1. YAZARLAR

  2. Hüdavendigâr Onur

  3. Yahya Kemal'in "Türk İstanbul'u"
Hüdavendigâr Onur

Hüdavendigâr Onur

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Yahya Kemal'in "Türk İstanbul'u"

A+A-

Diplomat, şair Yahya Kemal, İstanbul'un fethedildiği zaman çok harap bir halde olduğunu belirterek fetihten sonra İstanbul'un imarının hemen başladığını belirtiyor. O günden sonra Türklüğün mimarisinin şehrin her sahilinde her köşesinde görülmeye başladığını anlatan Yahya Kemal, bu mimarinin sanki "Artık bu diyar dünya durdukça Türk kalacaktır" dediğini ifade ediyor.

*

Türklerin medeni kabiliyetinin çok yüksek olduğunu, yüksek olmasaydı bu virane şehri kısa zamanda imar edemeyeceğini belirten Yahya Kemal, mesela Eyüb'ün fetihten önce küçük bir köy olduğunu sonra koca bir şehir haline getirildiğini anlatıyor.

Bizans'tan alınan bu kutsal kent için "Aziz İstanbul" ve "Türk İstanbul" ifadesini kullanan bu büyük Türk şairine göre, ölümü bir manevi bir istirahat gibi gösteren mezarlıklar şehrinin güzelliği haricinde Eyüb asırlarca bir irfan kaynağı oldu. Üsküdar, Bizans devrinde küçük bir şehirdi. Türkler zamanında çok genişledi. Çamlıca tepelerine kadar yükseldi. Boğaziçi, Bizans zamanında yoktu. Gerçi Boğaziçi'nin iki sâhilinde tektük köyler ve bazı  kiliseler görülürdü. Ancak o zamanki haliyle bugünkü Çanakkale Boğazı'mızı andırır gibi ıssızdı.

Fetih sonrası kalkınan ve giderek gelişen Boğaziçi hakkında ise Yahya Kemal, şöyle diyor: "Boğaziçi, doğrudan doğruya Türklerin eseridir."

Yalnız bizim değil Avrupalılar arasında da İstanbul'dan bahsedildiğinde genç Fatih'in hatırlandığını belirten Yahya Kemal, İstanbul'un alınması ülküsünün Türklerin en büyük hedeflerinden biri olduğuna dikkati çekiyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor:

"Türkiye Türkleri, İstanbul'un fethini birçok milletlerden sonra emel edinmiş bir milletti. 1071'den 1453 e kadar uzanan bir zaman ve mekân mesafesinde Bizans İmparatorluğuna Türklerin vâris olacağı, kaderin bir işâreti  gibi, sezilir. 1071 de, Malazgird muzafferiyetinden sonra, Anadolu'nun ve Sûriye'nin her tarafına Marmara'ya, Adalardenizine, Akdeniz'e kadar Türk aşiretlerinin yürüyüşü târih destanlarının en büyüklerinden biridir. Yazık ki bu destan Şark dillerinde ya hiç yazılmamış yahut da çok kısa yazılmıştır. Frenk dillerinde ise, Hıristiyanlık duygusu ve Türk düşmanlığı ile yazılanlar karanlık ve müphem bir tablodur."

Yahya Kemal hakkında

Türk edebiyatı tarihçisi Nihad Sami Banarlı, Yahya Kemal'in "Aziz İstanbul" adlı yapıtı hakkında ise şöyle der: "Bu satırlar, Yahya Kemal'in İstanbul sözüyle neyi ve neleri hulâsa ettiğinin, bu isimde nasıl bütün Türkiye'yi ve Türklüğü sembolleşmiş gördüğünün açık bir ifadesidir. Bu sebeple, İstanbul'u sevmek, Yahya Kemal için Türkiye'yi ve Türk tarihini sevmek, Türkiye'yi ve târihte Türk mizac ve medeniyetini anlamak demektir. Bu kitap, her şeyden önce derin bir kültür, bir ilmi araştırma ve tefekkür eseridir."

Bu yazı toplam 198 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar