1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Yunan 12 adayı silah deposuna dönüştürdü
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Yunan 12 adayı silah deposuna dönüştürdü

A+A-

Sürekli tahrik peşinde olan Yunan'ın bir marifeti de Türk toprağı 12 adayı silah deposuna dönüştürmesidir. Ege Adaları meselesinde uzun zamandır çalışan Alb. Yalım da  "STK'ların uluslararası platforma taşımaya hazırlandığı Girit ve 12 Ada'nın Türkiye toprağı olduğunu" söylüyor. Yunanistan'ın haklarımızı gasp ettiğini vurgulayan Yalım, hukuki durumu şöyle özetliyor: "2. Balkan Savaşı'ndan sonra 30 Mayıs 1913'te Londra Anlaşması imzalandı. Londra Anlaşması'ndan sonra Girit adası 4 ülkeye bırakıldı. Bunlar Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ. Yani tek başına Yunanistan'a bırakılmadı. Etrafındaki 14 ada da Osmanlı Devleti'ne kaldı. Lozan Anlaşması'nın 12. maddesinde de Girit ile ilgili anlaşma tekrar tasdik edildi. Lozan'dan sonra Bulgaristan, Sırbistan ve Karadağ, Girit üzerindeki egemenlik haklarından fiilen feragat etti. Uluslararası hukuk gereği bu 3 ülke hakkından feragat ettiği için o topraklar aslına rücû eder. Yani Girit'in 4'te 3'ü Türk toprağı oldu. Çünkü biz Osmanlı'nın halefiyiz. Osmanlı Devleti'nin hem borçlarını aldık hem de topraklarını aldık. Yunanistan bu hakların kendisine ait olduğuna ilişkin bir belge çıkartamıyor. Neden çıkartamıyor, çünkü elinde bir belge yok. Ayrıca Girit'in etrafında Türkiye'ye bırakılan 14 adadan 5'i de halihazırda Yunan işgali altında." diyor.

12 Adalar konusunda ise tarihi belgeler şöyle yazıyor. 12 Adalar, Trablusgarb Savaşı sonrasında İtalyanlar tarafından işgal edildi. 1912'deki Uşi Anlaşması ile Trablusgarp ve Bingazi İtalya'ya verildi. Buna karşılık İtalya, 12 Ada'yı boşaltıp Osmanlı'ya devredecekti. Fakat hemen sonrasında 1. Balkan Savaşı ve Yunanistan'ın Ege adalarını işgali başlayınca bu devir teslim gerçekleşmedi. Lozan'ın 15. maddesi ile 12 Adalar İtalya egemenliği altında bırakıldı. 2. Dünya Savaşı'ndan sonra 1947'de Paris Anlaşması ile 12 Ada İtalya'dan alınıp Yunanistan'a verildi. Uluslararası anlaşmalar hukukuna göre bir anlaşmanın maddesi değişirse mutlaka taraf olan devletlerin tamamının ya da çoğunluğunun o değişiklikte imza atması lazım. 12 Ada Lozan'ın 15. maddesinde geçiyordu. Türkiye Lozan'da taraftı ancak Paris'te taraf değildi. Dolayısıyla burada gayri hukuki bir devir oldu. Hukuken Türkiye'nin onayı ve rızası olmadan böyle bir devir yapılamaz. İtalya 12 Ada üzerindeki egemenlik haklarından vazgeçtiği zaman hukuken aslına rücû ediyor. Yani Türk toprağı oluyor. Yunanistan bu işgal ettiği adalardaki vatandaşlarına tapu veremiyor. Neden? Çünkü Türkiye'ye ait de ondan. E. Kurmay Albay Yalım adaların silahsız olması gerektiği hususunda ise " Silahsız olması gereken 12 Ada'nın Yunanistan tarafından silah deposuna dönüştürüldüğünü, Lozan'da adaların silahsız olacağını ilişkin açık bir madde bulunduğunu, hukuken geçersiz olan Paris Anlaşması'nda da 'silahsız olacak ve silahsız kalacaktır' diye hüküm koyulduğunu buna rağmen Lozan ve Paris anlaşmalarına aykırı hareket eden Yunanistan, Ege'deki 23 adanın büyük kısmını cephaneliğe çevirdiğinin" altını çiziyor.

Günümüzde Atina yönetimi fiilen Limni, Rodos, Midilli ve İstanköy adalarına savaş uçakları için havaalanları inşa etti. Lozan Anlaşması ile muharip askerden arındırılan fakat Yunanların son yıllarda garnizon haline getirdiği Limni, Sakız, Sisam ve İstanköy adalarına mekanize birlikler ile tank, top, savaş uçakları ve taarruz helikopterleri de konuşlandırıldı. Ege kuzeyindeki Limni, Sakız, Sisam, Ahikerya, İstanköy adalarına her biri ortalama 4'er bin askerden oluşan tugaylar ve Semadirek ile Meis adalarına ise taburlar yerleştirdi. Bunun yanı sıra Yunan ordusu, sadece Rodos ve Midilli'ye 10'ar bin askerden oluşan iki tümen de konuşlandırdı. Peki, bu kadar silahı, askeri, uçağı kime karşı kullanacak dersiniz? Hiç kuşkunuz olmasın Allah muhafaza Türkiye'nin bir zayıf anını yakalasın anında Türkiye'ye karşı kullanacak ve işleri oldubittiye getirmeye çalışacaktır. İşte bütün bunlar nedeniyle Türkiye'nin STK'lar vasıtası ile bu meseleyi uluslararası yargı mercilerine taşıması fevkalade doğru bir karar olmuştur. En azından Yunanistan'ın atmayı düşündüğü birçok adımı engelleyeceği muhakkaktır. Şimdi bazı avukatlarımızın da Girit ve 12 adalar konusunda AİHM'e dava açacakları bilgisi geliyor. AİHM'de aleyhimize sonuçlanan ve Rum Mülkiyet Davası olarak kabul edilen Titina Loizidou davasını emsal göstererek bir kısım Girit ve Ege adaları göçmeni vatandaşımız adına AİHM'e Türk Mülkiyet Davaları açıyorlar ve Yunanistan'dan kullanamama nedeni ile sadece tazminat talep edecekler. Bu durumun yani "Kullanamama tazminatı"nın Mülkiyet hakkımızın ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin "egemenlik hakkının" Yunanistan tarafından çiğnendiğine uluslararası hukukta gerekçe oluşturacağını düşünülüyor. Eh her zaman Palikarya sevinecek değil ya. Bakalım bu sefer ne yapacaklar?

Bu yazı toplam 706 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar