1. YAZARLAR

  2. A.Öner PEHLİVANOĞLU

  3. TÜRK-RUS İLİŞKİLERİ-7 1990'DAN BUGÜNE
A.Öner PEHLİVANOĞLU

A.Öner PEHLİVANOĞLU

BAKIŞ
Yazarın Tüm Yazıları >

TÜRK-RUS İLİŞKİLERİ-7 1990'DAN BUGÜNE

A+A-

Değerli okuyucular, bu gün, 1990'dan 2021'e uzanan dönemde yaşanan Türk-Rus ilişkilerini özet olarak inceleyeceğim.

20. yüzyıl dünya tarihinde çarpıcı olayların yaşandığı bir yüzyıl oldu. 70 milyona yakın insanın ölümüne neden olan iki büyük dünya savaşı, ilkinin ardından imparatorlukların çöküşü, T.C.nin kuruluşu ikincinin ardından totaliter rejimler, komünizm, faşizm ve nazizmin doğuşu ve batışı, Demirperde'nin inşaası, Soğuk Savaş dönemi, Küba krizi, teknolojide meydana gelen gelişmeler, uzayı keşif çalışmaları, internet ve bilişim teknolojisinde patlama, küreselleşme, yüzyılın en büyük felaketi Çernobil kazası ve Sırpların yarattığı, 90 binden fazla kişinin öldüğü Bosna-Hersek soykırımı, hepsi 20. Yüzyılda yaşandı.

20. yüzyılın sonunda,  74 yıl süper güç olarak varlığını sürdüren SSCB, çok kısa bir sürede çözülüp dağıldı;  25 Aralık 1991'de Yeltsin ve Gorbaçov, SSCB'nin son bulduğunu resmen duyurdular. SSCB bünyesinde bulunan 15 ülke, bağımsızlığına kavuştu, üç slav ülke, Rusya, Ukrayna ve Beyaz Rusya(Belarus) aralarında imzaladıkları yeni bir anlaşma ile yeni bir birlik oluşturdular. Bu birliğe kısa süre sonra, dokuz eski sovyet devleti de katılarak "Bağımsız Devletler Topluluğu"nu kurdular. Böylece, soğuk savaş ve komunizme dayalı ideolojik savaş dönemi sona erdi, doğu ve batı Almanyalar birleşti.

Türkiye açısından, "Soğuk Savaş" döneminde ülkenin toprak bütünlüğü ve  güvenliği için tehdit  olarak algılanan Sovyet Rusya, "Soğuk Savaş" sonrasında  ekonomik ve uluslar  arası alanda işbirliği yapılan öncelikli ülke konumuna girdi. Enerji ihtiyacının karşılanması için gerekli olan doğalgaz alımı konusunda  Rusya, Türkiye'nin en önemli ticaret ortağı oldu. Özellikle Mavi Akım Projesi ile Türkiye doğalgaz ihtiyacının yaklaşık %70'ini Rusya'dan sağlar hale geldi.

21. yüzyılda, Türkiye'nin potansiyel tehdit olarak gördüğü ülkelere Rusya'nın silah desteği sağlaması, bu kapsamda, Kıbrıs Rum Kesimi'ne Türkiye'nin güneyini vurabilecek menzilde S300 füzeleri satması, Yunanistan ile yakın ilişki içerisinde olması, Türkiye'ye yönelik ayrılıkçı terörü desteklemesi , Rusya'nın konvansiyonel kuvvet indirimi AKKA Düzenlemelerine direnmesi,  Türkiye'nin Rusya'ya karşı Çeçen bağımsızlık mücadelesini desteklediği  iddiaları ile Rusya'nın da PKK kartını kullanması, Kafkaslar ve Orta Asya'da her iki ülkenin birbiri ile çatışan, nüfuz alanını genişletme gayretleri, Türkiye'nin Türkî cumhuriyetler ile kurmaya çalıştığı yakın ilişkiler, Suriye ve Libya'daki gelişmeler ile ilgili birbiri ile çatışan politikaların icrası, Türk-Rus ilişkilerinde sorun yaratan gelişmeler olarak ortaya çıktı.

21 yüzyılın başlangıcından itibaren, yaşanan sorunlara rağmen, Türkiye ve Rusya ekonomik ilişkilerinde yeni bir döneme girdi. İki ülke arasında, özellikle ekonomi alanında gelişen işbirliği,  Rusya'yı, Türkiye'nin en önemli ticari partneri konumuna getirdi.

Bu aşamada şöyle bir soru sorulabilir; Ekonomik alanda meydana gelen gelişmeler Rusya'ya yönelik tehdit algılamasını değiştirdi mi?

Türk-Rus ilişkiler tarihi ve Rusya'nın tehdit potansiyeli dikkate alındığında, Türk-Rus ilişkilerinin aslında kaygan  bir zeminde seyrettiği ifade edilebilir. Rusya'nın sahip  olduğu askeri güç Türkiye için endişe kaynağı oluşturmaktadır.

2015 yılında bir Rus savaş uçağının Türkiye tarafından düşürülmesi, 2016'da Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov'un bir Türk polisi tarafından öldürülmesi, 2020 Şubat ayında, Rusya destekli Suriye güçlerinin Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bağlı bir tabura düzenlediği hava saldırısı sonucu en az 34 Türk askerinin öldürülmesi iki ülke arasında tansiyonun yükselmesine neden olmuştur. Ancak, her iki ülke, tansiyonun tırmandığı bu kriz anlarında bile ilişkilerin kesilmesine izin vermemiştir.

Türkiye'nin Rusya üretimi, uzun menzilli hava ve füze savunma (S-400) sistemini satın alması, önemli  stratejik/askeri (bir bakıma ekonomik) yakınlaşmadır. Bu yakınlaşma sonrası enerji sektöründe de iki altyapı projesi; biri, Türk Akım boru hattı ve diğeri 22 milyar Dolar maliyete ulaşacak Rusya tarafından inşa edilip işletilecek olan Akkuyu nükleer enerji reaktörü, iki ülkenin ikili ekonomik ilişkilerinin seviyesini ortaya koymaktadır.

İki ülke arasında, 2019 yılında, 25 milyar dolara yaklaşan ticaret hacmi gerçekleşirken, 1988-2018 döneminde 150'yi aşan Türk inşaat şirketi, Rusya'da toplam 40 milyar dolar değerinde, enerji santralları, kamu binaları, iş merkezleri konut kompleksleri, olimpiyat köyü dahil 1423 farklı projeyi gerçekleştirdi.

Yetkililerin beyanlarından, Türkiye-Rusya arasında ekonomik ve ticari alandaki gelişmelerin devam edeceği beklenmektedir. Gelişmelerin, başta ABD olmak üzere Batı ülkelerinde tedirginlik yarattığı gözlenmektedir. İki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler özellikle Rusya açısından stratejik öneme haiz, enerji, turizm, ithalat ve ihracat gibi alanlarda bir stratejik ortaklık olarak değerlendirilmesine rağmen, iktisadi ortaklık siyasi ilişkilere yeterince yansıyormu? Sorusu cevap bekliyor.

İlişkilerin bir stratejik ortaklığa dönüşebilmesi için karşılıklı güven ve bir müşterek  tehdide karşı ortak hareket edebilme refleksinin oluşması gerekli. Bu gün için böyle bir oluşumun gerçekleşmesi çok uzak ihtimal. Türkiye, Rusya'ya yönelik politika üretirken, başta ABD olmak üzere AB ve diğer ülkeler ile ilişkilerini de dikkate almak durumundadır.

"Uluslar üzerinde yaşadığı coğrafyanın esiridirler." Türkiye ve Rusya, iki ülke arasındaki ilişkileri büyük ölçüde üzerinde bulundukları coğrafya/jeopolitik şartlar dikte ediyor. Türkiye coğrafyanın verdiği avantajları kullanırken coğrafyanın yarattığı olumsuzlukları da dikate almak durumundadır. Ortadoğu, Kafkaslar ve Balkanlarda, Doğu Akdeniz, Libya'da yaşanan çatışmalar Türk-Rus ilişkilerini etkilemektedir. İki ülke arasında, Suriye'de başlayan Libya'da büyüyen ve derinleşen ve yakın geçmişte Azerbaycan-Ermenistan savaşında ortaya çıkan güvensizlik varlığını korumaktadır.

Harita; Türkiye'nin nüfuz bölgelerini diğer bir yaklaşım ile Rusya ile çatışma veya işbirliği yapabileceği bölgeleri göstermektedir. Siyah hat, Rus gazının Avrupa'ya ulaşan güzergahını gösteriyor. Kırmızı hat,  Rusya'nın sıcak denizlere çıkabilmesi Suriye, Libya Akdeniz'e ulaşabilmesi için tek güzergahı Türk Boğazlarını gösteriyor. Türk Cumhuriyetler'den, Ukrayna, Kafkaslar, Balkanlar, Ortadoğu, Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika'ya uzanan coğrafyada Türkiye ile Rusya arasında yaşanan nüfuz mücadelesi yanında, bölgeye yönelik tarafların farklı yaklaşımları potansiyel sorun olarak varlığını korumaktadır.

Türkiye'nin toprak bütünlüğünü savunduğu Ukrayna, Rusya'ya karşı kendisini güvence altına almak için NATO'ya girme arzusunu belirtmiştir. Daha sonra iptal edilen ABD'nin Rusya'ya karşı Ukrayna'nın yanında olmak amacıyla deniz Kuvvetlerini Karadeniz'e sokma arzusu, ardından İngiliz Deniz Kuvvetlerine mensup iki harp gemisinin Karadeniz'e çıkışı, Montreu'yü gündeme getirmiş dolayısıyla Türkiye'yi müteyakkız olmaya itmiştir.

Diğer yandan her iki ülke Ortadoğu, Kafkaslar ve Balkanlar'da da söz sahibi olmak istiyor. Ancak,Türkiye'nin bölgede öncü ülke olmasının önündeki engel ülke, Rusya. Bu durum, farklı ölçüde olmakla beraber Rusya için de geçerli. Bölge ülkeleri ile ilişkilerde Rusya hem Türkiye ile birlikte ve hem de karşısında. Sonuç olarak; Rusya'nın Türkiye'ye yönelik politikası; "Mümkün olduğu kadar yakınında durarak Türkiye'yi kontrol etmek" olduğu dikkate alınırsa ülke çıkarları elverdiği ölçüde, işbirliği kaçınılmaz olmaktadır. "

Sonuç olarak; Türkiye-Rusya arasında 21. Yüzyılda kurulacak ilişkilerin, iki ülke arasında her geçen gün artan ekonomik ilişkilere bağlı olarak daha da gelişeceğine ve kalıcı olacağına, Türkiye ile Rusya arasında kurulacak, karşılıklı güven ve  dostane ilişkilere dayalı işbirliğinin bölgede olduğu kadar küresel  barışa da katkısı olacağına, Türkiye'nin, Rusya dahil çevre ülkelerine yönelik politikalar üretirken, Yüce Atatürk'ün "Yurtta sulh cihanda sulh" ilkesi yanında "ulusal çıkar" ve  "ci vis pace para bellum" temel ilkelerine bağlı kalması gerektiğine inanıyorum.

Değerli okuyucularım, bu köşenin sınırları içinde, sizlere 1914-2021 dönemi Türk-Rus ilişkilerini özet olarak yedi bölüm halinde anlatmaya çalıştım. Yazılarımdaki  eksiklik ve yanılmalarımın hoşgörü ile karşılanmasını ve bunların yeni araştırmalara  neden olmasını dilerim.

Değerli okuyucularım, sizlere sevdikleriniz ile mutlu bir bayram, aydınlık bir Türkiye'de sağlık ve esenlik içinde nice mutlu günler dilerim,

EKLER:

foto-ic-oner-p..jpg

NOTLAR

 1992-1995 yılları arasında süren Bosna-Hersek ile Sırbistan arasındaki iç savaşta  90 binden fazla insan hayatını kaybetti yüz binlerce insan da "etnik temizlik", katliam ve tecavüzlerden kurtulabilmek için başka ülkelere göç etmek zorunda kaldı. Savaş, Dayton Anlaşması'nın kabul edilmesiyle ve 15 Aralık 1995'te, anlaşmanın Paris'te her üç tarafın da imzalanmasıyla sona erdi. Sırplar üzerinde etkisi olan Rusya savaşın önlenmesinde başarılı olamadı, ABD'nin politikaları ile barış sürecinden dışlandı .

 https://edam.org.tr/wp-content/uploads/2019/08/soli-gokce-the-economy-Chrest-Rusya-TR-1.pdf

 Türkiye'nin 2019 yılında gerçekleştirdiği toplam ihracatın sadece yüzde 2,2'sini Rusya'ya yapılmıştır.Toplam ticaret hacminde ise iki ülkenin ticareti, (2020, 20.8 Milyar $) Türkiye'nin toplam ticaret hacminin yüzde 7'sini meydana getiriyor. Türkiye'nin Rusya'ya ihracatı, 2019'da 4 ve 2020'de 5.2 Milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini, 2019-2020 yıllarında Rusya ile ticaret açığımızın, 17 Milyar $ civarında seyrettiğini görüyoruz. Bu değerlenirmeye 22 Milyar $ 'a mal olması beklenen Akkuyu Nükleer Enerji Santralı (NGS) dahil edilmemiştir. 

 İngiltere'nin saygın gazetelerinden The Sunday Times, İngiltere'nin Mayıs ayında Type 45 destroyer ve Type 23 sınıfı fırkateynlerini Karadeniz'e göndereceğini yazdı. Gazete, İngiltere Kraliyet Donanmasından bir yetkilinin açıklamasına dayandırdığı haberinde, gemilerin NATO ve Ukrayna'ya yönelik dayanışma göstergesi olarak bölgeye gönderileceğini aktardı

https://www.dw.com/tr/%C3%A7at%C4%B1%C5%9Fmalar%C4%B1n-g%C3%B6lgesinde-t%C3%BCrkiye-rusya-ili%C5%9Fkileri/a-55328970

 İki Ülke Arasında Ticaretin Altyapısını Düzenleyen Anlaşma ve Protokoller:

8.10.1937 tarihli "Ticaret ve Seyrisefain Anlaşması" ile 25.2.1991 tarihli "Ticari ve Ekonomik İşbirliğine Dair Anlaşma"

  15.12.1997 tarihinde imzalanan ve 17 Mayıs 2000 tarihinde onay süreci tamamlanan "Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına ilişkin Anlaşma"

  15.12.1997 tarihinde imzalanan ve 1 Ocak 2000 tarihinde yürürlüğe giren "Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması"

  15.12.1997 tarihinde imzalanan "Ticari, Ekonomik, Sanayi, Bilimsel-Teknik İşbirliğinin Geliştirilmesi Hakkında Uzun Vadeli Program"

  Türkiye-Rusya Federasyonu Hükümetlerarası Karma Ekonomik Komisyon Protokolleri (13. Dönem KEK Toplantısı Protokolü/01.12.2014),

  Türkiye-Rusya Federasyonu Hükümetlerarası Karma Ekonomik Komisyon 14. Dönem Toplantısı Protokolü (12.10.2016)

  Türkiye-Rusya Federasyonu Hükümetlerarası Karma Ekonomik Komisyon 15. Dönem Toplantısı Protokolü (21.10.2017)

 "Barış istiyorsan cenge hazır ol."

Bu yazı toplam 249 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar