Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

SÜRE DOLDU!

A+A-

Güvenli Bölge konusunda her gün yeni bir açıklama düşüyor haber bültenlerine. İki gün önce MSB Hulusi Akar Paşa "...Müzakere ve ortak çalışmalarımıza amaç ve hedeflerimize uygun olduğu sürece devam edeceğiz. Oyalama, geciktirme olursa bu çalışmalar biter. Bunda son derece kararlıyız. Hazırlıklarımızı yaptık. Gerektiğinde kendi göbeğimizi kendimiz keseriz. B ve C planımız da var. Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi Suriye'nin kuzeyinde bir terör koridoru oluşturulmasına asla müsaade etmeyeceğiz, bunu herkes bilsin. Nihai hedefimiz Suriye'nin kuzeyinde PKK/PYD/YPG varlığını sonlandırmak, burada bir barış koridoru tesis ederek ülkemizdeki Suriyeli kardeşlerimizin kendi topraklarına, evlerine dönmelerini sağlamaktır." dedi.

Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan da 31 Ağustos'ta yaptığı açıklamada "Birkaç hafta içinde askerlerimiz bölgeyi kontrol etmezse, kendi harekât planımızı devreye sokacağız. 2-3 hafta içinde askerlerimizle bölgeyi oluşturmaya başlamazsak, varsın gerisini karşımızdakiler düşünsün." demişti. Sayın Erdoğan 5 Eylül'de de tekraren "Bizim istediğimiz Güvenli Bölge ile muhataplarımızın kafasındaki Güvenli Bölge arasında milyonlarca fark var. Eylül'ün son haftasına kadar Fırat'ı doğusundaki güvenli bölge oluşumunu kendi istediğimiz şekilde fiilen başlatmak zorundayız. Bunu Amerika ile yapmak hepimizin isteğidir. Ama olmazsa kendi imkânlarımızla buna başlayacağız. Buranın (yani Güvenli Bölge'nin) asıl sahipleri Araplardır." dedi. Yani özetle; ABD, Eylül'ün sonuna kadar Fırat'ın doğusundaki bu YPG/PKK işini halletsin, ağır silahları toplasın, hendekleri kapatsın, Güvenli Bölge konusunu fiilen hayata geçirelim. Aksi halde biz kendi silahlı kuvvetlerimizle Fırat'ın doğusunu kendimiz temizleyeceğiz dedi. Eylül bitti, Ekim'e girdik lakin sözümüz gerçekleşmedi. Bunu ifade ederken sakın kimse savaş filan istediğimizi sanmasın, savaşın ne kadar büyük acılar verdiğini en iyi bilenlerdeniz. Ama devlet olarak sözümüz bir anlamda havada kalmış gibi görünmemeli. Böyle bir durumun olması ABD'nin, dolayısıyla PKK/PYD'nin daha da rahat hissetmelerine sebep olmaz mı? ABD bizi açık ve net şekilde oyalıyor. Çünkü NATO müttefiki olmalarına rağmen Türkiye ile ABD'nin hedefleri farklı. Türkiye, ABD'nin altını oymuyor ama ABD, Türkiye'nin altını oyuyor çünkü hedefi Türkiye'nin toprak bütünlüğü. ABD, 1945 sonrasından beri sessiz ve derinden bir "soft power" uygulaması ile hayatın her alanında ama her alanında Türkiye'nin altını oymaya devam etti. Bugün de üstüne koymaya devam ediyor. Yine "soft power" bir uygulama ile yoluna devam etmek istiyor. Geçenlerde ABD Kongresi için çalışmalar yapan düşünce kuruluşu (ABD'de tüm düşünce kuruluşları ABD devletine çalışırlar) Institue of Peace (Barış Enstitüsü) tarafından Syria Study Group raporu yayınlandı. Raporda Fırat'ın doğusuna Türkiye'nin yapacağı bir askerî harekâtın ABD'nin Suriye'deki hedeflerinde büyük bir gerileme yaratacağı ve PYD/YPG'nin büyük kayıplar yaşayacağı, Türkiye ile PYD/YPG arasında buzların eritilmesi gerektiği, bunun için de ABD'nin Türkiye ile PKK arasındaki barış müzakerelerinin yeniden başlatılmasını teşvik etmesi isteniyor. Raporu birkaç kez okuduk ifade aynen "barış müzakereleri" idi. Bir defa barış müzakeresi devletler hukukuna göre savaşan iki meşru devlet arasında olur. Bir devlet ile bir terör örgütü arasında barış müzakeresi diye bir kavram hukuken olmaz. Devlet asla terör örgütü ile masaya oturmaz. Anlaşılan ABD artık PKK'nın meşru bir devlet gibi görülmesini kabul etmiş. Nasıl bir müttefik ise? Bölge Proje Direktörü Heiko Wimmen'de 16 Eylül'de Rudaw'a verdiği röportajda "Sınırı istikrarlı hale getirmenin tek yolu PKK ile Türkiye arasındaki barış sürecini yeniden başlatmaktır." diyordu. Yani yeniden bir "açılım süreci." Ama yemezler, kör bile aynı çukura iki kere düşmez. Bu aradaki süreçte Barzani'nin de işe dâhil olduğunun altını çizelim.

Hep yazdık, Türkiye'nin bekası "Güvenli Bölgeye" değil Suriye'de bir "Garnizon Kürt devletinin kurulmamasına" bağlıdır. Yani Türkiye'nin temel hedefi "sözde bir Kürt devletinin kurulmasına engel olmak" olmalıdır. Bunun için PKK/PYD'nin etkisizleştirilmesi şarttır. Güvenli Bölge temizlendikten sonra hem "Güvenli Bölge'ye" hem de Suriye'nin savaş olmayan kesimlerine Türkiye'deki Suriyelileri gönderdiğimizde demografik yapının tekrar eski hale gelmesi ile Kürt devleti projesinin en az 40-50 yıl rafa kalkacağını daha önce de yazmıştık. Moskova da güvenli bölge konusunda Türkiye'nin haklılığını görüyor ve Lavrov teröristlerin buradan Türkiye'ye sızdığını söylüyor. Yani Rusya Türkiye'nin olası bir harekatında en azından nötr kalacağını ifade ediyor. Trump'un bu işlerdeki en önemli elemanı Senatör Lindsey Graham, Sayın Erdoğan'ın ABD ziyareti sonrasında Türkiye'nin F-35 programına geri dönmesinin çok önemli olduğunun altını çizdi. Yani ABD yine Türkiye'ye bir parmak bal çalmaya uğraşıyor. Bu arada oyalamaya devam ediyor. Suriye'deki ABD askerleri sabah Türkiye'nin yanında gezerken akşam PYD/PKK'lıların yanında görülüyor. Teröristler sınır boyuna hendek kazarken ABD askerleri onlara muhafızlık yapıyor, teröriste İHA eğitimi veriyor. Bu koşullarda ABD'nin bizim talep ettiğimiz doğrultuda hareket edeceğine inanılabilir mi? Hayır. Adamlar açık açık Türkiye'yi oyalıyor, PKK/PYD'yi hazırlıyor. Daha ne yapsınlar. E, verdiğimiz süre de doldu? Ne olacak şimdi? Hulusi Paşa da çok iyi bilir; ateş etmeyeceksen belindeki silahı çekmeyeceksin. Ama eğer silahı bir kez çektiysen öyle veya böyle bir biçimde o tetik mutlaka düşmek zorunda. Aksi halde daha büyük sıkıntı yaratır. İnanıyoruz ki Türkiye en doğru hal tarzı neyse onu uygulamaya koyacaktır. Süre doldu..

Bu yazı toplam 588 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar