1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Yerli-millî harp sanayimizin önemi
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Yerli-millî harp sanayimizin önemi

A+A-

Türkiye, İdlib'de ciddi bir çatışma ortamının içinde bulunuyor. 27 Şubat gecesi 34 evladımızı şehit verdik. Allah rahmet eylesin.  Çok sayıda da yaralımız oldu. Bunları geçen yazımızda yazdık. Türk Ordusu şu anda dünyada çatışma içinde olan tek resmî güç, tek ordu. Bu ordu tam 36 yıldır terörle mücadele ederek olağanüstü tecrübeler edinmiş ve bu durum dünyada hiçbir orduda olmayan olağanüstü savaşçı yeteneklerini geliştirmiştir. Şu anda dünyada Türk Ordusundan daha mükemmel gayrinizami harp yapabilecek bir ordu yok. Askerlerimizin olağanüstü savaşçılık nitelikleri tartışılmaz ama ülkelerinin millî menfaatlerini korumak için yapacakları mücadelede ellerindeki "harp silah ve araçlarının" da çok büyük önemi olduğu tartışılmazdır.

Türkiye Cumhuriyeti toprakları dünyanın en stratejik yerinde ve dünyanın en zengin yer altı kaynaklarının bulunduğu bir coğrafyada olduğundan tüm dünya devletlerinin Türkiye gibi bir ülkeye sahip olmak isteyecekleri de kuşkusuzdur. Belki bu sahiplenme gayreti geçmiş yüzyılda olduğu gibi bir anda doğrudan bir savaşla olmayabilir ama günümüz vekâlet savaşlarının ya da terör gayretlerinin altındaki asıl amaç budur. Hatırlayınız Emperyal güçlerin yöneticileri hatta Papa bile şöyle söylememiş miydi; Türkiye Türklere bırakılmayacak kadar değerlidir. Hani eski bir halk deyişi vardır; "Adamın fikri neyse zikri de odur." diye. Eh, günümüzde yıllardır yaşadıklarımızdan gördüğümüz ise adamların fikri neyse zikirleri o, zikirleri neyse fikirleri de o oluyor.

Kabul etmek gerekir ki dünya durdukça Emperyal güçlerin bu arzuları da hiç bitmeyecek. O halde Türkiye'nin her zaman güçlü olmak mecburiyeti vardır. Türk Milleti olarak ya güçlü olup hayatta kalacağız ve ebediyete kadar var olacağız ya da zayıf olup Allah korusun bir müddet sonra yok olup gideceğiz. Bunun ortası yok, ya siyah ya da beyaz bu, gri yok bu oyunda, idare ederiz yok bu oyunda, du bakalım ne olacak yok bu oyunda, eh canım bize bir şey olmaz demek yok bu oyunda, ilerde yaparız bir şeyler demek yok bu oyunda. Eğer böyle düşünürsek dedik ya sonumuz Allah göstermesin tarih sahnesinden yok olup gitmektir. Dünya tarihi böyle yok oluşların örnekleri ile doludur. Bizi yok etmek isteyebilirler ama biz asla yok olmayacağız, asla vatan topraklarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Emperyal güçler ne ile üzerimize gelirlerse gelsinler biz yine hep ayakta kalacağız. Bunun için de sadece ve sadece "Büyük Türk Milletinin çıkarlarını" en öne koyarak bunu sağlayacak her türlü doğru tedbiri devlet ve millet olarak almak zorundayız.

Yeni çalışma konsepti

Günümüz savaş stratejileri içinde geçerli olan vekâlet savaşları ve algı yönetimi ile yapılan psikolojik harekâttır. Medya ve Sosyal Medya silahları kullanılarak yapılan psikolojik harekât ile henüz yeterince bilinçlenmemiş bir toplum kolayca istenilen yöne evrilebilir.  Psikolojik harekâtların yanı sıra gerçek saha operasyonlarında ise gerçek harp silah araçlarına ihtiyaç olduğu bir gerçektir. Günümüz Türkiye'si bu yolda mükemmel bir mesafe katetmiştir. Ne denli savaşçı personeliniz de olsa onların da gelişmiş teknolojik silahlara ihtiyacı olduğu bir gerçektir.

Bu harekâtta şu ortaya çıktı; konvansiyonel çatışma konsepti üstüne asimetrik etki üreten yeni bir çatışma konsepti geliştirildi. Bu da yerli ve millî SİHA (Silahlı İnsansız Hava Aracı) ile oluşturuldu. İdlib Barış Kalkanı harekâtında 50 SİHA'lık bir filo 1000 sorti yaptı ve TSK bu imkân ve kabiliyeti ile 6 günde 1 Mekanize Tümen, 1 Zırhlı Alay çapında iki Suriye Rejim Ordusu birliğini ve 3300 askerini imha etti. Bunlar bir muharebede çok büyük rakamlardır. Zırhlı Birliklerin imhası muharebede en başta gelen görevdir. Çünkü düşmanın hareket kabiliyetini ortadan kaldırır onu çakılı durumda mevzi savunmasına mahkûm etmiş olursunuz ki bunun sonu da ya imha ya da teslim olmaktır. Tabii burada "kamikaze" görevi yapan Dronlarımızın da etkisi çok büyüktür. Yarı aktif lazer arayıcılı başlıklı atış platformu olan SİHA'larımızda yine kendi millî mühimmatımız olan MAM-L akıllı bombalarımız kullanıldı ve tam vuruş verdiler. Yani adeta yapay zekâ ile yeni nesil bir hava kuvveti oluşturuldu. ANKA-S ve BAYKAR üretimi İHA ve SİHA'lar tam bir savaş makinesi. Şimdi uzun menzilli olanları yapılıyor. Tabii bunları başka ülkelere satarak ülkeye gelir de elde edilecek. Harekâtta SİHA ve Dronları askerî operatörler ile mühendis operatörler yönettiler. Bir anlamda bir mühendis ordusu da oluşmuş oldu.

Selçuk Bayraktar'a kutlama

 Türkiye yeni nesil bir savaşı dünyada ilk kez deneyen ülke oldu. Teknik, taktik ve saha elemanları istihbaratı ile 1000 hedef seçildi ve ilaveten Fırtına obüsleri ile ÇNRA sistemleri de devreye girerek muazzam bir ateş gücü ile hedefler vuruldu. İHA'lar artık yerdeki birinci hat birliklerinde bulunan "İleri Hava Kontrolörü"nün görevi ile birlikte hasar kontrol görevini de yapıyorlar. Şimdi ASELSAN ve ROKETSAN'ın müştereken ürettiği HİSAR orta-alçak irtifa hava savunma sistemimiz de devreye girdi. Hisar 15 km. menzile ve 5 km. irtifa kabiliyetine sahip. Birliklerimizin hava savunmasını sağlayacak. Özellikle uçaklarımızın yaptığı "hava şemsiyesinin" mümkün olmadığı süre ve alanlarda. Aynı kuruluşların çalışması olan 280 km. menzilli BORA çok namlulu roket sistemi yakında envanterimize giriyor. Yine kendi ürünümüz olan KORAL-Elektronik Destek ve Elektronik Taarruz Sistemi uçaklarımızın görev yaptığı süre içinde hasım kuvvetin tüm radar sistemini çökertmiş, uçaklarımızın görev yapmasını sağlamıştır. Eskiden çok ağır AN-PRC telsizleri vardı. Bugün ASELSAN kuruluşumuz cep telefonu kadar uydu telsizleri üretiyor. Öte yandan Deniz Kuvvetlerimiz tersanelerinde üretilen MİL-GEM projesi gemilerimiz, yerli ve millî savaş uçağımızı yapma çalışmaları Türkiye'nin dışa bağımlılığını ortadan kaldırıyor. Geçmişte Kıbrıs Barış Harekâtımızı yaptığımız sırada bir geri tepmesiz topun gaz paftası yokluğu yüzünden ciddi sıkıntılar yaşadığımızı hatırlarız. Ya da Almanya'nın "Leopar tanklarını PKK'ya karşı kullanamazsınız" demesini. Nereden nereye...

 Bu arada İHA ve SİHA'ların ilk çalışmasını başlatan ve bugün devam ettiren Selçuk Bayraktar kardeşimizden de söz etmek gerek. Selçuk Bayraktar, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın damadı. Kendisini 2018'de EFES Tatbikatında tanıdık. Son derece mütevazı, zeki, çok saygılı ve kibar bir genç adam. Çok iyi bir eğitim aldığı hemen belli oluyor. Bu başarılarını gördükçe kendisini tanımaktan çok mutlu olduğumuzu da söylemeliyiz. Ülkemize yaptığı katkılar için bu genç adamı kutlarız.

Bu yazı toplam 492 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar