1. YAZARLAR

  2. Mehmet Eyüp Yardımcı

  3. Yorgan gider, kavga biter mi?
Mehmet Eyüp Yardımcı

Mehmet Eyüp Yardımcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Yorgan gider, kavga biter mi?

A+A-

Ne kadar çok sevinmiştik 2019 yılını yolcu ederken, aman git! Gitte dönüşün olmasın demiştik.

2019 arkasına bile bakmadan gitti ve sonrası bi'tufan, daha yıkıcı 2020 yılını yaşıyoruz. Ekonomik krizler, Covit-19 virüsü, kaybedilmiş insani duygular, sömürülen doğal kaynaklar, küresel sermayenin kanını emdiği ve daha da yoksullaştırdığı dünyanın büyük kısmının halkı.

Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos ve derken merhaba Eylül.

Eylül ayı denilince tabi ki ilk akıla gelen isim Cemal Süreya ve o meşhur dizeleri;

Bir gün aklına

Gelecek olursam

Bana şiir ısmarla

Eylül'ü konuşalım…

İçimizde büyük bir umutla sadece Eylül'ü konuşmak dileği geçiyor ama yaşadığımız şartlar buna imkân verir mi? Açıkçası çok net şekilde Evet diyemiyoruz.

Zaman hızla akıp geçiyor, 20 Ekim 2019 tarihinde gerçekleşen Beşiktaş Olağanüstü Seçimli Genel Kurul'unda, 20 sandıkta 8 bin 644 üyenin oy kullanması sonucunun ardından 5 bin 9 oy ve "Büyük başkan" nidaları ile başkan seçilmişti sayın Ahmet Nur Çebi.

Sosyal medya yıkılıyor, methiyeler diziliyor başkanın Beşiktaş'a vereceği paranın miktarı hakkında tahminler yürütülüyordu.

Sosyal medya böyle düşünüp, hayaller kurarken sayın Ahmet Nur Çebi ve heyetini ise bekleyen en büyük tehlike tahmin edilemeyen, ne olduğu tam olarak bilinmeyen kulübün içinde olduğu "Mali kriz"di. Bir mali kriz yaşanıyor, bir önceki yönetim sadece üst tarafı görünen bir "enkaz" dağı bırakmıştı, adeta patlamaya hazır bomba misali.

Krizin boyutunun ne olduğu 22.08.2020 tarihinde gerçekleşen Divan Toplantısı'nda sayın Mesut Urgancılar'ın açıkladığı "Özel Amaçlı Denetim" sonucuyla ortaya çıkacak.

10 Mart 2020 tarihi itibariyle ülkemizin yaşadığı Covit-19 Virüsü ve Pandemi dönemiyle zaten darboğazda olan Beşiktaş Kulübü ekonomik anlamda daha da zorlu sürece girdi. Mali sıkıntı kartopundan çığ haline dönüştü ve bir önceki dönemin bıraktığı enkaz ne kadar büyük olabileceği üzerine yeni tahminlere gidildi. Durumu özetlemek adına sadece şunu belirtmek gerekir, Beşiktaş Kulübü başlattığı "Bırakmam Seni" kampanyasıyla biraz nefes almaya çalışırken, paranın sesini duyan alacaklılar çoktan kulüp kapısına yığılmış beklemekteydi. Bu alacaklılara o güne kadar hesapta olmayan iki menajer ve yüklü miktardaki alacağını da eklemekte fayda var.

Bir yandan mali kriz, diğer yandan bu krizin oluşmasındaki en büyük etkenlerden gereksiz oyuncu transferleri, yüksek maaşlar, menajerlere aktarılan paralar ile takım içinde beklenineni vermeyen, performansıyla sınıfta kalan, gönderilmek istenilen ama yüksek maaşları dolayısıyla alıcı bulunmayan, kulübün içindeki mali tablo karşısında "İndirim" talebine olumsuz cevap veren futbolcular gerçeği karşısında olup, bitene karşı çaresiz bekleyiş içinde olan yönetime, en büyük tepki ilk başkan açıklamasının ardından methiyeler düzen sosyal medyadan gelmeye başladı. Özellikle hem maddi hem de manevi anlamda pozitif katkı yapacak olan PAOK maçının sonucunun ardından. Eleştirilerin elbette haklı tarafları vardır, ama bazı eleştirilerin "Edep" sınırının altında kalması ve sınır altından yapılan eleştirilere Beşiktaş'a yakışmayan bir dil söylemi ile verilen cevaplar olayların gelecek adına farklı yönde seyir etmesine sebep olacaktır.

Kendisini Beşiktaşlı olarak adlandıran herkes şunu bilsin ki: Beşiktaş'ı kurtaracak olan güç ancak ve ancak "Birlik" olma gücüdür.

Beşiktaş bu gücü tahsis edebilir, tüm camia mevcut başkan ve yönetimi etrafında her şeyi geride bırakıp sadece Beşiktaş için birleşebilir ise ve herkes Beşiktaş'ı içinde bulunduğu şartlardan kurtarabilmek için fikir üretir, üretilen bu fikirler kişi ve görüş ayrılıkları bir kenara bırakılarak hayata geçirilirse gelecek Beşiktaş için "Aydınlık" olur.

Beşiktaş bunları gerçekleştiremez ise bugün ufak ufak, alttan alttan "Katarlı İşadamları" adı altında kulübün satış hikâyeleri gerçek olur.

Beşiktaş satıldıktan sonra (artık kim alır, zaman onu bize acı da olsa gösterir) her şey Nasreddin Hoca'nın fıkrasında olduğu gibi "Yorgan gitti, kavga bitti"'ye mi döner, yorgan gidince kavga biter mi? Yorganı kim alır? Yorganı kim kime satar? Sorularının cevabını her geleni sadece hunharca alkışlayan zevat-ı kiram ile birlikte yine hunharca alkışlayarak alırız.

Hesap sor diye sosyal medya üzerinden bağıran büyük çoğunluktaki Genel Kurul Üyeleri'ne ve dönemin yönetimde bulunan yöneticilerine bir soru; Hesap sorulmasını istediğiniz sayın Yıldırım Demirören, sayın Fikret Orman sizler neredeydiniz? Neden itiraz etmediniz? Var ise makul bir açıklamanız buyrun bekliyoruz.

Bu yazı toplam 1515 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar