1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Zaman aleyhimize işliyor gibi
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Zaman aleyhimize işliyor gibi

A+A-

Fırat'ın doğusunda zaman aleyhimize işliyormuş gibi bir hava var. ABD'nin uyutma taktikleri her zamanki gibi yine devrede görünüyor. Lakin bu defa Türkiye'nin uyumadığını görüyoruz. Geçtiğimiz günlerde Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu Güvenli Bölge konusu ile ilgili olarak "Detaylandırılması gereken birçok konu var. ABD'nin oyalama taktiği geçerli olmayacak. Maalesef Münbiç'te sözlerini tutmadılar." dedi. Öncelikle şunun altını çizelim; onca yıllık devlet görevimizde biz, ABD'nin verdiği sözü tuttuğunu hiç görmedik. Gerçi bu bütün Emperyal devletler için de geçerli ya neyse. ABD, Münbiç'te verdiği sözü tutsaydı bugün Fırat'ın doğusu terörist yuvası olmazdı.

 Aslında ABD'nin bölgedeki niyet ve maksadını çok iyi bildiğimiz için daha baştan bu sözlere güvenmememiz ve inanmamamız gerekirdi. Adam gözümüzün önünde teröristlere binlerce TIR silah veriyor, eğitiyor, donatıyor adım adım hedefine yürüyor bize verdiği sözü tutar mı? ABD'nin PKK'ya (sonra da PKK/PYD oldu) açık desteğini, helikopterlerle Kuzey Irak'a attığı silah, mühimmat, sağlık malzemesi, giyim kuşam 1988-89'larda devletin en tepe noktalarının önüne fotoğrafları ile koyuldu ama görevli olan bu yöneticiler meselenin üzerine gidilmesin diye "üç-beş çapulcu" demekle iktifa ettiler. Bugün kamuoyunda kabul gören düşüncelerden biri de dönemin Jandarma Genel Komutanı Orgeneral rahmetli Eşref Bitlis bütün bunları fotoğraf, video ve belgeleri ile ispatladığı için şehit edildiği yönündedir. 2006 yılında dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt Kuzey Irak'ta ABD'nin PKK'ya silah, mühimmat, melbusat vb.. bizzat verdiği sırada çekilen görüntülerini toplantıda ABD temsilcisi General Raltson'un önüne koydu, aradan 13 yıl geçti lakin hâlâ ABD'den gelen bir yanıt yok. ABD bugün 60 bin PKK/PYD teröristine sanki ABD'nin askerleriymiş gibi aylık maaş ödüyor. Bu koşullarda ABD, PKK/PYD'nin Türkiye'ye tehdit olmasının önünü keser mi? Ya da keseceğine kim inanır? Burada bilinen tek gerçek ABD'nin PKK/PYD'yi Türkiye'ye yedirmemek için her türlü ahlaksızlığı dahi yapacağıdır. Türkiye'nin hal tarzlarını bu gerçek üzerine kurmaktan başka çaresi yoktur.

Anında misliyle cevap verilmeli

Fırat'ın doğusu ucu açık bir süreçtir. ABD ise çok bilinmeyenli bir denklem gibi görünüyor. Nihai hedefleri aynı olsa da sonuca varış için farklı metotları olan bir yapı. Trump, Pentagon, CIA, Kongre, Neo-Con'lar, Centcom her biri ayrı telden çalıyormuş gibi görünüyorlar. Bu durumda Türkiye'nin birkaç alternatif plan yani hal tarzı üretmesi zorunludur. Burada tek sabit var, o da PKK/YPG'nin kesin ve net bir düşman olduğudur. Görünen o ki; ABD tarafından Türkiye ile PKK/PYD'nin 1 yıl içinde bir büyük çatışma yaşaması planlanmış. Tabii burada ABD'nin perde arkasında daha geniş kapsamlı plan ve projelerinin olduğunu da unutmamak gerek. Yalnız bu çatışmanın çapı ABD ve Rusya'nın buna ne kadar izin vereceğine bağlıdır. Türkiye'nin ise geleceğini bu iki Emperyal gücün insafına bırakması düşünülemez. O nedenle MSB Hulusi Akar da B,C,D planlarımız da hazır diyor. Buradaki bir önemli soru da iki büyük gücün ABD ve Rusya'nın Suriye'de ne istediğidir. Bu konuda Rusya net; 1) Suriye'de daimi kara ve hava üsleri istiyor ki bunu başarmış durumda. 2)ABD'nin Suriye'den çıkmasını istiyor. 3) Şam'da kendine bağlı, merkezi, seküler ve ılımlı bir hükümet kurulsun istiyor. ABD ise Suriye'de iki-üç sene daha kalmanın ve isteği yapılanmaların kurulmasının garantiye alınmasının peşinde. Bu denkleme en fazla etki edebilecek iki ülke de Türkiye ve İran'dır. Ancak İdlib'de gözlem noktamıza takviye götüren Türk konvoyuna yapılan hava saldırısına etkin cevap veremememiz bizim için sıkıntı olmuş görünüyor. Çünkü bu tip tecavüzlerde anında ve misliyle karşılık vermek sizi güçlü kılar. Bu noktada Türkiye için en önemli açmaz, İdlib'deki birliklerine yakın hava desteği sağlayamamasıdır. Zira Rusya bir yakın hava desteği koridoru tesis etmemize izin vermiyor. Bu da oradaki kara birliklerimizin bir karşı harekât yapabilme imkânını kısıtlıyor. Hâlbuki yakın hava desteğinde taktik ya da operatif bir karşı harekât yapılarak misliyle karşılık verilebilseydi Türk Silahlı Kuvvetlerinin caydırıcılık gücü ortaya koyulmuş olurdu. Bu gerçekleşemeyince TSK'nın İdlib'deki gözlem üsleri caydırıcılık üretemiyor gibi bir algının oluşmasına sebep olmuş gözüküyor.

ABD'nin gayrimeşru çocuğu

PKK/PYD'ye karşı kapsamlı ve nihai bir harekât yaptığımızda birliklerimize yakın hava desteği verebilecek miyiz? Böylesi bir durumda karşımıza Rus ya da ABD önleyici Hava unsurları çıkarsa nasıl bir yol izleyeceğiz? Bunlar hep önemli ve üzerinde çok düşünülmesi gereken sorulardır. Daha önce de yazmıştık, yine tekrarlıyoruz; Trump'un dediği 20 mil (32 km.) genişliğinde Güvenli Bölge oluştursak bile ABD'nin gayrimeşru çocuğu olan PKK/PYD bu konuda Türkiye'ye şart koşmakta ve sonuçta Suriye'de PKK/PYD terör devletini hayata geçireceğini deklare etmektedir. Şöyle ki, ABD destekli Suriye Demokratik Konseyi'nin üst düzey yöneticilerinden İlham Ahmed, Associated Press'e verdiği röportajda; "Atılan ilk adımlar olumlu. Ancak bölgede huzur sağlanabilmesi için Türk askerlerinin de Suriye sınırından çekilmesi gerekir. Ve Türk askerleri sınırlardan çekilmezse, her zaman bir tehdit olarak değerlendirilecek" diyor. Üst düzey Kürt yetkililerden Aldar Halil ise Suriye'nin kuzeyindeki Kürt yönetiminin güvenli bölgede Türk askeri bulunmasını kabul etmeyeceğini söyleyerek Türkiye'nin bölge üzerinde tam yetkili şekilde uçuşlar gerçekleştirmesini ya da kalıcı üs bulundurmasını da reddedeceklerini belirtiyor. Ama Halil'in en can alıcı ifadesi, güvenli bölge konusunda sağlanacak nihai bir anlaşmanın, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kürt yönetiminin Türkiye tarafından dolaylı şekilde tanınması anlamına geleceğini iddia etmesi oluyor. Yani açıkçası ABD, bu teröristlere nihayette Türkiye'nin kendilerini tanıyacağının garantisini vermiş. Türkiye alternatif planlarını, ABD'nin böyle bir garantisini de dikkate alarak yapmalı.

Son söz; biz Suriye'nin kuzeyinde bir Kürdistan kurulmasını istemiyorsak 5,5 milyon Suriyeliyi cebri yol da dâhil ne yapıp edip bu güvenli bölgeye koymalıyız. Başka yolu yok. 

Bu yazı toplam 401 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar