1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Yunanistan Neyin Peşinde? (II)
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Yunanistan Neyin Peşinde? (II)

A+A-

Dünkü yazımıza kaldığımız yerden devam edelim. Dünkü yazımızda Yunanistan'ın TCG Çeşme gemimize yaptığı taciz sonrası bütün bu gelişmelerin hangi sonuca ulaşmak amaçlı olduğunu ortaya koyabilmek için oluşan tüm emareleri yazmaya çalışmıştık. Aslında Yunanistan'ın ne yaptığı bizi "onu kullanan küresel aktörlerin ne yapmak istedikleri" sonucuna da götürüyor.

Yunanistan'ın "Megali İdea" gibi ikiyüz yıllık bir hayali olduğu, Batı Anadolu ve Marmara Bölgesini kendi toprakları kabul ettikleri, İstanbul'u tekrar Costantinopolis yapmak istedikleri artık herkesçe bilinen gerçekler. Bunun yanı sıra bir gün bir şekilde Enosis'i gerçekleştirerek Kıbrıs'ı da kendi kara devletlerine katmak, Adalar Denizini (Ege) tam bir Yunan gölü haline getirmek de bilinen hayalleridir. Bu ham hayallerine kavuşmak için Emperyal Güçleri arkasına alan Yunanistan, Türkiye'yi her koşulda taciz ederek aslında bir test süreci uyguluyor. Türkiye'nin tepkisi ya da sessiz kalması gibi tercihler sonrası adım adım yol alıyor. Örneğin tüm uluslararası anlaşmalara rağmen Adalar Denizinde (Ege'de) Türkiye ile adeta burun buruna olan adaları sürekli silahlandırıyor ve Türkiye ses çıkartmadıkça tahrik edici biçimde Yunan Cumhurbaşkanından Genelkurmay Başkanına kadar herkesi bu adalara getirerek dünya kamuoyuna "Bu adalar Yunanistan'ındır" mesajı veriyor. Bu algı da giderek güçleniyor. Öte yandan bir adaya göz diktiğinde ilk yaptığı iş, üzerinde Yunan bayrağı ve haç olan bir kilise inşa etmek bir de papaz görevlendirmek. Papaz adadaki keçilere dua ettirecek sanki. Ama öyle değil, amaç Türkiye'nin herhangi bir müdahalesinde "Türkler ibadethanelerimizi yıkıyorlar" yaygarası ile tüm Batı dünyasını ayaklandırmaktır. Uluslar arası tüm anlaşmalara göre, söz konusu adalardan yalnızca yerleşim yeri olanlarda sadece "emniyet için hafif silahlı bir jandarma müfrezesi" bulundurması gerekirken bu gün Midilli'de 15.000, Sakız'da 7.500, Sisam'da 7.500, Rodos'ta 7.500, İstanköy'de 8.000 olmak üzere sadece bu 5 adada toplam 45.500 asker, Tank Taburları, Topçu Taburları, Komando Taburları, Füze Bataryaları gibi çok sayıda ağır silah muharebe birliği ile savaş uçakları için havaalanları bulunmaktadır. Peki, tüm bunlar ne için? Yunan'a sorarsanız "Türkler geliyor o nedenle savunma maksatlı." Külliyen yalan. Bütün bu yığınaklanma Türkiye'ye bidayette yapılacak bir taarruz içindir. Çünkü Emperyal güç tıpkı 100 yıl evvelki gibi yine Yunan'ı Anadolu'ya bir mızrak olarak kullanmak niyet ve maksadındadır.

Türkiye'nin kendi harp sanayisini hızla güçlendirmesi, Mil-Gem projesinin hızla üretime dönüşmüş olması, İHA, SİHA, Altay Tankı, Fırtına Obüsleri, Hisar Füzeleri gibi bir çok yeni silahlar üretmesi Emperyal Güçler için büyük bir rahatsızlık kaynağı olmaktadır. Şimdi bunlara bir de S-400 bataryaları eklendi. Türkiye tüm bu imkân ve kabiliyetleri ile Emperyal Güçlerin Doğu Akdeniz'de hidrokarbon yataklarında kendi hakkına çökmesine engel olmaya çalıştığı için hedeftedir. Hâlbuki Türkiye sadece uluslararası hukuka uygun adil ve hakça paylaşım talep ediyor. Mavi Vatan'da ne kimsenin bir tas suyunda gözü vardır ne de kimseye verecek bir tas suyu vardır. Çok kıymetli kardeşim Cihat Yaycı Paşa bu konuda yazdığı ders kitabı niteliğindeki eserlerinde durumu her yönü ile açıkça ortaya koymakta ve neler yapılması gerektiğini sürekli dile getirmektedir. Bu konuda Yaycı Amiral'in yazdığı ve bana da imzalayarak göndermek inceliğini gösterdiği "Münhasır Ekonomik Bölge, Libya Türkiye'nin Denizden Komşusudur, Doğu Akdeniz'de Paylaşım Mücadelesi ve Türkiye, Yunanistan'ın Talepleri Ege Sorunları" isimli dört kitabını başta ilgili devlet görevlileri olmak üzere herkesin okumasını kuvvetle öneririz. Yaycı Paşa çok açık ve net belirtiyor; "Türkiye'nin toprak büyüklüğü 783.562 km2, Mavi Vatan alanı 462.000 km2 yani kara ülkesinin yarısından biraz fazla. Buna karşın BM verileri ile Yunanistan'ın toprak büyüklüğü 130.647 km2 ama talep ettiği MEB alanı bu rakamın tam 11 katı. Üstelik de Doğu Akdeniz'de hiçbir kıyısı olmamasına rağmen."

Bu talep aklın kabul edeceği bir şey değildir.( Devam edecek)

Bu yazı toplam 539 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar