1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Gündemin içinden
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Gündemin içinden

A+A-

Gün geçmiyor ki ülkemizin etrafında olanlar Türkiye'ye yeni bir sorun yaratmasın. Kuzey tarafta Rusya ile Batı arasındaki çatışma giderek sonu belirsiz bir sürece doğru ilerliyor. Rusya, geçtiğimiz günlerde ABD'nin Karadeniz'e iki harp gemisi göndermesi bildirimine karşılık daha bu gemiler yola çıkmadan Hazar donanmasından 15 harp gemisini Karadeniz'e indirivermişti. Putin, iyi bir satranç oyuncusu olduğu için daha Biden hamle yapmadan karşı hamleyi hesaplamış ve oynamıştı. ABD, NATO'yu da kullanarak dünyada elini kolunu sallayarak giremediği tek deniz olan Karadeniz'e girmek istiyor. Bu durum ABD açısından Rusya'yı çevrelemek kadar bir anlamda da "prestij" meselesine dönüşmüş gibi. Lakin Rusya'nın buna izin vermesi de pek mümkün görünmüyor. ABD tıpkı Romanya ve Bulgaristan gibi Ukrayna'yı da NATO şemsiyesi altına almak istiyor, bu yolla hem Karadeniz'de daha etkin olmak hem de çevrelemenin kuşağını kapatmak istiyor. Buna karşın Rusya'da Ukrayna Donbass bölgesine yığınaklanmasını arttırıyor. 2014 çatışmaları, Rusya'nın Kırım'ı işgal ve ilhakı ve Novorossiya'da (Donbass) yeni bir siyasi yapı oluşturma gayretleri "Minsk Protokolü/Antlaşmaları" ile kısmen sonlandırılmıştı. Minsk Protokolleri, kırılgan da olsa, bölgede bir denge ve asayiş oluşturmuştu. Ancak bu gün durum değişti. ABD'nin Bulgaristan ve Romanya'daki garnizonlarına ilave olarak, Yunanistan Dedeağaç'ta yığınak yapmasına; Rusya, Ukrayna sınırında askeri yığınaklanma ile karşılık verdi.

Avrupa Birliği (AB) Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Josep Borrell, "Ukrayna sınırındaki durum ve Rus birliklerinin takviyesi endişe vericidir. Ukrayna sınırlarında ve Kırım'da 150 binden fazla Rus askeri toplanıyor. Gerginliğin artacağı açıkça görünüyor" diye açıkladı. ABD artık Sovyetler Birliği döneminde olduğu kadar güçlü olmadığının farkındadır. AB ülkelerinin de NATO şemsiyesi altında kerhen bulundukları, aslında AB'nin kendi silahlı gücünü oluşturmak istedikleri eskiden beri bilinen bir durum. Putin'in Ukrayna sınırına asker yığmadan evvel Merkel ve Sarkozy ile görüşmesi ABD'nin yalnızlaştığının bir işaretidir. Yine de ABD'nin bir süper güç olduğunu unutmamak lazım. ABD bu konuda bir NATO üyesi olarak Türkiye'nin de Rusya karşısında kendi yanında olmasında ısrarcı. Türkiye'nin de Ukrayna'yı destekler konumda görünmesi Putin'i rahatsız etmiş görünüyor. Putin'in bu rahatsızlığı Türkiye için Suriye'de de bir sıkıntı yaratabilir. Şöyle ki, Emperyal Devletlerin doğrudan çatışmak yerine vekâlet savaşlarını organize ettikleri günümüz dünyasında geçerli uygulama. Suriye'nin Kuzey Batı'sında yakın tarihlerde faaliyete geçtikleri anlaşılan, adı sanı belli de olsa, arkasında kimlerin bulunduğu tam olarak bilinmeyen bazı silahlı örgütler, Türkiye'nin bölgedeki askeri varlığına karşı son zamanlarda sıklığı giderek artan birtakım bombalı saldırılar gerçekleştiriyor. 2020 Mart'ından bu yana resmi düzeyde bir ateşkesin hüküm sürdüğü İdlib sınırları içinde gerçekleşen ve sadece TSK güçlerini hedef alan son dönemdeki saldırıları, isimleri daha önce duyulmamış, sosyal medya üzerinden dolaşıma soktukları mesajlarla varlığından haberdar olundukları anlaşılan "Seriyyet-i Ensar Ebu Bekir es-Sıddık" (Sadık Ebu Bekir'in Yardımcıları Müfrezesi) grubu ya da "Tanzim et-Talia el-Mücahide" (Öncü Cihatçı) ile Abdullah bin Uneys Cemaati gibi örgütlerin gerçekleştirdiği medyada yayınlanıyor. Herşey tamamdı da şimdi bir de bunlar çıktı başımıza. Türkiye'ye vermek istedikleri mesajın "Sana burayı Vietnam yaparız." gibi bir mesaj olduğu düşünülebilir. Anlaşılan o ki bu terör örgütleri daha büyük yapılar tarafından Türkiye'ye karşı kullanılıyor. Türkiye'nin tutum ve davranışına göre kuklacı ya da kuklacılar bu kuklaları oynatacaklar. Suriye'de bir "sözde garnizon Kürt Devleti kurulması olayı" Türkiye'nin bekası için hayati önemdedir. Ancak Suriye'de hem ABD hem de Rusya çok etkin biçimde bulunuyor. Elli yıldır biliyoruz ki üstelik her ikisi de çok profesyonel "kuklacılar". Bu durumda Türkiye'nin kuzeydeki tavrına göre güneydeki kuklaların hareket edeceklerini düşünmek çok da yanlış olmaz. E, kuzeye bakınca hem ABD var kavgada hem de Rusya. Ne olacak şimdi? Hani denir ya "iki arada bir derede" diye. İşte tam da öyle. Bu arada Yunanistan-Ege-Doğu Akdeniz filan bunları saymadık. Filler tepiştiğinde çimen olmamak için yapılacak tek şey iki tarafa da eşit mesafede duran daha dengeli yeni bir siyaset oluşturmaktır. Başka yolu yok gibi.

 

                                                              *****

Akıncı dizisi

 

Şu televizyon dizileri ile ilgili olumsuzlukların nelere sebep olabileceğini söylemekten dilimizde tüy bitti.  ATV'de yayınlanan Akıncı dizisi 16. bölümünde ekrana getirdiği harita sahnesi ile yeniden gündeme oturdu. Ekrana gelen bölümde, senaryo gereği kullanılan bir haritada Azerbaycan toprağının Ermenistan toprağı olarak gösterilmesinin Azerbaycan'da tepkiye yol açtığı yazılıyor. Sosyal medyada vatandaşların tepkisine de neden olduğunu öğrendiğimiz bu durum, dizilerin ne kadar özensiz çekildiğinin açık kanıtıdır. Aynı dizi, senaryodaki bir abukluk nedeniyle geçenlerde Adalet Bakanlığının da tepkisini çekmişti. Hani derler ya bir değil iki değil nedir bu kardeşim? Bu senaristlerin yazdığı senaryoları okuyan akıllı bir adam hiç mi yok? Bu işleri iyi bilen bir danışmanları yok mu? Üç kuruş ödeyin de danışmanlara bir sorun. Diziler toplumların algılarını büyük ölçüde yöneten enstrümanlar haline geldiler. Özellikle bu türde savaş, terörle mücadele, dış politika ve uluslararası ilişkiler meselelerini işleyen dizilerin çok daha dikkatli olmaları, mutlaka birkaç danışmanın süzgecinden geçtikten sonra diziyi yayınlamaları şarttır. Hiç mi görmediniz Azerbaycan toprağının Ermenistan toprağı diye gösterildiği bu haritayı? Basit bir sahne olarak görülebilir ama bu tür argümanların Türkiye karşıtlarınca dünya kamuoyunu az da olsa etkileyebilmek için önüne koyulabilecek bir materyal olabileceğini hiç mi düşünmezsiniz be kardeşim? Bu kadar bilgisizlik de olmaz ki.  

Bu yazı toplam 110 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar