Mehmet Eyüp Yardımcı

Mehmet Eyüp Yardımcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Teneke

A+A-

İdealizm ve baskın güç arasındaki mücadelenin, satırlara yansımış en güzel örneği şüphesiz Yaşar Kemal Usta'nın 1955 tarihli eseri olan "Teneke" adlı romanıdır.

Zengin ağaların, çeltik ekimine izin vermesi için kaymakamsız kalmış kasabanın vekili Resul Efendi'ye baskıları ve karşılaştıkları direniş. Ardından ise kasabaya gelen genç ve tecrübesiz kaymakam Fikret Irmaklı'nın atanması ile başlayan süreç.

Eşrafın dalkavukluğuna ve göz boyama çabalarına kanan tecrübesiz kaymakamın, istenilen izinleri hiç sorgulamadan vermeye başlaması ve Resul Efendi'nin uyarıları, Okçuoğlu Mustafa isimli çeltikçinin, bir köyü tamamen çamur altında bırakmasının ardından hatasını kısa sürede anlayan genç kaymakamın, çeltikçilere düşman kesilmesiyle, tüm çabalara rağmen ruhsat vermemesi, her şeyin usulüne göre yapılmasını istemesinin ardından, kaymakamı korkutmaya çalışmalar, Ankara'ya sürekli telgraflar çekerek genç kaymakamın aleyhinde yapılan provakosyanlar ile istediklerini elde eden çeltikçilerin, kasabaya geldiğinde amaçları doğrultusunda krallar gibi karşıladıkları genç kaymakamı ardından teneke çalarak uğurlanması.

Ustanın 1955 yılında yazdığı roman, 2020 yılındaki dibe vurmuş futbolumuzun yönetimsel zihniyetine ne kadar da çok benziyor değil mi? 50 senedir her izlediğimizde, hiç izlememiş gibi ağız dolusu güldüğümüz, bizi bize anlatan Kemal Sunal filmleri gibi.

Ülke futbol kulüplerimizin, yanlış zihniyetlerle yönetilmesinin eseri olarak Avrupa arenasında her sezon ardından, futbol adına tepe taklak geriye düşmelerimizin ardından, Beşiktaş'ın PAOK ile oynadığı ön eleme maçının ardından gelecek sezonu, olası başka doğacak tehlikelerin kucağına elimizle bıraktığımız futbolumuzun hazin sonunu uzaktan izlemeye devam edeceğiz tüm sessizliğimizle.

"Bu limit bize yetmiyor", "Paraları basmasaydınız Leyla'ya", "Kur farkı", "Artan borçlar", "Devlet bize yardım etsin"  ile devam eden ağlama süreci, yeni sezon öncesinde TFF'nin aldığı karar ile "Sınırlı sayıda seyircili maç izleme" kararı ile kulüpleri maddi anlamda rahatlamaya yönelik (sanmayın ki sizin sağlığınız birilerinin umurunda) kararın ardından, adalet dağıtmada yine sınıfta kalan MHK yönetiminin Serdar Tatlı başkanlığında yeni bir ekip (yeni derken öyle aklınıza hakemlik alanında devrim yapacak yepyeni isimler gelmesin çünkü MHK kurulundaki 9 ismin 5'i Yusuf Namoğlu döneminden "Serdar Tatlı, Metin Tokat, Erol Ersoy, Kadir Tozlu ve Ahmet Erdoğan") ile yola devam kararı sadece Dağ'ın Fare doğurmasıdır.

Dağ, fare doğururken uzun zamandır sesi soluğu çıkmayan Abdurrahim Albayrak'ın bir anda ortaya çıkıp "Geçen sezon dönen dolapları biliyoruz" açıklaması bize bir türlü açıklamadığı "Elimizde VAR kayıtları" sözünü getirdi yani algı ve lobi oluşturup elde edilen şampiyonluk yani. Burada değişen tek şey her şey biraz erken başladı.

Bu sözlerin hepsi devletin Spor Bakanlığı tarafından araştırılıp, soruşturulması gereken söylemlerdir. Bunları söyleyenlerin delilleri var ise ellerinde yetikili mercilere teslim etmelidir, eğer ellerinde bir delil yok sadece geniş işkembeden sallama sözler ise de cezası verilmelidir.

Her sezon bitiminde krallar gibi karşılayıp ardından teneke çalarak gönderdiğimiz futbolun yönetim kademelerinden yıldık, yorulduk ve bıktık.

Ekonomik anlamda iflas etmiş kulüplerimizin, idari anlamda da çöküşü futbolumuzu, sporumuzu her alanda bataklığın dibine çekmektedir. Bu çöküşü futbolseverler, dalkavuklar ve kendini yönetici zannedenler izlemeye devam etmektedir sadece tek bir farkla; futbolseverler izlerken para veriyor diğerleri izlerken para kazanıyor.

Bu yazı toplam 408 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar