1. YAZARLAR

  2. İzzet Doğan

  3. Eşitlik her zaman adil değildir
İzzet Doğan

İzzet Doğan

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Eşitlik her zaman adil değildir

A+A-

Hakim ve savcılar sıraya! öyle mi?

Önce basında çıkan habere bakalım. Osmaniye Devlet Hastanesi ortopedi bölümüne gelen cumhuriyet savcısı, iddiaya göre kendisini muayene etmeyen doktoru gözaltına aldırmak istedi. Ve ters kelepçe ile götürülmesi talimatını verdi.

İHA'da yer alan habere karşı, Osmaniye Başsavcılığı bir açıklama ile cevap vererek olayı aydınlattı. Bu açıklamaya göre doktor; daha önce randevusu olan Cumhuriyet Savcısını muayene etmek istemediği gibi:

"muayene odasından ayrılarak tedaviden kaçınıp güvenlik görevlilerine aşağılayıcı şekilde M.B'nin dışarı çıkarılması talimatını verdiği, tedavi olmaksızın hastaneden ayrılan Cumhuriyet Savcısı M.B'nin şikayeti üzerine Cumhuriyet Başsavcılığımızca nöbetçi doktor hakkında hakaret suçundan soruşturmaya başlanılmıştır. Nöbetçi doktor, aynı gün Başsavcılığımızca şüpheli sıfatıyla ifadesi alınarak serbest bırakılmıştır. Aksi yöndeki iddialar gerçeği yansıtmamaktadır."

Bana göre, basında çıkan haber doğru değildir. Çünkü C. Savcısı şikayetçi olduğuna göre emniyet müdürlüğüne talimatı şikayetçi olan değil şikâyeti soruşturan C. Savcısı verir. Fakat doktor genel olarak böyle bir olay için kaçacak kimse değildir ve kelepçe takılmadan götürülmesi daha doğru olurdu.

Hakim ve savcılar sıraya!

Önce basında çıkan bu haberlerin başlığında incelik yok. Her şeyden önce şunu belirtmeliyim ki, hâkim ve savcılar kamunun sağladığı olanaklar bakımından üvey evlat gibidirler. Daha önce bazı meslekler için olduğu gibi hâkim ve savcıların tedavi sırasında öncelikleri vardı. Fakat fiilen uygulanmıyor, zorluk çıkarılıyordu. Genelge değil ahbap-çavuş ilişkileri ile işler daha yolunda gidiyordu.

Eski genelgede, "muayene, tetkik, tahlil ve tedavilerini yaptırmak üzere yataklı tedavi kurumlarına müracaatta bulunan Cumhuriyet savcıları ve hâkimlerin görevlerinden kaynaklanan özel durumlar dikkate alınarak sıra gözetilmeden öncelikle ve bekletilmeksizin muayene ve tedavilerinin sağlanması" ibaresi yer alıyordu.

Fakat, Sağlık Bakanlığı, yayınladığı genelgeyle hakim ve Cumhuriyet savcıları ile sağlık personeline tedavi sırasında tanınan öncelik ortadan kaldırıldı. Bu haberler "Hakim ve Savcılar sıraya" diye duyuruldu.

Sağlık Bakanlığı genelgesinde Anayasamızın;

"Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.

Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."

Diyen 10. Maddesine dayandırıyordu. Fakat bu yorum doğru değildi.

Çünkü Aynı durumda olanlar için farklı düzenleme eşitliğe aykırılık oluşturur. Anayasa'nın amaçladığı eylemli değil, hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlik ilkesi çiğnenmiş olmaz. Başka bir anlatımla, kişisel nitelikleri ve durumları özdeş olanlar arasında, yasalara konulan kurallarla değişik uygulamalar yapılamaz. Durumlarındaki ve hukuki statülerindeki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerekli kılabilir.

Şimdi basit bir soru ile yukardaki açıklamamı örneklemek istiyorum. Kamu görevinden emekli yüzlerce insan var. Fakat bunların bir kısmına emekli olmalarına rağmen yıllarca araç ve koruma tahsis ediliyor. Şimdi Anayasanın 10. Maddesine göre diğer emekli görevliler bu uygulama anayasaya aykırıdır bize de araba ve koruma verin diyebilir mi? Bir başka örnek doktorların çok haklı olarak korona virüsü için öncelikle aşı olmaları. Çünkü ortada görevlerden kaynaklanan bir durum söz konusudur. Her kamu görevlisine lojman verilmediği gibi, yıpranma pay hakkı da tanınmıyor.

Mahkemelerde ameliyata gidecek bir doktora, derse girecek bir öğretmene, uçak saatine yetişemeyecek bir yolcuya koşullar elverdikçe öncelik verirdik. Çünkü bir doktoru sıraya koyarsak doktorun bakması gereken onlarca vatandaş mağdur olur, bir öğretmen dersine giremezse onlarca öğrenci mağdur olur. Bir hâkim bir yolcu bir kaptan için de benzer şekilde düşünebiliriz. Ayrıca hemen belirteyim ki bazı mesleklerde görevlinin bizzat yapması gereken işlerini bir başka görevli aynı şekilde yapamaz. Hasta kendi doktorunu, öğrenci kendi öğretmenini bekler, hâkim-savcı kendi dosyasını bilir.

Sorun elit bir sınıf yaratmak, onlara zırhlı bir koruma sağlamak değildir. Adliyenin iş yükü nedeni ile hâkim ve savcılara hizmetten kaynaklanan ve geri alınan genelgeyle sağlanan bir önceliği eşitsizlik gibi görme sorunudur. Farklı meslekler biri birlerinin görev zorluklarını bilemezler anlayamazlar. Herkes kendi yaşadığı zorlukları bilir.

Konfüçyüs der ki;

"Adalet kutup yıldızı gibi yerinde durur ve geri kalan her şey onun etrafında döner"

Yargı mensuplarının bir önceliği varsa, bu öncelik adaleti gerçekleştirmeyi amaçlayan meslekleri nedeni iledir. Devletin ve halkın esenliği adaletin sağlıklı işlemesine bağlıdır.

 Şimdi kendimi bir poliklinikte beklerken düşünüyorum. Emekliyim ve daha çok zamanım var. Hastalarına dönmek isteyen, öğrencilerine veya duruşmalarına koşmak isteyen bir görevli benden önce doktora görünürse, benim kaybım ne olur, kamunun kaybı ne olur?

Korona virüsü ile savaşan doktorlarımız hak ettiler ve onları dakikalarca alkışladık.

Yaşadıgım bir olay

Sarıyer Adliyesinde Hukuk hakimiydim. Çalışırken dişimin ağrısına dayanamadım. Sevk yazısı alıp Çapa Diş Fakültesine geldim. Sıra bana geldi ve doktorum röntgen çektirmemi istedi. Gittim sıra var. Saat 13.30 da keşfe gidecek ve taşınmaz başında tarafların tanıklarını dinleyecek sonra da ertesi gün duruşması olan dosyalarımı okuyup çalışmaya devam edecektim. Bana görevli profesörden izin al dediler. Hocanın odasına girip, Sarıyer'e dönmem, keşfe yetişmem ve dosyalarımı okumam gerektiğini söyledim. Bana sizin adalet görüşünüz böylemi gibi bir cevap verdi. Hiç tartışmadım. Çünkü onun tıp bilgisi eli öpülecek ölçüde olabilirdi, fakat okumak başka şey, adam olmak başka.

Sonra doktoruma koştum. Çok üzüldü. Rapor vermek istedi. Hayır olmaz insanlar keşif için beni bekleyecekler ve yarınki dosyalarım için çalışmaya devam etmem gerekiyor dedim. Bir taksiyle dönerken ağrı giderici aldım. Keşfime yetiştim. Akşam servisle dönemedim. Adliyede kalıp saat 19.30'a kadar çalıştım. Sonra otobüsle Taksim'e gidip oradan aktarma yaparak Ataköy'e evime döndüm.

Sonuçta o profesör adaleti gerçekleştirmişti!

Bu yazı toplam 1702 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar