Mehmet Eyüp Yardımcı

Mehmet Eyüp Yardımcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Tanrı'nın eli

A+A-

Ekonomik sıkıntılar baş gösterince, Kolombiya hak ettiği 1986 Dünya Kupası ev sahipliği hakkını, yaşadığı depremde 30 bin kişinin hayatını kaybettiği Meksika'ya verilmesiyle bu büyük şöleni uzaktan izlemekle yetindi. Meksika, böylece  bu büyük organizasyona ikinci kez (ilki 1970 yılında) ev sahipliği yapıyordu. (1930 yılından itibaren düzenlenen Dünya Kupası'nı Brezilya 5, İtalya 4, Almanya 4 'üçü B.Almanya olarak',  Arjantin 2, Fransa 2, Uruguay 2,İspanya 1, İngiltere 1 kere kazanmıştır.)

1986 Dünya Kupası'nın şüphesiz en büyük yıldızı Maradona'ydı. Kokain ve uyuşturucuyla tanışıp futbolun zirvesinden uzaklaşıp 1995 yılında Boca Juniors'a geri dönüşünün ardından, iki sene sonra futbola veda eder. Maradona'nın Boca Juniors taraftarları ile efsaneleşmesi ile La Bombonera stadyumunun girişine İspanyolca Boca es mi religion, Maradona es mi dios, La Bombonera es mi iglesa (Dinim Boca, tanrım Maradona, mabedim La Bombonera) yazılır.

1986 yılının en akılda kalıcı maçı Arjantin ve İngiltere arasındaki maçtır. Carlos Bilardo yönetiminde Batista, Passarella, Burruchaga, Maradona ve Valdano'lu Arjantin ile  Bobby Robson yönetiminde Shilton, Gary Stevens, Glenn Hoddle, Gary Lineker, Peter Beardsley'li İngiltere'nin karşılaştığı maç, futbol tarihinin unutulmazları arasında yer alırken diğer yanda ise 1982 yılındaki Falkland Savaşı'nın ruhsal fırtınaları hâlâ zihinlerdeyken, 1.65 m boyundaki Maradona, İngiltere kalesindeki 1.85 m dev Peter Leslie Shilton ile çıktığı hava topunda, sol eli attığı golle bi'şekilde İngiltere'yi cezalandırır ve bu cezaya Tanrı'nın Eli ismini verir.

Başarısız geçen Arjantin milli takım teknik adamlığı ardından uzun bir süre sessiz kalan Maradona 2018 yılında Tanrı'nın Eli ile buluştuğu Meksika'da bir kez daha sahneye çıkar. Meksika ikinci lig kulüplerinden Dorados De Sinaloa teknik adamlığı görevini üstlenir.  Endüstriyel futbolun kirletmediği ama bir yandan da uyuşturucu ticareti ile dünyaca meşhur bu yerde herkes Maradona'nın tekrar uyuşturucu kucağına düşeceğini ve bu yüzden buraya geldiğini söyler ve inanır ama Maradona tam aksine lig sonunculuğundan aldığı takımı finallere kadar taşır.

Maradona kendi adına tarih yazarken, başarıya ulaşmak için dibi görmek, orada yaptığınız hatalardan ders çıkarmak gerekir öğretisini tekrar hatırlatır bizlere.

Peki! Bizde işler nasıl yürüyor? Galatasaray başkanı sayın Mustafa Cengiz "Bas, bas paraları Leyla'ya" ile durumu özetledi ve dedi ki; Biz 493 milyon TL harcama limitine sahipsek, iki yıldır tasarrufla bu noktaya geldik. Başkaları sıkıştıysa, (muhtemelen limit harcamalarına itiraz eden Fenerbahçe'ye gönderme yapıyor) 'Leyla'ya bastığı için bu duruma geldiler. Hem paraları bas harca, sonra da gel 'param bitti, bana limit artırımı verin' de dedi.

Sayın Mustafa Cengiz "Leyla'ya basılan paralar" üzerinden yürürken ve rakiplerine gönderme yaparken, illaki birileri çıkar; canım siz paraları kime bastınız? Sarı Tutku'yamı diye sorar.

Ekonomik sıkıntılar, her ne kadar kulüp başkanlık düzeyinden birbirine gönderme temaşası içinde olsa da hemen hemen hepsinin geldiği son noktadır.

Beşiktaş, Bırakmam Seni ile nefes almaya çalışırken, hafta başı basın toplantısı düzenleyen Beşiktaş eski başkan adaylarından sayın Hürser Tekinoktay; 2014 yılında Fulya'da 95 milyon dolar zarar denilmişti, şimdi ise yoktur deniliyor, durumda ne değişiklik oldu? 95 milyon dolar zarar var diyerek tespit yaptırdık da yüzde 67'yi müteahhitten aldık mı? Aldıysak paralar nerede? Fikret Orman döneminde bir anlaşma yapıldıysa paralar kasaya girdiyse mesele yok. Girmediyse 95 milyon dolar para nerede başkan? Sorusunu yinelerken, sayın Fikret Orman'ın apar topar gitmesine neden olan meşhur Paralar Nerede? Sorusunu bir kere daha gündeme getirdi.

Bu olaya şöyle bir yorum getirsek pek bi'eğreti durmaz. Paralar kasaya girmiş olsa idi sanırım Beşiktaş'ında Leyla'ya basacağı paralar ortalıkta saçılır durur ve Fikret Orman tv ekranlarından "ben" eksenli konuşmalarına devam ederdi tabi ki alkış kıyamet eşliğinde.

Beşiktaş, önemli bir ekonomik süreçten geçiyor ve bu süreçte tek çare birlik olmak. Görünen umumi manzara bizlere şu an için camia içinde bir birlikten söz etmekten çok uzakta. Kampanyaya her türlü çekişmelere rağmen yardım elini uzatanda var, olayları uzaktan izleyende.

Geleceğe taşımak, geliştirmek sportif ve tesisleşme adına başarılara imza atmak için göreve gelenlerin, yönettikleri kulüpleri zarara uğratmalarının karşılığı olacak bir cezai müeyyide olmadığı müddetçe, sorumsuzluklar diz boyu gitmeye, kulüplerin maddi zararları az inişli ama çok çıkışlı bir yükselişle ilerlemeye devam edecektir.

Bu süreçte zararını azaltıp, biraz nefes alan kulüp yönetimlerinin ilk nefes alışlarında ezeli rakiplerine gönderme yapmaları ise pastanın çileği olacaktır.

Futbolseverler, kongre üyeleri, camiaların neferleri bu pasatadan tadarlar mı?

Oh ne güzel olmuş derler mi?

Yoksa bırakın bu pasta ve çileği gelin hep birlikte bu yangını söndürelim mi? derler açıkçası bilmiyoruz, sadece ve sadece derviş sükûneti içinde bekliyoruz, bir elimizde tespih ya sabır çekerek…

Bu yazı toplam 1058 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar