Mehmet Eyüp Yardımcı

Mehmet Eyüp Yardımcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Sessiz ve sakince

A+A-

2019/2020 Cemil Usta Sezonu Başakşehir'in "Sessiz ve Sakince şampiyonluğuyla" tescillenirken, gerisinde bol siyasi dedikodular bırakıyordu.

Bugün iyice içi boşaltılmış sahte bir din kıvamına gelmiş olan futbolun izleri XVIII. Yüzyılda Cizvit Tarikat'dan (Aziz Ignacio Loyola tarafından 1534'te kurulmuş İsa Tarikatı) bir İspanyol rahip Parana yükseltisinde (Güney Amerika) yaşayan Guaranilerin eski bir geleneğinden "Bu insanlar topu bizler gibi elle atmıyorlar, topa çıplak ayaklarının üst kısmıyla vuruyorlar" diye bahsederken karşımıza çıkar.

Milyon dolarlık futbolcuların, ayaklarının çıplak üst tarafıyla vurmasınlar, aman incinmesinler diyerek, modern futbolun marka yüzü olmuş, sponsorluk adı altında bambaşka bir sektörü ve onun acımasız yarışını başlatmış markaların ürettiği ürünlerle topa yön vermekteler.

Futbol sadece sponsorluk ve en iyi futbol ürününü yapma, pazarlama, satma arasında geçmiyor tabiki.

Futbolda diğer sportif etkinlikler gibi değişen zaman ve toplumsal koşullara göre yeniden şekillendi, etkisini arttırdı. 20. YY sonlarına doğru iyice hızlanan teknolojik gelişmeler, dünya üzerinde yeni yapılanmaların önünü açmıştır. Toplumlar hızla değişmiş ve değişmeye devam etmektedirler. Bu değişim sürecinde sporda artık sadece bir oyun, boş zamanların hoşça geçirilme aktivitesi olmaktan çıkmıştır. Günümüzün popüler spor dalı futbol kitleleşme sürecinin ardından siyasetin ilgi alanına girmiştir. Türk sporuna yön veren Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü'nün temelleri Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı adıyla (1922-1936) atılırken sonrasında Türk Spor Kurumu'na (1936-1938) devredildiğinde ise dönemin tek partisi CHP'nin o zamanki il örgüt başkanları ve partililerinin bu alanda etkin olması sebebiyle yan kuruluşu gibi çalışmaktaydı. 1938 tarihinde ise Türk Spor Kurumu yerini Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü'ne devreder.

1950'li yıllardan itibaren ülkemizde futbola ilgi artarken, ülkemizde tek partili dönemden çok partili bir döneme geçiyordu. O dönem yabancı sermayenin ülkeye girmesi, büyük değişikliklere sebeb olmuş futbolda profesyonel bir meslek olarak kabul görmüştür. İkinci ve üçüncü ligler kurulmuştur, dönemin milletvekilleri seçildikleri illerin takımlarının profesyonel liglerde olması için çok uğraşmışlardır hatta 1950-1960 yılları arasında üç büyük kulüplerin başkanları siyasetçilerden seçiliyordu.

Cumhuriyet Gazetesi arşivlerinde (21 Ocak 1997)  yer alan bir haberde şöyle yazıyor; 

"1958 yıllan gelip çattı. Demokrat parti artık inişe geçti. Osman Kavrakoğlu, milletvekili bulunduğu sürede. Fenerbahçe'ye hiçbir tesis kazandıramadığından ona karşı olan güven yitirdi. O halde parti kademesinde daha forslu birini bulmak gerekti. O bulundu da: Agâh Erozan. Hem de bulanlar ve onunla anlaşanlar, cunta başkanları Halk Partili Muhittin Bulgurlu ile Semih Bayülken'di. Agâh Erozan, Menderes'e yakınlığı dolayısıyla Fenerbahçe'ye bir tesis vaptırabilirdi. Ama aslında A. Erozan'ın ve ondan sonra gelen Medeni Berk'in amacı; FB'ye tesis falan yapmak değildi. Gittikçe alerjik hale gelen Demokrat Parti'ye karşı bir güç birliği kuruldu. Bu güç birliğine karşı da DP Vatan sathında. Vatan Cepheleri diye adlandırılan birlikler kurdular. İşte Agâh Erozan bu amaçla Fenerbahçe'ye geliyor ve getiriliyordu. Aynı amaçla Galatasaray'a, Beşiktaş'a ve Vefa'ya da DP'nin görevliler getiriliyordu.

İşte 1958 kongresi böyle bir ortamda yapıldı. Kongrede 2 DP'li üst yönetici A. Erozan ve Osman Kavrakoğlu kıyasıya mücadele ediyorlardı. Osman Kavrakoğlu, kongrede taktik icabı Muhittin Bulgurlu'yu o zamanın polis müdürü vasıtası ile kongreden çıkarıp safdışı etmek istedi ama A. Erozan buna engel oldu. Sonra kongre içinde bir de bakıldı ki Osman Kavrak ile A. Erozan sarılıp öpüşüyor. Meğer yaptıklar başkanlık mücadelesi değil kayıkçı kavgasıymış. 1950-1960 yıllan arası üzüntü ile söylemek gerekirse. Fenerbahçe'nin siyaset çamuruna girdiği yıllar. Bundan hiçbir şey kazanamadı Fenerbahçe... Hata bir santimetrekare toprak bile alamadı. Tersine bu siyaset batağından bazı çıkarcılar faydalandı.

1980 yılındaki askeri darbenin ardından futbol kitleleri depolitize etmek amacıyla kullanılır ve ideolojik işlevi sayesinde kitleler meşgul edilir bir yandan da var olan sorunların üzerinde düşünmeyi engelleyici ve ülkede yaratılmaya çalışılan huzur ve güven ortamını sağlayıcı işlev gördürülmek üzerine kullanılır.

Biten sezonun ardından Süper Lige veda eden Ankaragücü'nün, 2. Lig takımı olarak  Beşiktaş ve Fenerbahçe'yi yendiği 13 maçlık serüvenin ardından 1980-1981 yılındaki Türkiye Kupası'nı kazanmasının ardından  ihtilalinin baş aktörü Kenan Evren'in baskısıyla çıkan kanunla Türkiye 1. Ligde yer alması daha dünün taze hatıralarındandır.

İhtilalin ardından "normal" siyasi hayata geçişle birlikte Turgut Özal ile birlikte futbolun bu ince çizgisinin kalkmasıyla siyasi iktidarlara göre değişen ve gelişen bir sektör haline gelir.

Kentin takımına yakın olup seçim kazanan partiler,

İktidarın kararlarıyla ligde kalan takımlar,

Oy için küme düşmenin kaldırılmaları,

Kulüp taraftarları oy deposudur, siyasetin dayanağıdır kısacası…

Futbol tarihimizde bakıldığında sadece o takımın taraftarı niteliğinde kalması gerekli siyasetçilerin, takım posterlerinde yer almasına hatta o siyasetçi desteğiyle milli takım teknik direktörlüğüne getirildiği söylenen teknik adamları göreceğimiz, dönemin şampiyonluklar yaşamış takımının kaptanlığını yapmış eski futbolcu şimdiki "bize desteği oldu" diye bahsettiği terör elebaşı gibi birçok uzantılara gideceğimiz, yine bugün Fransa'da yaşayan eski işadamı ve siyasetçinin sosyal medyada yayımlanan röportajında dönemin "başarılı" takımının başkanı tarafından aranıp, paramız yok futbolcular ödeme bekliyor ricası üzerine ertesi gün idmanda soyunma odasında paranız hazır olacak ifadelerini duyacağınız, seyredeceğiniz aşikârdır.

Futbol ve siyaset ikiz kardeş gibi dünden bugüne kendi içinde gelişerek, futbolseverlerin iliklerine siyaset olarak işleyerek gelir vesselam…

Bugüne geldiğimizde Abdullah Avcı teknik direktörlüğünde, 2015-2016 ve 2016-2017 sezonlarında Beşiktaş ile 2017-2018 ve 2018-2019 sezonlarında da Galatasaray ile girdiği şampiyonluk yarışından hep mutsuz ayrılmış olan İstanbul Başakşehir Futbol Kulübü, Abdullah Avcı sonrası anlaştığı Okan Buruk ile hem Avrupa sahnesinde hem de Süper Lig'de gösterdiği performans ile planlı, programlı, sistemli şekilde ilerlediği yolda şampiyonluğu elde ederken, Süper Lig'de Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe, Trabzonspor, Bursaspor ardından bu onura erişen altıncı kulüp olarak adını futbol tarihimize yazdırdı.

Şampiyonluğunu ilan ettiği Hes Kablo Kayserispor maçı Beşiktaş-Fenerbahçe derbi maçının gölgesinde kalıp, sessiz ve sakince yaşanınca İstanbul takımlarının alıştığımız şampiyonluk gösterilerinden çok uzak bir duygu kendi kavlince yaşandı.

Bu yazı toplam 430 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar