1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Z Kuşağını anlamak
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Z Kuşağını anlamak

A+A-

Karşımızdaki bireyi olduğu gibi kabul edersek onunla iletişim kurmamız çok daha kolay ve verimli olur. Ancak bazen yeni kuşağı olduğu gibi kabul edemediğimizde karşımıza kuşak çatışması çıkmaktadır. Peki, kuşak nedir? Dr. Barbaros Kon bir makalesinde kuşağı şöyle tanımlamış; "Kuşak kavramının sözlük anlamı yaklaşık olarak aynı yıllarda doğmuş, aynı çağın şartlarını, dolayısıyla birbirine benzer sıkıntıları, kaderleri paylaşmış, benzer ödevlerle yükümlü olmuş kişilerin topluluğudur. Sosyolojik tanımlar incelendiğinde, kuşaklar, belli tarihlerde doğmuş, sosyalleşme sürecinde ortak sosyal, politik, ekonomik vb. olaylardan etkilenmiş, koşullar gereği benzer sorumluluklar yüklenmiş oldukları için ortak değer, inanç, beklenti ve davranışlara sahip gruplar olarak açıklanabilir."

Geçtiğimiz yüzyıla baktığımızda 1927-1945 yılları arasında doğanlar "Sessiz Kuşak" olarak adlandırılıyor. 1945-1964 yılları arasında doğanlar "Patlama Kuşağı", 1964-1980 arasında doğanlar "X kuşağı", 1980-2000 arası doğanlar "Y kuşağı", 2000 yılı sonrasında doğanlar ize "Z kuşağı" olarak adlandırılıyor. Z kuşağı sonrası yani yeni doğan bebekler ve doğacak olanlar da "Alfa" kuşağı olarak adlandırılacaklar. Bizim kuşak "Patlama Kuşağı" oluyor ve "Soğuk Savaş döneminin çocukları" olarak adlandırılıyor. Yine Dr. Barbaros Kon'un araştırmalarına göre "bizim kuşağın özellikleri; dünyanın insan hakları hareketlerini, radyonun altın çağını, Türkiye'nin ise ihtilali ve çok partili dönem sancılarının yaşandığı yıllarda doğan kişilerin oluşturduğu kuşak olarak tanımlanabilir. Büyümenin, refahın, mal ve hizmetlere özlem duygusunun ağır bastığı bir kuşaktır. Bu nesil, 'kuralcı' olarak tanımlanmaktadır. Sadakat duyguları yüksek, kanaatkâr ve aynı zamanda bir yerde uzun süre çalışabilen bir yapıya sahiptirler. Teknolojinin kimine yakın kimine göre ise uzak olduğu söylenebilir. Bu jenerasyon, çalışkan, idealist, kararlarında uyumlu bir yapıya sahiptir. Zor işe ve uzun saatler çalışmanın önemine inanan bu kuşak üyeleri uzun dönemli istihdam anlayışıyla çalışmaktadırlar. Kendi kendilerini motive edebilen ve takdir edilmekten hoşlanmayan bir yapıya sahip oldukları söylenebilir. Maaş öncelikli tercihleridir. Takım çalışmaları ve takım toplantılarına önem verirler. TBMM'nin çoğunluğu "Patlama Kuşağından" oluşmakta ve "Patlama Kuşağı" şu an Türkiye nüfusunun %19'luk kısmını oluşturmaktadır."

Günümüz tartışmalarına konu olan Z kuşağının pek çok özelliği GSM tabanlı bir kuşak olduğunu göstermektedir. Z kuşağı teknolojiyi hızlı şekilde kavrayan, işlerini kısa sürede ve titiz biçimde yerine getiren davranış özellikleriyle dikkat çekmekte. Teknolojiyi yüksek düzeyde kullanan Z kuşağı hep yanlarında olan laptop, tablet, i-Pod ve cep telefonları ile büyümekte. Z kuşağı tam tanımlaması ile teknoloji çağı çocuklarıdır. Dünyanın bugüne değin gördüğü el, göz, kulak vb. motor becerileri eşlemesi en yüksek kuşaktırlar. Bu çocuklar yaratıcılığa izin veren aktivitelerden hoşlanıyorlar. Sonuç odaklı davranışı tercih ediyorlar. Çok diplomalı, uzman ve buluşçu kimlikleri var. Adaleti, barış iklimini önemsiyorlar. Farklılaşmak değil, benzeşmek istiyorlar. Hayat standartlarında meydana gelen değişim ve dönüşümler Z kuşağı bireylerinin diğer kuşaklara nazaran apayrı bir dünyada yetişmelerini beraberinde getirmiş, özellikle teknolojide meydana gelen ilerlemeler söz konusu Z kuşağının bireysel özelliklerinin diğer kuşaklardan ayrılmasına neden olmuştur. Bu kuşağın tarih boyunca en fazla eğitim almış kuşak olacağı değerlendiriliyor.

 İki kuşağı böylece özetledik. Peki, çatışma nerede başlıyor? Sanayi Devrimi dünyayı başka bir evreye atlatmıştı, Dijital Devrim ise bambaşka bir evreye geçmesine sebep oldu. Şu andaki Z kuşağı dünyayı bizim kuşaktan çok daha farklı algılıyor. Eğitime, bilime ve "öğretmene" yatırım yapan ülkeler Z kuşağının önemini daha iyi ve çabuk anlıyor. Z kuşağı anne ve babasının yaşadığından daha yüksek bir yaşam standardını talep ediyor. Lakin içinden geçtiğimiz süreçte dünyadaki yaşanan belirsizlik Z kuşağını bir yandan da karamsarlığa itiyor. Karamsarlığın panzehiri ise umuttur. Z kuşağı umutlu olmak istiyor. Zamanın ruhu gereği farklı görüşlerde olsalar da ortak noktalarda çok çabuk buluşabiliyorlar. Yine tüm dünyada Z kuşağı ellerindeki laptopdan ya da akıllı telefondan yaşadıkları dünyaya bakıyorlar, başka ülkelerde yaşayan yaşıtları ile aralarındaki farkın açılmış olduğunu gördüklerinde, bu fark nasıl kapanacak diye kendi kendilerine soruyorlar. Söz konusu koşullarda da Z kuşağını ancak bu yüzyılı anlayabilenler etkileyebileceklerdir. Teknolojik enstrümanları hızlı kullanmaları onların muhayyele güçlerinin artmasına da neden oluyor. Sürekli yeni şeyler hayal ediyorlar. O nedenle adaletsizliğe çabuk tepki veriyorlar. Dijital dönüşüm Z kuşağının da dönüşümünü sağlıyor. Bunu fark eden Singapur, Güney Kore, İrlanda gibi ülkeler bu nedenle hızla geleceğe yatırım yapıyorlar. Dijitalleşme döneminde aşağıdan yukarıya iletim yukarıdan aşağıya iletimden çok daha fazla olmaya başladı. Çünkü Z kuşağı bizim "Patlama Kuşağı"ndan çok daha hızlı biçimde bilgiye erişiyor. Bizden çok daha çabuk öğreniyor. Hâlbuki daha önceleri çocuk bilmediğini annesine, babasına sorardı. Bu durumda iletim yani bilgi aktarımı yukarıdan aşağıya olur ve bunun sonucunda da otorite gerçekleşirdi. Şimdi tam tersi bir mekanizma çalışıyor çünkü çocuk anne-babadan daha önce bilgiye ulaşıyor. Bu da bize şunu anlatıyor; geleceğin liderleri aşağıdan yukarıya doğru iletime daha çok imkân verenler arasından çıkacak. Özellikle siyasetçilerin dün söyledikleri bugün bu yeni nesile yetmiyor. O zaman şarkıdaki gibi "artık yeni şeyler söylemek lazım cancağızım." Bu tüm dünyada böyle. Ne demiş atalarımız; zaman sana uymuyorsa sen zamana uymalısın.

Bu yazı toplam 861 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar