1. YAZARLAR

  2. A.Öner PEHLİVANOĞLU

  3. CUP26 Glaskov Kararları
A.Öner PEHLİVANOĞLU

A.Öner PEHLİVANOĞLU

BAKIŞ
Yazarın Tüm Yazıları >

CUP26 Glaskov Kararları

A+A-

Değerli okuyucular, bu gün İKLİM krizi konusunu irdelemeye devam edeceğim,

31 Ekim-12 Kasım 2021 tarihleri arasında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çevre Sözleşmesi (BMİDÇS) kapsamında yapılan iklim konferansında Küresel sıcaklık artışının 1,5 dereceyle sınırlandırılabilmesi için ülkelerin emisyonlarını 2030'a kadar yarıya indirmelerine karar verildi

Peki neden 1,5 santigrat derece, 1,5 ile 2 derece ısınma arasındaki fark nedir? Bilim insanları herkesin merak ettiği bu soruları yanıtlıyor.

Şu an ne durumdayız? Dünya şimdiden, sanayi öncesi 1850, seviyelere göre yaklaşık 1,1 derece daha sıcak. Son kırk yılın her bir 10 yılı, 1850'den bu yana herhangi bir 10 yıldan daha sıcak geçti. Dünyada endüstri devriminden bu yana, çoğunlukla insan kaynaklı faaliyetlerden ötürü, atmosfere en az 2 bin 500 milyar ton karbondioksit salımı oldu. Bunun 500 milyar tondan fazlası ABD'ye ait. Sera gazı emisyonları içinde en büyük paya sahip karbondioksit salımı, daha çok fosil yakıtlar vasıtasıyla atmosfere yayılıyor.. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından hazırlanan "İklim Değişikliği 2021: Fiziksel Bilim Temeli" çalışmasına göre küresel ısınma, insan faaliyetlerinin etkisiyle son 2 bin yılda görülmemiş bir oranda arttı. Atmosferdeki karbon emisyonu yoğunluğu 2019'da 2 milyon yıl içinde en yüksek seviyesine ulaştı.

Küresel bazda toplam CO2 emisyonun 2/6'sı ormanlar, 2/6'sı atmosfer ve 2/6'sı okyanuslar tarafından emilmektedir. Okyanuslarda 15 Milyon Gigaton CO2 tabakası oluşmuş, karalarda biriken karbondioksit miktarı 4.000 Gigaton civarındadır. Bunun, yaklaşık yarısını okyanuslar emmektedir.

İklim konferansı sonunda ulaşılan kararları içeren taslak metin aşağıdaki hususları içermektedir;

IV. KÜRESEL ISININ AZALTILMASI

Küresel ısı artışının sanayi öncesi seviyesine göre, 1,5 °C artış ile sınırlama çabalarını sürdürmeye;

•             Küresel ısınmanın 2100 yılına kadar 1,5 °C ile sınırlandırılması için sera gazı emisyonlarının azaltılmasına,

•             Karbondioksit emisyonunu 2030 yılına kadar 2010 düzeyine göre %45 oranında azaltmaya,

•             Tarafların kömür ve fosil yakıtlara yönelik sübvansiyonları aşamalı olarak kaldırmasına,

•             Doğa temelli çözümlerin ve ekosistem temelli çözümlerin yaygınlaştırılmasına,

•             Emisyonların azaltılmasında, ormanların korunması ve eski haline getirilmesi de dahil olmak üzere, biyolojik çeşitliliğin korunması gerektiğine karar verilmiştir.

 

İklim krizini önleyecek sera gazı emisyonunu azaltmaları için gelişmekte olan ülkelere  yapılacak maddi yardıma fon oluşturmak üzere gelişmiş ülkelerce, 2020 yılında toplanması vaad edilen 100 milyar ABD dolarının henüz karşılanmadığını; bu bağlamda, gelişmiş ülkelerin, hem azaltım hem de uyum konularında gelişmekte olan ülkeri desteklemek için en geç 2023 yılına kadar 100 milyar ABD Doların  sağlanması konusunda taraf ülkeler taahhütlerini vermiştir.

 

Küresel ısının yükselmesinin önlenmesi amacıyla, Paris anlaşması hükümlerinin taraflarca uygulanması yolunda, sivil toplum örgütleri, gençlik örgütleri ve tüm halkın eğitimi ve bilinçlendirilmesi ve bu konuda sürdürülen seferberliğe aktif katılımlarının sağlanması ülke yönetimleriin öncelikli görevi olarak kabul edilmiş, sera gazı salınımının azaltılması için, gerekli teknik ve maddi desteğin temini yolunda ülke içinde birey ve kurumlar arasında karşılıklı destek ve işbirliği önerilmiştir.

 

2050'DE NET SIFIR

 

Net sıfır emisyon kavramı nedir?İklim değişikliğiyle mücadelenin önemli bir adımı olarak 2015 yılında kabul edilen Paris Anlaşması, küresel ortalama sıcaklık artışını 1,5 derecede tutmayı hedefleyen uluslararası bir iklim anlaşmasıdır. Net Sıfır Emisyon kavramı bu denge noktasını ifade etmek için kullanılmaktadır.

 

Paris Anlaşması'nın Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC)'nin raporuna göre sıcaklık artışını 1,5 derecede sınırlamak için küresel emisyonları 2030'da 2010 seviyesinin %45 altına indirmek ve 2050'de sıfırlamak gerekmektedir.

 

Bugün aralarında ABD, Çin, AB, çok sayıda Avrupa ülkesi, Japonya ve Güney Kore'nin de olduğu küresel emisyonların önemli bir bölümünden sorumlu çok sayıda ülke Net Sıfır Emisyon hedefini açıklamıştır.

 

İklim krizi karşısında Türkiye'nin durumu;

 

 Türkiye, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çevre Sözleşmesi (BMİDÇS) çerçevesinde kabul edilen Paris Sözleşmesi'ni 22 Nisan 2016 yılında imzalamış,Paris Antlaşmasına taraf olunmasına ilişkin kanun teklifi 7 Ekim 2021 tarih ve 31621 sayılı  Resmi Gazete'de yayınlanlanarak yürürlüğe girmiştir.

 

Paris İklim Antlaşmasının imzalandığı 2021 yılında, son 20 yılda yanan orman alanına eşdeğer ormanımız sadece 1 yılda yanmış ve Türkiye'nin söz verdiği karbon düşürme taahhüdünün hepsi 2021 yılında CO2 salımı olarak atmosfere salınmıştır. Türkiye'nin, Paris İklim Anlaşmasını imzalaması ile 2030 yılına kadar atmosfere salınan karbondioksit (CO2) konsantrasyonunu azaltmak için başta kömüre dayalı enerji üretimini, santrallerini sınırlandırması hatta kapatması beklenebilir. Mevcut durumda elektrik üretiminde kömürün payının yüzde 35 civarında olduğu düşünülürse taahhütlere uyulması çok da kolay gözükmüyor. Bugün kömür kullanarak elektrik üreten 51 santral bulunmaktadır. 10 küsur santral yapım aşamasında ve 7 santral içinde izin alınmıştır. Yaklaşık 70 kadar kömür yakılarak enerji üretilen santralin kapatılması ve yerine alternatif enerji kaynaklarının kısa sürede sağlanması pek kolay görülmüyor.

 

İklim değişimlerinin en çok etkileneceği Akdeniz Çanağında, Türkiye'nin güneyindeki alanların başta su kıtlığı olmak üzere ciddi derecede sorunlar yaşayacağı öngörülmektedir. Özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu bölgelerinde kontrolsüz yeraltı sularının çekilmesi sonucu, başta Konya olmak üzere bazı ovalarda obruklar (çökmeler) oluşmaya başlamıştır.

 

Anayasanın 169. maddesine göre karbon yutak alanları olan ormanların varlığının arttırılması için devlet kurumlarının orman varlığını azaltan bütün olumsuz faaliyetleri iptal etmeleri gerekmektedir.

 

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından İklim krizi nedeniyle 80'lerde ve 90'larda gerçekleşen iklim afeti sayısından daha fazlasının 2010'lardan sonra tek bir yılda gerçekleşmiş olduğu yayınlandı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü son verilerine göre ülkemizde 2020, 2021 yılı son 60 yılın en sıcak yaz mevsimini geçirdiğini göstermektedir. Buna bağlı olarak artan orman yangınları, İç Anadolu'da, Doğu Anadolu'da kum fırtınaları, su kıtlığı gibi iklim değişimlerinin sonuçları yaşanmaktadır. Bu sonuçlar doğrudan gıda güvenliğini olumsuz etkilemektedir.

 

Bu nedenle Türkiye'nin ilk iş olarak 2050'te Net Sıfır hedefiyle uyumlu orta ve uzun vadeli bir yol haritası belirlemesi ve hedeflerini güncelleyerek yeni bir uygulama planı hazırlaması gerekmektedir.

 

"TÜRKIYE'NIN KARBONSUZLAŞMA YOL HARITASI: Ne Yapılmalı?

 

1.            Atmosfere salınan sera gazı emisyonunu azaltacak ciddi karbon ayak izini sıfıra yakın seviyeye getirecek önlemleri alacak küresel eksenli karbon fiyatı politikasının belirlenmesi.

2.            Fosil yakıtlar ve hidro-karbon yakıtlı termik santraller yerine yenilenebilir enerji kaynaklarına geçilmeli. Enerji kullanımı verimliliği kadar, enerji üretimi de yeşil mutabakata uygun gerçekleşmelidir. Karbon yutağı yaşam kaynaklarını ortadan kaldıran orman alanlarındaki maden arama ruhsatları iptal edilmeli, tarım alanlarının amaç dışı kullanımına kesinlikle son verilmeli.

3.            Karbon yutağı kaynakları olan orman, çayır mera ve sulak alanlar mutlaka korunmalı ve iyileştirilmelidir. Doğal karbon yutak kaynakları geliştirilerek daha fazla karbonun tutulması ve tutulan karbonun bitki dokularında ve toprakta tutulması için ortamların iyileştirmesi sağlanmalıdır. Karasal ekosistemde karbonu bünyesinde tutan tarım toprakları sit alanı ilan edilerek korumaya alınmalı. Toprakların amaç dışı kullanıma müsaade edilmemeli.

4.            İklim değişimleri ve küresel ısınmanın artık yaşamın sürdürülebilirliği için en büyük tehdit olarak ele alınmalı ve atmosfere salınan karbon emisyonunu azaltmak için her alanda sıfır karbon kullanımı temelli tasarruf planlanmalı ve bunun bilinçle sağlanması için eğitim yolu ile toplumun iklim değişimleri hakkında bilgilendirilmesi ve eğitilmesi sağlanmalı.

5.            Ülkenin ekonomik üretim ve gelişimi "AB yeşil mutabakatına" uygun yeniden düzenlenmeli

6.            Tüketim alışkanlıkları ve günlük yaşamda karbon ayak izi etkilerini dikkate çekecek eğitim ve eğitsel faaliyetlerin her düzeyde planlanıp yürütülmesi.

7.            Konu hakkında, Sabancı Üniversitesi'nde olduğu gibi diğer üniversiteler olmak üzere STK'ları dahil ilgili kurumların Net Sıfır ısı artışının gerçekleştirilmesi konusunda araştırma ve toplumu bilinçlendirecek yayın yapmaları teşvik edilmelidir.Türkiye'nin 2050'lere kadar tamamlanması gereken ekonomik dönüşümün planlanmasında bu ve benzeri bilimsel çalışmaların yol gösterici olacağı muhakkaktır. Rapor Türkiye'nin yeni emisyon azaltım palitikasına ilişkin bilimsel temellere dayalı bir iklim politikası tartışmasını başlatmayı ve dönüşümün yol haritasını belirleyecek bilimsel çalışmalara katkıda bulunmayı amaçlamıştır.

 

Değerli okuyucular, küresel ısınmanın "Net sıfır" tutulabildiği  bir dünyada yaşamak dileğiyle...

Bu yazı toplam 220 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar