1. YAZARLAR

  2. İzzet Doğan

  3. Çocuklara kıymayın efendiler kıymayın hayallerine, kıymayın yarınlarına!
İzzet Doğan

İzzet Doğan

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Çocuklara kıymayın efendiler kıymayın hayallerine, kıymayın yarınlarına!

A+A-

Çocuklar masallardan ne bekler? İşte bu sorunun cevabı 1993-1997 yılarında izleyicileri televizyona kilitleyen "Süper Baba" filminin jenerik müziği olan, piyano ve flütle icra edilen Yeni Türkü'nün o güzelim şarkısının sözlerinde var;

Bana bir masal anlat baba

İçinde tüm oyunlarım

Kurtla kuzu olsun şekerle bal

Bana bir masal anlat baba

İçinde denizle balıklar

Yağmurla kar olsun güneşle ay (…)

O melek örneği çocukların uyumak üzere büyüklerine elimi bırakma, bana bir masal anlat derken duymak istedikleri oyunları, kurtla kuzu, şekerle bal, denizle balıklar, yağmurla kar, güneşle ay..

Oysa şimdi bu hayale nasıl kıyıldığının acı ve tüyler ürpertici bir örneğini yaşadık:

 

Musa Dinç'in "Gül ve Düşün" adını taşıyan kitabı, eserindeki skandal ve

iğrenç cümleler ile gündeme taşındı. Bu sözde kitabın şimdiye kadar hiçbir denetime takılmadan 4 baskı

yapması da şaşırtıcı.

Gül ve Düşün adını taşıyan kitaptaki masallardan "Nasır Amca" ise tamamen

istismar ve tecavüz içerikli. Olur mu demeyin ama bu masalda bir tilki, bir

ayıya tecavüz ediyor. Sahnenin anlatılması iğrenç olduğu kadar, anlatıda

ayının kendisini "suçlu ve mahcup" hissettiği düşünceler de işi iyice skandal

boyuta taşıyor.

Kitaptaki tecavüz sahnesi ise şu şekilde:

 

"Kurnaz Tilki'nin aklından neler geçmiş acaba? Aklını tomografik süzgeçten

geçirsek fena mı?

Boz Ayı'dan çok çektim, öyle bir şey başına getireyim ki ömrü boyunca

unutmasın. En iyisi tecavüz! Namusunu beş paralık edeyim!" fikri baskın

çıkmış.

(Burada birinden çektiğiniz varsa ona en iyi cevap vermenin tecavüz olduğu ve

ayrıca zorla veya hile ile tecavüz edilmiş bir insanın "namusu beş paralık olur"

vurgusu bilinçli olarak yapılmış)

Boz Ayı, Kurnaz Tilkinin aklından geçirdiği şeytanlık dürtülerini hissetmiş, ama

ne fayda. Japon yapıştırıcı ile yere yapıştırılmış gibi sıkışıp kalan Boz Ayı'nın

son çırpınışları da yarar getirmemiş. Kurnaz Tilki, Boz Ayı'nın arkasına geçmiş

ve çirkin emellerine kavuşmuş. Boz Ayı'nın da bakireliği son bulmuş."

Kurnaz Tilki'nin kendini ölüme çok yakın hissettiği bir sırada, şans ibresi Kurnaz

Tilki'den yana ağır gelmiş.

Gerdekten çıkmış damat misali gibi, gerine gerine göğsünü kabartarak

böğürtlenler arasından çıkmış, doğru kaya dibindeki dere boyuna, dere sığ ve

derin değilmiş. Kurnaz Tilki derede boy abdestini aladursun, Boz Ayı ile Nasır

Amca'ya dönelim.

(Boy abdestini aladursun denilirken tilkinin yaptığı işin

sonunda dini bir görevi yerine getirdiği ve aidiyet vurgusu

yapılıyor)

TECAVÜZE UĞRAYAN AYININ DÜŞÜNCELERİ

Bu sözde masal, sadece tecavüz sahnesi ile değil, anlatımda kullanılan cümleler ve dil bakımından da skandal.

"Boz Ayı'nın üzerine kara bulut mu desem, kâbus mu desem; bir ağırlık

çöktü vermiş. Mahcubiyet ve ar duygusuyla başı önünde eğik, randevu evine

düşmüş fahişeler gibi, kendi kendine içerlenerek mırıldanmış:

Bekâretim gitti, namusum peş paralık oldu! Hangi yüzle ayı alemine

çıkacağım? Damgayı yedim bir kere! Boz Ayı yerine Fahişe Boz Ayı derlerse,

işte o zaman (…)"

(Bu anlatımda istemeyerek, zorla ve hile ile tecavüze uğrayan bir insanın

toplum içine çıkamayacağı, utanmasının gerekeceği, fahişe düzeyine düşeceği

ve damgalı hale geleceği vurgulanmış. Yani sonuçta yaşamına son mu versin

sorusuna çağrışım yapan sapık düşünceler)

Musa Dinç, yazar, şair, editör ve yayıncı unvanlarını taşımış ve görev yapmış.

Şimdi de "Erdemli bir davranış sergileyerek özür diledim, kitap satış dışı

tutuldu; yayınevi ve benim elimde olanları imha ettik. Hakaret ve

küfürler suç teşkil ediyor. Beni tanıyan ve bilenler nasıl bir insan olduğumu

herkes biliyor." diyor.

Olmadı Musa Dinç olmadı! Şimdi de kendini kendi vicdanında yargılayacağına "erdemli" olarak ifade etmek

hakkını kendinde nasıl buluyorsun?

Adı geçen (sözde) bu çocuk kitabının, çocukların erişimine bu kadar kolay bir şekilde açık olması, çocukların ahlaki, fiziksel, zihinsel ve pedagojik gelişimlerine giderilmesi mümkün olmayan zararlar verecek niteliktedir. İvedi olarak bu kitabı yazanın tüm kitapları gözden geçirilmeli ve sakıncalı olan varsa gereği yapılmalıdır.

Bir kez daha diyorum ki "Çocuklara kıymayın efendiler", kıymayın hayallerine, kıymayın yarınlarına,

Ayrıca unutulmamalı ki TCK'nın 226. maddesi uyarınca 'basın-yayın yoluyla müstehcen ürünlerin çocukların görüp duyabileceği şekilde alenileştirilmesi' kamu yoluyla takibi gereken bir suç niteliğindedir.

 

 

 

Bu yazı toplam 1999 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar