1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Sezon bitti...
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Sezon bitti...

A+A-

Geçtiğimiz Cumartesi günü 2017- 2018 İlhan Cavcav Süper Lig futbol sezonu bitti ve Galatasaray takımı şampiyon oldu. Galatasaray camiasını tebrik ederiz. Futbol bir seyir oyunu ve keyif almak için izleniyor. Peki, bu sezon oynanan futbol keyif verdi mi? Bizce hayır. Tüm futbolseverlerin kabul ettiği biçimde sezonun en keyifli süreci Avrupa Şampiyonlar Liginde Beşiktaş’ın mücadele ettiği süreçti. Türk futbol tarihinde ilk kez bir Türk takımı grubundan hiç yenilgi almadan grup lideri olarak bir üst tura yükselmişti. O grup maçları hakikaten heyecan verici idi. Lakin ligimizde oynanan futbolun çıtası o denli düşüktü ki bazı maçları izlemek eziyet çekmekten farksızdı. Bunun pek çok sebebi var tabii.

Bizim çocukluğumuzda futbolda paradan evvel duygular gelirdi. Bir takımda oynayan futbolcu o takıma aşkla bağlı olurdu. Özellikle de üç büyüklerde. 1980 sonrası Türkiye’sinde her alanda değerlerin değiştiği gibi futbolda da değerler değişti. Her şey paraya endekslendi. İlişkiler de para temeli üzerine oturdu. Artık futbolda sadece Euro ve doların hükmü geçiyordu. Şimdi diyeceksiniz ki efendim ne yapalım, tüm dünyada böyle oldu. Yok, yemezler tüm dünyada böyle olmadı. Bu çok ucuz bir savunma olur.

Örneğin Almanya’da böyle değil, İngiltere’de böyle değil, Hollanda, İspanya, İtalya, Portekiz, İsveç, Fransa böyle değil. E, nasıl? Anlatalım. Evet, saydığımız futbolda gelişmiş ülkelerde de futbol dünyası milyonlarca euro üzerinde dönüyor ama onlar kazanıyorlar. Biz kazanmıyoruz. Sorun burada. Özellikle yabancı futbolcu getirerek ve bunlara o gelişmiş futbol ülkelerinde asla alamayacakları servet değerinde büyük paralar ödeyerek kazanamıyoruz. Bunu söylemekle yabancı oyuncu gelmesine tümden karşıyız biçiminde algılanmasın. Hayır, tümden karşı değiliz, yabancı oyuncular da gelecek tabii. Lakin nasıl olması gerektiğini de ifade etmeliyiz.

Bir defa bir gerçek var ki, getirilenlerin önemli bir kısmı dışarıda büyük paralar etmeyen son demdeki adamlar ve ülkemize getirilirken arada bazılarının da bunların bir kısmından büyük menfaatler elde ettiği yönünde kamuoyunda yaygın bir görüş sözkonusu. Çünkü futbolda transferleri büyük çıkar kapısı olarak gören ve buradan malı götüren değerleri yozlaşmış bir kısım insanların olduğunu okul çocukları bile konuşuyorlar. Son demdeki adamlar başka ne için büyük paralarla getirilirler ki? Bizim söylemek istediğimiz, yabancı da olsun ama yerli oyuncular da olsun. Yerli oyuncuları yetiştirip büyük rakamlarla başka ülkelere gönderdiğimizde işte o zaman futbolda bir yerlere gelmişizdir.

Eskiden mahalle aralarındaki sokaklarda, boş arsalarda, okul bahçelerinde plastik topla futbol oynamaya uğraşırdık. Şimdi bu yok. Genç yetenekler çıkmıyor. Çünkü boş sokaklar kalmadı, boş arsalar kalmadı, okul bahçelerinde artık top oynanmıyor. Şimdiki çocuklar ekranda bilgisayarla sanal futbol oynuyorlar. Evet, eskiye göre çok sahamız var, imkânlar daha genişledi ama yine de bir yerlerde bir eksik var ki genç yetenekler artık çıkmıyor. Bir Metin Oktay, bir Yusuf Tunaoğlu, bir Sergen Yalçın, bir Tanju Çolak, bir Rıdvan Dilmen, bir Metin, Ali, Feyyaz, bir Aykut, bir Tugay neden çıkmıyor artık? Kulüpler de her şeyi hazır almaya bakıyorlar. Ekonomik koşullar ve kar meselesi. Bir de yayıncı kuruluş meselesi var tabii.

O da futbolun sonuçlarını dekoder satışına ve kar marjına endeksliyor. Sonuçta her şey para üzerinde dönüyor. Bahis şirketleri de işin cabası tabii. Avrupa’da ve diğer ülkelerde de dönen para çok büyük ama onlar yine de alt yapıdan, futbol okullarından son derece büyük bir disiplin içinde futbolcu yetiştiriyorlar. Nitekim Almanya’dan, Hollanda’dan, Belçika’dan yetişen gurbetçileri görüyoruz. Çocuk yaştan yetişmişler. Türkiye’nin sosyal koşulları da genç yeteneklerimizi etkiliyor. Büyük paralar almaya başlayan genç bir futbolcu kısa süre sonra bambaşka bir hayatın içine girip yeteneklerini geliştiremeden, dünyaya açılamadan kaybolup gidebiliyor.

Cengiz Ünder gibi iftihar edebileceğimiz kaç yetenek Türkiye’den Avrupa’nın önemli kulüplerine gidebiliyor? Arda gibi bir yetenek bile dünyanın en büyük kulübü Barselona’ya transfer olabiliyor ama sonra oynayamadan ülkeye postalanıyor. Demek ki Avrupalı oyuncuda olup da bizimkilerde olmayan eksik bir şeyler var. İşte alt yapı kuruluşları bu eksiklerin neler olduğunu ortaya çıkarıp onları tamamlayamadıkça futbolumuzun ileri gitmesi de kaplumbağa hızı ile olur. Nadiren gelen başarılar ise kalıcı olmaz. Maçları izlediğimizde genellikle yabancı oyuncuları izliyoruz.

Keşke kendi oyuncularımızı da daha fazla izleyebilsek. Kim bilir belki bir gün o da olur. 2017- 2018 sezonu bize göre çok renksiz geçti. Umarız yeni sezon daha keyifli geçer. Diyeceksiniz ki son maça kadar heyecan sürdü daha ne? Bizim dediğimiz son maça kadar süren heyecanlar değil başka şeyler. Futbol dünyasının içinde olanlar bilirler. Avrupa’dan kaç oyuncumuza, kaç teknik adamımıza Avrupa’nın önemli kulüplerden ciddi teklifler geliyor? Bu bile futbolda nerede olduğumuzun açık göstergesidir.

Bu yazı toplam 375 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar