1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Suriye'de güvenli bölge
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Suriye'de güvenli bölge

A+A-

Suriye meselesi giderek can sıkıcı bir yola giriyor. Bunun sebebi de Türkiye çok haklı biçimde ulusal güvenliğini de ön planda tutarak uzlaşmacı bir yaklaşım içinde olmasına rağmen ABD'nin güven vermeyen ve sürekli art niyetli tutumlar içeren oyalamacı bir yaklaşım içinde olmasıdır. Birkaç gün önce Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey ile bir araya geldi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleşen Kalın ve Jeffrey başkanlığındaki heyetler arası görüşmede, Fırat'ın doğusunda güvenli bölgenin tesisi ile DEAŞ, PKK/YPG/PYD dâhil tüm terör unsurlarına karşı mücadele başta olmak üzere, Suriye'de son dönemde yaşanan gelişmeler ele alındı. Türkiye'nin ulusal güvenlik önceliklerinin açık bir şekilde vurgulandığı toplantıda, Suriye'nin genelinde terörle mücadele, Münbiç Yol Haritası, anayasa komisyonu, Suriye'nin toprak bütünlüğü çerçevesinde siyasi çözüme ulaşılması konuları görüşüldü. Lakin esas mesele "Türkiye-Suriye sınırında kurulması planlanan güvenli bölge" konusu idi. Bunun da ancak Türkiye'nin beklentilerini karşılayan bir plan ile mümkün olabileceğinin altı çizildi. Toplantı sonrası ABD Büyükelçiliğince yapılan açıklamada dikkatimizi çeken ifade "tarafların Münbiç Yol Haritası'nın hızlı ve somut ilerlemesine bağlı oldukları" sözü oldu. Yani "Güvenli Bölge" dâhil tüm gelişmeler Münbiç'teki gelişmelere bağlanmış.

Türkiye'nin beka sorunu

Münbiç'te en başat iki taraf ABD ve Türkiye'dir. Mümbiç'i kendi planları doğrultusunda kullanmayı ısrarla isteyen ise ABD'dir. Peki, ABD'nin hepimizce bilinen klasik talebi nedir? İçinde Türkiye'den, İran'dan, Irak'tan ve Suriye'den toprak parçaları bulunan bir "Kürdistan Devleti" kurmak ve bu kukla devlet sayesinde hem Orta Doğu enerji kaynaklarını yönetmek hem de İsrail'in güvenliğini sağlamak. Bu net ve bilinen bir gerçek. Türkiye ile topyekûn savaşmadan en küçük bir toprak parçasını almak da bu dünyada mümkün değil. O zaman kur Suriye'de PKK/PYD garnizon terör devletini, eh Irak'ta ilan edilmemiş olsa da zaten fiilen kurulmuş durumda. Sonrasında kaşı Türkiye'deki unsurları, sonra halkoylaması filan de, milletlerin kaderini tayin hakkı de filan bir de bakmışsınız Allah korusun Türkiye'nin doğu ve güneydoğusu uçmuş gitmiş. İşte Türkiye'nin Suriye ve Irak kaynaklı "beka sorunu" tam da budur. O zaman güvenli bölge kurmak ne kadar işe yarar olacaktır ve ne kadar bu tehdidi bertaraf edecektir? Bizim güvenli bölge kurmaktaki amacımız sadece terörist unsurların Türkiye'ye gelmesini önlemek midir yoksa yukarıda yazdığımız "beka tehdidini" ortadan kaldırmak mıdır? Eğer nihai amacımız "beka tehdidini" ortadan kaldırmak ise "güvenli bölge" kurmanın yeterli olmayacağının altını çizelim. "Beka tehdidini" ortadan kaldırmanın tek ama tek yolu Kandil dâhil Suriye'nin kuzeyindeki diğer bir deyişle "Fırat'ın doğusundaki" tüm PKK/PYD unsurlarının etkisiz hale getirilmesidir. Ancak baştan beri Türkiye'nin bu düşüncesini bilen ABD, Başkan Trump'un Suriye'den çekileceğini açıklamasına rağmen çekilmemiş tersine Suriye'de yeni üsler kurarak PKK/PYD terör örgütünü koruma şemsiyesi altına almıştır. Bununla da yetinmeyen ABD, PKK/PYD terör örgütüne içinde ağır silahları da bulunduran binlerce TIR dolusu silah göndermeye devem etmiş hâlâ da devam etmektedir.

ABD'nin oyalamasına ve ayak sürümesine rağmen diyelim ki bir şekilde güvenli bölge kuruldu. Türkiye (ve ABD) kontrol edeceği güvenli bölgeye teröristleri sokmadı. Ama 30-40 km'lik güvenli bölgenin bitiminden sonra PKK/PYD varlığı yine devam edecektir. Sonuçta sadece söz konusu terör koridoru 30-40 km. güneyimizden geçmiş olacaktır hepsi o kadar. Esas olan ise bu terör koridorunun varlığının hiç olmamasıdır. Nitekim Türkiye yaptığı başarılı Fırat Kalkanı ve Afrin Zeytin Dalı harekâtları ile daha önce planlanmış olan bu terör koridorunun kalbine iki kama sokmuş ve kantonların birleşerek bir terör kuşağı oluşturulmasını önlemişti. Ancak terör kuşağının 30-40 km. güneyde oluşmasını engelleyemedik. Yani "sözde garnizon Kürt devletini" Akdeniz'e açma amacına yönelik faaliyetleri devam ediyor. ABD'nin niyet ve maksadı bu iken ve bu da bizce biliniyorken ABD'nin Türkiye ile ortak olarak teröristleri temizlemesini beklemek hiç gerçekçi bir beklenti değildir. Adam binlerce TIR dolusu ağır silah verdiği, komutanlarını terörist liderlerle görüştürdüğü ve on yıllar içinde kurduğu bir yapıyı yıkar mı?

Harp gücümüz yükselmeli

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ABD'nin sözünde durmadığını birkaç defa gördüklerini ifade ediyor. ABD'nin sözünde durmasını, hele S-400 meselesinden sonra sözünde durmasını beklemek hayaldir. Bakan Çavuşoğlu sözünde durulmayan konulardan bahsederek "Bunlardan biri de Menbiç. Somut bir adım yok. Yol haritasının amacı YPG/PKK'lıları çıkarmak ve yerel halka Menbiç'i teslim etmek. Yaklaşık 14 ay oldu, sonuç yok. Güvenli bölge oluşmaz ve teröristler temizlenmezse harekatı başlatırız." diyor. Açık söyleyelim ki, ABD oradan PKK/PYD'lileri çıkartmak için asla kılını bile kıpırdatmaz. Ne yaparsa Türkiye kendisi yapacak, kendi göbeğini kendisi kesecektir. İlerleyen her zamanın da Türkiye'nin aleyhine işleyeceği açıktır. Güvenli Bölge kurmak çok önemlidir ama daha önemlisi bir "sözde Kürt devletinin" kurulmasını engellemektir. Beka sorunumuz buradadır, diğerleri günlük çözüm. Bunun için de Türkiye hem bölge dengelerini yeniden değerlendirmeli hem de harp gücünü hızla yükseltmelidir. Kahraman Türk Ordusu, hain FETÖ terör örgütü yüzünden fazlasıyla yaralanmıştı zaten. Tekrar daha önceki gibi ABD'yi bile iki-üç defa düşündürecek kadar güçlü Türk Ordusuna geri dönülmesi ülkemizin bekası için kaçınılmazdır. Türkiye'yi "ham" yapma hevesinde olanların sayısının giderek arttığını görmek gerek.

Bu yazı toplam 375 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar