1. YAZARLAR

  2. Fatih Ergin

  3. Suriyelilerin yüzü suyu hürmetine!
Fatih Ergin

Fatih Ergin

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Suriyelilerin yüzü suyu hürmetine!

A+A-

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu demiş ki, "Biz 15 Temmuz'da nasıl kurtulduğumuzu zannediyoruz? Biz nasıl kurtulduk? Kim ne derse desin, 450 bin çocukları doğdu bu ülkede. Allah o 450 bin çocuğun hayrına 15 Temmuz'da şu hainlere ezdirmedi. Ben onu bilirim." Toplumun kahir ekseriyetinin rahatsız olduğu ve ülkelerine dönmelerini istediği Suriyelilerin Türkiye'de kalmaları için şimdiye kadar bulunmuş en muazzam gerekçeyi söyledi aslında Soylu: BEKA!

Demek ki 15 Temmuz'da FETÖ'cü hainlere karşı halk değil Suriyeliler zafer kazanmış! O kâbus dolu gecede vatandaşlarımızın şehit olmasının hiçbir kıymet-i harbiyesi yok demek ki, 15 Temmuz kalkışmasının püskürtülmesinde! Olmaz tabii, nihayetinde Suriyeli yok o şehitlerin içerisinde. Darbe girişimine karşı direnen polislerin, TSK içerisindeki gerçek askerlerin, yani TSK'nın gerçek mensuplarının asker üniforması giymiş FETÖ'cülere karşı koyması da Suriyelilerin sayesinde oldu zaten. Mesela şehit astsubay Ömer Halisdemir... 450 bin Suriyeli çocuğun Türkiye'de doğmasının hikmeti olmasa, kalkıp FETÖ'cü generalin kafasına sıkabilir miydi? Öyle ya, vatan sevgisini Suriyeli bir çocuğun gözlerinden öğrenmemiz öğütlenmişti AKP Genel Başkanı tarafından. Demek ki, TSK ve Emniyet Teşkilatında o gece darbeye direnen vatan evlatları ve sokağa çıkan halk, Suriyeliler'den öğrendikleri vatan sevgisinin verdiği aşk ve cesaret ile hainlere 'dur' dediler. Zaten geçmişinde vatan sevgisi aşılayacak ne var bu milletin? Şehit Şerife Bacılar, Halime Çavuşlar, Tayyar Rahimeler, Gördesli Makbuleler, Kara Fatmalar, Kadı Salih Reisler, Şahin Beyler, Sütçü İmamlar ve vatan sevgisinin sembolü daha nice kuvvacı Suriyelilerin millî kahramanı. Tarihte Mustafa Kemal gibi, 'Ya İstiklal Ya Ölüm' parolasını milletine pusula yapıp bağımsızlığını kazandırmış bir önder de, Norveç'te ortaya çıktığından, bizlere vatan sevgisini öğretecek kimse olmamıştı. Her şeyi ithal ettiğimiz gibi, vatan sevgisini de ithal ettik bu yüzden!

Madem ki 15 Temmuz'u Suriyelilerin yüzü suyu hürmetine atlattık, o zaman millî güvenliğimiz için, iflah olmaz iç ve dış mihrakların oyunları için endişelenmeye hiç gerek yok. Suriyeliler bu ülkede kaldığı ve çocuk yapmaya devam ettiği sürece, ilelebet beka sorunumuz olmayacak. Ne yazık ki elimizde böylesine muhteşem bir savunma silahı olduğu halde, Rusya'dan S-400 füze savunma sistemlerini almaya kalkıyoruz. Üstelik ABD ile kriz pahasına! Ne gerek var? Ne kadar beka sorunumuz varsa, bunlardan doğabilecek sorunlar masaya yatırılsın. Eldeki Suriyelilerin çocuk yapma oranı bu sorunların ne kadarını karşılamaya yeter, tespit edilsin. Yetmezse, S-400'lere verilecek para ile daha fazla sığınmacı ithal edilsin. Türkiye'de çocuk yapmaları da şart koşulsun. Türkiye'de doğan Suriyeli çocuklar da evlilik çağına geldiğinde çocuk yapacağı için, daha kimse tuzak kurmayı aklından bile geçiremez bu ülkeye... Şahsen ben, artık endişelenmiyorum Fırat'ın doğusu ve batısı için. Kıbrıs'ta Rum'un yeniden kabaran iştahı için! Allah'ın izniyle Suriyelilerimizin sayesinde hepsinin üstesinden geliriz. Ne olurdu, daha önce ülkemize gelip çocuk yapsaydı şu Suriyeliler. 18 adamızı Yunan'a terk etmezdik o vakit. Süleyman Şah'tan ricat mı? Mümkün olur muydu hiç? Biz, Suriyeliler olmadan Kıbrıs'a nasıl çıkmışız zamanında, hayret doğrusu!

Elimizdeki Suriyelilerin gücü dolayısıyla, her fırsatta devletim ve milletimin selameti için yaptığım duayı da değiştirme kararı aldım. Mesela şöyle dua edebilirim artık; "Allah'ım, ülkemizdeki Suriyelilerin ülkemizde doğan ve doğacak çocuklarının yüzü suyu hürmetine, sen Fırat'ın doğusundaki PKK/PYD işgaline son ver, devletimizin bakanlarına Erbil'e gidip sözde Kürdistan şehitleri için saygıya durmaması için, siyasetçilerimizin bu ülkede 'Lazistan ve Kürdistan' diye bir yer olmadığını öğrenmesi için akıl ve fikir ver. Amin." Heyhat! Ne Süleymanlar geldi geçti... Muhteşem Süleyman, Çoban Sülü (Baba Süleyman) ve efsane başkan Süleyman Seba... Üçü de Soylu gibi Süleyman mıydı? Heyhat! Nerede o, Şükrü Kaya, İhsan Sabri Çağlayangil, Hayri Kozakçıoğlu, Saadettin Tantan gibi Dahiliye Nezaretinin manasına hâkim devlet adamları kuşağı! Ne demişler; eskiye rağbet olsa, bit pazarına nur yağardı! Yağıyor azizim yağıyor... Sağanak halinde hem de!            

Bu yazı toplam 1474 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar