumluları, bugün hiçbir şey olmamış gibi ortalık yerde gezip duruyor. Bu işlerin sorumlularına verilecek ceza var mı? Henüz yok. Yani her şey yapanın yanına kâr kalmaktadır.

Tekrar Süper Lige dönen Adana Demirspor'un başarısı ve Samet Aybaba'nın hakkı verilirken, biraz geçmişe dönüp 2010 yılına bakalım. Adana Demirspor'un başkanlığını yapmış bir isim Bekir Çınar'ı bugün kaç kişi hatırlıyor? Bekir Çınar, başkanlık yaptığı dönemde Adana Demirspor'un tüm borçlarını üzerine alır ve şahsi borcu yapar sırf Adana Demirspor "nefes alsın" diye…

Kendi cebinden 4 milyon TL harcar ama ancak 1 milyon TL'sini geri alabilir. Medikal işler yapan bir iş insanıdır ve ihalesini aldığı hastahanelerden parasını alamaz ve mali durumu iyice zora girer. Mecburen yolu tefecilere düşer, tefecilerden aldığı para faiziyle 10 milyon TL'ye ulaşır.

Çok sevdiği, başkanlığını yaptığı Adana Demirspor için girdiği bu mali bataktan kurtulamamanın verdiği buhran sonunda, cansız bedeni bir merdiven boşluğunda, demir korkuluklara bağlanmış ipin ucunda bulunur. Geriye Adana Demirspor'u borç batağından kurtarmak için düzenledikleri organizasyonlara, katkı yapmayanlara sitem dolu sözleriyle dolu video görüntüleri kalır. Adana Demirspor'un Süper Lig'e dönüşü ardından birkaç seveni onu unutmaz ve sosyal medya paylaşımlarında adından bahseder.

Bugün kulüplerin ekonomik yapısının suçlularını toplayıp Bekir Çınar'ın mezarına götürmeli, bilinmez belki yüreklerinin bir yerinde kalmış "utanma duygusu" harekete geçer ve bir daha bu işlere dönmemek ve cezalarını çekmek üzere hak ettikleri bir yaşama layık olurlar.

Not. Bu yazıyı, yazının esin kaynağı olan kıymetli kardeşim "Batuhan Söylemez'e" ithaf ediyorum.

Bu yazı toplam 176 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar