1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Bir şampiyonluk hikâyesi: Beşiktaş
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir şampiyonluk hikâyesi: Beşiktaş

A+A-

Süper Lig bitti ve Karakartal şampiyonluğa ulaştı. Pandemi, ekonomik koşullar, sakatlıklar, cezalar, fazla takım sayısı nedeniyle çok sık maç oynamalar vb. birçok sebeple çok zor geçen bir lig oldu. Bu yaşımıza geldik böyle son saniyeye kadar şampiyonun belli olmadığı bir lig hiç yaşamamıştık. Son maçın son 15 dakikasından itibaren yüreğimizin daraldığını hissettik. Bilindiği gibi biz İstanbul Beşiktaş'ta doğduk. Gözlerimizi açtığımızda "siyah ve beyazı" gördük. Rahmetli babaannemin evi Çarşı meydanındaki kartal heykeline 4 yüz metre mesafede yani Köyiçi'nde. Yine Kartal heykelinin olduğu noktaya 5 yüz metre mesafedeki Büyük Esma Sultan İlkokulunda okula başladık. Ortaokulu Boğaziçi Köprüsünün Ortaköy ayağının altındaki Gazi Osman Paşa Ortaokulunda okuduk. Çocukluğumuz şimdiki Çırağan Otelinin olduğu yerdeki Şeref Stadında geçti. Beşiktaş'ın antremanlarını, Necmi Mutlu Ağabeyi, Sanlı Sarıalioğlu'nu, Zekeriya Alp'i, rahmetli ağabeylerimiz Küçük Ahmet'i (Özaçar), Kaya Köstepen'i, Yusuf Tunaoğlu'nu, Sabri Dino'yu, Güven Önüt'ü, Vedat Okyar'ı, Suat Mamat'ı,  diğerlerini izlemek bizim için büyük heyecandı. Hele arada o futbol topuna vurmak, tarif edilemezdi. Rahmetli büyük dedem 1902-1903 de Beşiktaş kulübünün kuruluşunda iyi kötü bir harç koyanlardan olmuş. Rahmetli babam Selahattin Kamburoğlu, tıpkı Kafa Sebahattin Abi, Gandi Burhan Abi, Lüfer Mehmet Abi, Elektirikçi Yılmaz Abi  (BJK Yönetim Kurulu Eski Üyesi Yılmaz Ekergil), Küçük Kafa Abi gibi Beşiktaş'ın çok bilinen simalarından biri idi. Vefat ettiğinde Karakartal dergisinde uzun biçimde hayatı anlatılmıştı. Hem rahmetli babam hem de rahmetli amcalarım kongre üyesi idiler ve hayatları Beşiktaş'ta geçmişti. Biz de onların yolundan gittik ve kongre üyesi olduk, oğlumuz da kongre üyesi oldu. Torunun yaşı gelince eminim o da olacaktır. Beş kuşak Beşiktaş yani. Babamla beraber gittiğimiz Şeref Stadındaki antremanlarda Beşiktaş tarihinin altın efsaneleri rahmetli Hakkı Yeten'in, Şükrü Gülesin'in, Şeref Görkey'in (Voleci Şeref) ellerini öptüğümüzde daha küçük bir ilkokul çocuğu idik. Rahmetli babamım yakın arkadaşı Süleyman Seba'yı daha çocukken tanımış olmamız bizde ayrı bir iz bıraktı. Beşiktaş kültürü ile yetiştik ve Beşiktaş ruhumuzun bir parçası oldu. Beşiktaş ile çok şampiyonluklar yaşadık, gördük. Necmi ağabeylerle, Sanlı ağabeylerle, Vedat ağabeylerle, Sevgili Metin, Ali, Feyyaz ile çok sevindik. Şimdi Beşiktaş'ı şampiyonluğa taşıyan hocamız sevgili Sergen'i tanıdığımızda daha 15-16 yaşında genç bir çocuktu, bizim evladımız gibiydi. Yine bu gün milletvekili olan Alpay Özalan da öyle...

Beşiktaş yeni bir şampiyonluğa daha ulaştı. Beşiktaş, GS maçı ve bir-iki maç hariç bu ligin en iyi, izlemesi en keyifli futbolunu oynayan takım. Bunu rakipler de dâhil tüm spor yazarları- yorumcuları ifade ettiler. Biz Beşiktaşlı olduğumuz için söylemiyoruz, tüm sporseverlerin söylediği şu "şampiyonluk Beşiktaş'ın annesinin ak sütü gibi hakkıdır." Evet, gerçekten bu şampiyonluk bir annenin ak sütü gibi helaldir ve Beşiktaş'ın şampiyonluğu tertemizdir. Tabii ülkemizde futbol ne yazık ki sadece sahada oynanmıyor. Çünkü futbol bir endüstri ve çok büyük paraların olduğu bir pazar. O nedenle herkes şampiyonluğa ulaşmak ve bu büyük gelirleri elde etmek istiyor. Ancak bunun her zaman sahada mücadele ile mertçe olması gerekir. Sergen Hoca elindeki çok kısıtlı kadro ile mükemmel işler yaptı ve sezon başında hiç şans verilmeyen bir takımı öyle kurguladı ki bu gün o takım şampiyon oldu. Üstelik de son iki haftaya bol sakatlı bir kadro ile girmişti. Şampiyonluğa oynuyorsunuz ve gol atacak oyuncularınız sakatlıkları nedeniyle kadro dışında. Kulübede değiştirebileceğiniz bir iki oyuncunuz var, ne kadar büyük bir sıkıntı. Ama büyük hocalar böyle çıkarlar, liderlik böyle bir şey işte; elindeki çok kısıtlı imkânlara rağmen ne olursa olsun sonuçta başarmak. Bizim rahmetli bir kolordu komutanımız vardı, söylediği şu sözü hiç unutamayız; "Evlatlarım şunu asla unutmayın, hiçbir mazeret başarının yerini tutamaz." İşte sevgili Sergen bunu başardı.  Sergen hoca takımı olağanüstü motive etti ve son maçı da alarak Lig Kupasını kaldırdı. Bu yazı yazılırken henüz Türkiye Kupası finali oynanmamıştı. Lakin bu yazı çıktığında eminiz ki Sergen Hoca Türkiye Kupasını da Beşiktaş müzesine götürecektir. Sergen Hoca üstün futbol yeteneklerinin yanı sıra yüksek futbol zekâsı ile oyunu kurgulayabilen, oyunu okuyabilen ve gerekli müdahaleleri yapabilen bir teknik adam. Tabii ilk kez büyük bir kulübü, üstelik de yaşamında çok özel olan bir kulübü çalıştırdı ve çok kısıtlı bir kadro ile şampiyon yaptı. Ayrıca futbolcu psikolojisini de çok iyi bilen Sergen Hoca neredeyse silinmiş yıldızları mucizevi biçimde yeniden parlatıp maksimum verim aldı. Bu çok büyük bir başarıdır. O nedenle Sergen Hoca büyük alkışları hak ediyor. Tebrikler Sergen Yalçın ve Yardımcılarına. Ancak bir futbol kulübü sadece teknik kadrodan ibaret değildir. Başarı tüm unsurların senkronize çalışması ile elde edilir. Bu unsurlar Genel Kurul, Başkan ve Yönetim Kurulu, Teknik Heyet, sporcular, sağlık ve lojistik kadrolardaki yardımcı personel ve tabii en büyük güç olan taraftarlar ve organizasyonları.

Beşiktaş Genel Kurulu en yüksek karar organı olarak Ahmet Nur Çebi ve Yönetimini seçmiş, görevi onlara vermişti. Başkan Çebi ve ekibi çok zor koşullarda büyük fedakârlık göstererek Beşiktaş'ın yönetimini borç batağında devralmış, tamamen yüreklerindeki Beşiktaş sevgisi ile kendi ceplerinden de harcayarak takımı bu günlere taşımışlardır. O nedenle bu şampiyonlukta çok büyük pay sahibi olan Başkan Çebi ve yönetim kurulunu da ayakta alkışlamak gerekir. Biz buradan Ahmet Başkanı ve yönetim kurulunu yürekten tebrik ediyoruz. Bir başka bileşen olan futbolcular da hem yönetime hem de hocalarına inanarak olanca güçleri ve iyi niyetleri ile müthiş bir özveri göstererek başarıya ulaşmışlardır. Burada Erdal Torunoğulları'na ayrı bir paragraf açmak gerekir. Torunoğulları yaptığı son derece doğru ve ekonomik transferlerle bu başarıda öne çıkmayan yıldızlardan biriydi. Rosier, Ghezzal gibi yıldızları takıma kazandırdı ki Ghezzal şampiyonluğun neredeyse sahadaki baş mimarı oldu. Ghezzal bu yıl da Abubakar ve Rosier ile birlikte mutlaka ve mutlaka takımda kalmalıdır. Yine tüm çalışanlar ve yardımcı personel de bu şampiyonlukta büyük pay sahibidirler. En büyük güç olan taraftara gelince ne yazık ki pandemi nedeniyle bu sezon takımlarını ateşleyemediler, onunla bütünleşemediler. Umarız yeni sezonda tribünleri doldururlar. Beşiktaş 'ın artık yeni ve daha büyük hedeflere yelken açması zamanıdır. Bunun için birkaç nokta transferine ihtiyaç vardır. Ahmet Başkan bu transferleri de gerçekleştirirse Beşiktaş'ın öz evladı Sergen'in Beşiktaş'ı Kara Kartal'a layık doruklara uçuracağına kimsenin kuşkusu olmasın. Tebrikler Beşiktaş. Şampiyonluk sana çok yakıştı. Nice şampiyonluklara…

Bu yazı toplam 194 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar