1. YAZARLAR

  2. Mehmet Eyüp Yardımcı

  3. Şeytan bunun neresinde?
Mehmet Eyüp Yardımcı

Mehmet Eyüp Yardımcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Şeytan bunun neresinde?

A+A-

Claudio Magris "Olaylardan çok kelimeleri hatırlarım, daha doğrusu sadece kelimeleri hatırlarım, hem de çok iyi hatırlarım, anlamlarını unuttuğum zaman bile…" derken bizlere futbol içindeki olayların önüne geçen kelimeleri ve onların bir araya gelerek cümleler halinde tarihe not düşülmek adına yazılışlarını hatırlatacak, duygusunu hep diri tutmamızı öneriyor açıkçası.

Claudio Magris, "Bir Kılıç Üzerine Çıkarsamalar" adlı eserinin 36. Sayfasına; "Sevgili Rahip Mario, bazı aydınlanmalar öyle bir anda meydana gelir ki, kendi üzerimize diktiğimiz aldatmacanın örtüsünden artık sıyrılmamız mümkün olmaz." Cümlesiyle başlar.

2019-2020 Cemil Usta Sezonu'nun sonuna doğru gelirken, futbol adına birçok hikâyeyi geride bırakacağız açıkçası. Şampiyonluk yolunun, ateş hattına dönmüş ligin alt bölgesinden geçmesi, futbolun adı konulmaz sevdasının iz düşümüdür.

Tiyatro, Yunanca theatron yani "Görme Yeri" sözcüğüden gelir. Bugünün çağdaş tiyatrosu tarihi ise bağ bozumu ve şarap tanrısı Dionyos adına yapılan dinsel törenlere dayanmaktadır. Tiyatro denilince aklımıza öncelikli olarak meşhur o iki gülen ve ağlayan maske gelir. Antik Yunan çağında tiyatro oyunları genelde siyasi alay içerikli sergilenirdi. 10 binleri bulan izleyici karşısında bu nedenle oyuncular, söylediği argo sözlerden dolayı yüzleri tanınmaması için maske kullanırlardı. İşte bu iki maskenin uygulamış günümüze uzanır.

Futbolumuzun yüzündeki iki maskenin ağlayan tarafında futbolseverler, gülen tarafında ise her şarta rağmen yöneticiler ve onların uzantıları bulunmaktadır.

Futbolun son zamanlarında yine yersiz bir şekilde, sadece konuşmak ve ben daha çok biliyorum demek adına ortada dönen yabancı futbolcu uygulamasına takılırsanız kaybedenler Kulübü üyeliğinizde altın madalya alarak, bir basamak daha ilerlersiniz. Tekrar hatırlatmak üzere Almanya futbolunun 2000 yılı itibariyle özellikle Euro 2000'deki İngiltere, Portekiz yenilgileri ve Romanya beraberliğiyle grup sonuncusu olarak kupaya veda etmesinin ardından, oturup karalar bağlamak, ülkedeki yaş oranı büyük, kalitesiz yabancı futbolcuları konuşmak ya da yabancı futbolcu uygulamasını ne yapacağız diye gereksiz düşünmek yerine, federasyon başkanlığı ve önderliğinde tüm kulüplerin bir araya gelerek, fikir üretmesi, Alman futbolunun geleceğini bir sistem üzerine oturtmasını hatırlatmak sanırım yanlış bir hareket olmaz.

Ülke futbolunda o kadar yanlış varki, yabancı uygulaması olsa olsa sadece pastadaki vişne olur.

Ülke futbolunun ekonomik yapısı, pamuk ipliğine bağlı hatta bazı kulüplerde bu kopmuş iken, bunun nedenlerinden birisi olan teknik adam ve sistem üzerine durmakta fayda var.

Ülkemizde bir teknik adam sezon içerisinde sadece iki takım çalıştırabilme hakkına sahip iken kulüplerimiz ve onların aymaz yöneticilerinin ise böyle bir sıkıntısı yok.

Öyle bir sıkıntının olmaması kulüplerimizi futbol adına maddi ve manevi bir çıkmaza doğru sürüklemiştir.

Ligimizin daha 19. Haftasına gidildiği tarihlerde 10 kulübümüz teknik adam değişikliğine gitti. Bugün ligde kalmak için adeta can çekişen Hes Kablo Kayserispor lige hikmet Karaman ile başlayıp sırasıyla Samet Aybaba, Bülent Uygun ve Robert Prosinecki ile yola devam etti.

Antalyaspor Bülent Korkmaz ile lige başlayıp Stjepan Tomas ve Tamer Tuna,

Belki de lige veda edece Ankaragücü ise önce Metin Diyadin sonra Mustafa kaplan derken bugünlerde İbrahim Üzülmez ile son maçlarına devam ettirmektedir.

Fenerbahçe ve Beşiktaş ise büyük kulüp olabilme özelliğini teknik adam seçiminde de kaybetmiştir.

Kulüplerimiz sadece sezonu değil en üç, dört sezonu ve geleceği inşa edebilmek adına, futbol oyun sistemini belirlemek için teknik direktör ve ekibini seçmelidirler. Seçilen teknik direktör, yarın bana ne olur? Bana ne olursa olsun, kulüp düşünsün gibi ruh haliyle değil, o kulüpte geçireceği yıllar üzerine planlı bir harekata girişmeli, sistemini belirlemeli, transferlerini ona göre yapmalı hatta tüm yaş gruplarındaki kulübün tüm takımlarını o sistem üzerine oynatarak geleceği inşa etmelidir.

Bu mümkün müdür? Maalesef bugünün yönetici zihniyeti ile malesef mümkün değildir.

Çünkü yöneticilerin gereksiz zihniyetiyle oluşan maddi ve manevi zararın karşılığında yaptırımı olan herhangi cezai müeyyide olmayınca, meydanda boş kalıyor böylece at koşturmakta bir zevk haline geliyor.

Kıssadan Hisse;

"Zamanın kadısı saz çalmanın 'şeytan İşi' olduğunu söyler ve yasaklar." Bunun üzerine Aşık Dertli;

Telli sazdır bunun adı

Ne Âyet dinler, ne kadı

Bunu çalan anlar kendi

Şeytan bunun neresinde?

 

Abdest alsan aldın demez

Namaz kılsan kıldın demez

Müftü (kadı) gibi haram yemez

Şeytan bunun neresinde?

 

Ardıç ağacından kolu

Venedik'ten gelir teli

Be Allah'ın sersem kulu

Şeytan bunun neresinde?

 

İçinde mi, dışında mı?

Burgusunun başında mı?

Göğsünün nakışında mı?

Şeytan bunun neresinde?

 

Dut ağacından teknesi

Kirişten bağlı perdesi

Be hey insanın teresi

Şeytan bunun neresinde?

 

Dertli gibi sarıksızdır

Ayağı da çarıksızdır

Boynuzu yok kuyruksuzdur

Şeytan bunun neresinde?

Bestesini yapar.

Şimdi gerçekleri görmek yerine sadece zamanı geçiştirmek, bazı şeylerin üzerini örtmek adına her türlü şeytanlığı düşünmek yerine doğru olanı yapmanın zamanı değil mi? Ya da şöyle soralım futbolda şeytan bunun neresinde? Sahada mı? Yoksa masada mı?

Bu yazı toplam 1704 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar