1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Yunanistan hep tahrik peşinde
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Yunanistan hep tahrik peşinde

A+A-

Lise yıllarımızda bir Tarih hocamız vardı, Allah rahmet eylesin müthiş bir adamdı, bize tarihi hep günümüzle harmonize ederek anlatırdı. Söylediği sözlerden birini 40 küsur yıl sonra bile hatırlıyoruz, derdi ki "Çocuklar Palikarya'ya asla güven olmaz. Biraz zayıf düştüğünüzde ya da bir an boş bulunup sırtınızı döndüğünüzde sizi hemen sırtınızdan vurur. Bu dün de böyleydi, bugün de böyle yarın da böyle olacak. Hiçbir zaman değişmez." Nurlar içinde yatsın, hocamızın dediklerinin bugün de aynı geçerlilikte olduğunu görüyoruz. KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı rahmetli Rauf Denktaş da aynı sözleri bize defalarca söylemişti. Bu insanların muazzam bir hayat tecrübeleri vardı. O nedenle dedikleri doğru çıkıyor. Yunanistan'ın tarihî iki temel hedefi "Megalo Idea ve ENOSİS"dir. Bin yıl geçse de bu iki hedefinden vazgeçeceğini hiç sanmayız. (Tabii her zaman hayallerinde kalacak o başka.)

Megalo Idea yani Büyük İdeal dedikleri şey Anadolu'nun batısını Yunanistan topraklarına katmak, İstanbul'u ele geçirerek İstanbul'daki Fener Rum Patrikhanesini Ortodoksların Vatikan'ı yapmak, Doğu Roma İmparatorluğu'nu yeniden hayata geçirmek olarak niteleniyor. ENOSİS ise Kıbrıs'ı tamamen bir Rum toprağı haline getirip doğrudan Yunanistan'ın bir parçası yapmayı içeriyor. Palikarya bu hedeflerine ulaşmak için her fırsatı adım adım değerlendiriyor. Şöyle ki; öncelikli hedefi Ege'yi bir Yunan gölü haline getirmek bunun için de Ege'de "Kıt'a Sahanlığı ve Karasuları" konusunu Uluslararası hukuka aykırı biçimde kendi çıkarlarına uygun şekilde tanzim etmektir. Biz kendimizi bildik bileli Yunanistan ile Türkiye arasında Kıt'a Sahanlığı ve Karasuları meselesi olmuştur. Yunanistan bir boşluk bulduğu anda bunu ilan edeceğini açıklardı, Türkiye de bu durumu de facto olarak görerek "casus belli" yani savaş sebebi sayacağını deklere ederdi. Donanmamız Ege'ye açılır, bir müddet sonra Yunanistan pabucu pahalı gördüğünden sesini keser otururdu. Zira uluslararası hukuka göre Ege Denizi'nin özel bir durumu olduğu kabul edilmiş, adaların kıt'a sahanlığının olmayacağı hükme bağlanmış ve "iki ülke karasuları arasında FIR hattının geçerli olacağı" kesinleşmiştir. Aksi takdirde Türkiye'nin Marmara denizinden dışarı çıkması mümkün olamaz. Yunanistan 2004 yılından beri yine sinsice adeta adım adım Ege'de dolaplar çevirmeye devam ediyor. Türkiye'nin Ege Denizinde ve Akdeniz'de millî hayati çıkarları vardır. Bunların biri de denizlerimizin altındaki "hidrokarbon yatakları" yani petrol ve doğal gaz yataklarımızdır. Türkiye bu alanı Dz. K. Kur. Bşk. Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı'nın isim babası olduğu "Mavi Vatan" ile tanımlıyor.  Yunanistan bugün gayri askerî statüde olmasına rağmen tüm anlaşmaları çiğneyerek 23 adadan 16'sında asker ve ağır silah bulunduruyor. Yaycı Paşa bu konuları kitabında yazdı diye Yunanistan'dan ölüm tehditleri bile alıyor. 2004 yılından beri sinsice 18 Türk adasını ve iki kayalığı fuzuli işgal ile üzerine "kilise" inşa ediyor ve bir de "papaz" koyuyor. Yani tapulu araziye gecekondu yapıyor. Bunu yapmasının sebebi de Türkiye bir gün tokadı atar, burada ne işin var derse tüm dünyaya "Türkler kiliselerimizi yıkıyor, papazlarımızı öldürüyor." yaygarasını yapmak içindir. Söz konusu gelişmeler sonucu Türkiye artık yeter diyerek adalar konusunda aktif bir politika izleme kararı aldı. Yıllardır bu konuyu kendisine millî görev edinmiş olan MSB Eski Gen. Sek. E.Kur. Alb. Ümit Yalım defalarca söz konusu adaların resimlerini çekti ve bu konuda pek çok yazı yazdı. İki gün evvel de Yeni Şafak gazetesinde bu konu ile ilgili önemli gelişmeler yazıldı. Habere göre Mavi Vatan Doktrini ile Ege ve Akdeniz'deki Yunan işgalini bitirmek için aktif bir strateji izleyen Türkiye'ye sivil toplum kuruluşlarından destek geldi. Türk Dünyası Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği, 100'den fazla STK ile birlikte hukuken Türkiye'ye ait olan ancak fiilen işgal altındaki 12 Ada, Girit ve Batı Trakya gibi konuları yargıya taşıma kararı aldı. Derneğe akademik destek veren İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlyas Topsakal, davayı uluslararası en üst mercilere taşıyacakları bilgisini paylaştı. Doğu Akdeniz ve Ege'de uluslararası hukuku çiğneyen komşular olduğunu, bunların başında da Yunanistan'ın geldiğini ifade eden Topsakal, Atina'nın hukuku hiçe sayıp 12 Adalar'a asker çıkardığını hatırlatarak "Bu davayı deniz hukukçularımız takip edecek. Avrupa Birliği (AB), Birleşmiş Milletler'in (BM) yanısıra insan hakları kuruluşlarına kadar bu davayı götürmeyi düşünüyoruz. Bu dava süreci sadece Türkiye ile sınırlı değil, ayrıca KKTC'nin de haklarını bu davalara ekledik. Oradaki STK'larla birlikte hareket edeceğiz. Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Azerbaycan'ın da içinde olduğu Türk Dünyası STK'lar Birliği de bize destek veriyor ve dava sürecini takip edecek. Aynı şekilde Balkanlar'da da çok büyük bir STK topluluğumuz var. Balkanlar'daki kardeşlerimiz de sürece dâhil olacak. Süreci yakında fiilen başlatmış olacağız." diyor. Şu bir gerçek ki; Türkiye Girit ve 12 Ada üzerindeki haklarını konuşmazsa birileri tutar Mavi Vatan'ı, Libya'da oluşumuzu, Kıbrıs'taki varlığımızı sorgulamaya kalkar. Konuya devam edeceğiz

Bu yazı toplam 323 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar