1. YAZARLAR

  2. Orhun Bilenler

  3. Seçim ve demokrasi
Orhun Bilenler

Orhun Bilenler

Hukukun Üstünlüğü
Yazarın Tüm Yazıları >

Seçim ve demokrasi

A+A-

Yeni bir Avrupa İçin Paris Şartı'na göre; "Demokratik yönetim (hükümet), düzenli aralıklarla yapılan serbest ve adil seçimlerle açıklanan halk iradesine dayalıdır." Seçimlerin serbest ve adil olması, her siyasi partinin aday belirleyebilip seçime girmesinden ibaret değil.

Siyaset bilimciler, Türkiye'yi 2002 öncesinde demokrasisinin gelişmesi beklenen ülkeler arasında gösterirlerken bugün; demokrasiden, rekabetçi otoriterliğe geçen ülkeler arasında gösteriyorlar.

Rekabetçi otoriter rejim terimi Steven Levitsky ve Lucan Way tarafından ortaya atılmış. İktidarın düzenli seçimler yoluyla belirlenmesine rağmen hükümetin seçim yoluyla elde ettiği güçle; bürokrasi, yargı ve basın üstünde baskı kurarak muhalefet partilerinin iktidar partisi ile adil mücadele etme imkanının tamamen ortadan kaldırılması olarak tanımlanıyor. Bizde de olduğu gibi iktidar meşruiyetini sandıktan almaya devam etse de seçim kaybetmemek için tüm kamu kaynak ve faaliyetleri ile basın, yargı ve özel sektörde muhalefet aleyhine kullanmakta.

Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçilmesiyle durum daha da derinleşti. Cumhurbaşkanının partili olması sebebiyle yürütmenin yanı sıra yasama da Partili Cumhurbaşkanı tarafından tayin edilebilmekte. HSK üyelerinin belirlenmesi de yine büyük ölçüde Partili Cumhurbaşkanının yetkisinde. Partili Cumhurbaşkanının kararname yetkisi ise meclisin yasama faaliyetlerine alternatif ikinci bir yasama organı haline gelmekte. Özetle Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi her yönüyle bağımsız yargı, temsilde adalet ve demokrasi ilkelerinden kopuk.

Anket firmalarının çalışmalarına baktığımızda da toplumun çok büyük bir kısmı sistemden memnun değil. Ortak kanı sistemin değişmesi ama sistemin değişebilmesi için ilk ve tek ihtiyaç seçim. Bu yönüyle de ülkemizde yapılacak ilk genel seçimin önemli bir amacı da demokrasiye dönüş olacak.

Türk Hukukunda, seçimlerin usul ve esasları Anayasa ve seçim kanunlarıyla belirlenmekte.

Anayasanın 67'inci maddesi "Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz." diyerek seçim kanunlarına imtiyaz tanımakta. Kanunların gerekçesi ve amacı hukukçular için çok önemli. Bu fıkranın amacı da şu şekilde gerekçelendirilmiş; "Konjonktürel değişikliklere seçim kanunları açısından yer verilmemesi" amaçlanmış.

Yani yasa koyucu seçim kanunlarını konjonktürel değişikliklere karşı koruma arzusuyla hareket etmiş. İspanya Anayasasında da benzer bir arzu karşımıza çıkıyor.

Bizim gibi sıklıkla otoriter hegemonyalara maruz kalan ülkelerde seçim kanunlarının değiştirilmesi belirli şartlara tabi olmalı. Ahmet İyimaya, seçim kanunlarını, demokrasilerin bir tür anayasaları olarak tanımlıyor. Seçim kanunlarının değiştirilmesi tıpkı anayasaların değiştirilmesinde olduğu gibi halkoylaması ya da nitelikli çoğunluk aranması gibi usullere tabi tutulabilir.

Nitekim, bir süredir ülke gündeminde olan seçim sistemi tartışmaları da bu durumun ispatı niteliğinde. Dar bölge ya da daraltılmış seçim sistemi tartışmaları ve bu seçim sistemi ile Gerrymandering denen stratejik taksimat kamuoyunun gündemini uzunca bir süre meşgul etti. Bu tartışmalar gösteriyor ki Türkiye'de hala temsilde adalet ve demokrasi ilkeleriyle bağdaşmayan yöntemler metot olarak karşılık bulabiliyor. Oldukça tehlikeli olan bu yöntemlerin konuşulması bile "Demokrasiye Dönüşün" önünde ki en büyük engel.

Bu konuyu araştırırken karşılaştırmalı analiz çıkardım sizinle de paylaşmak isterim …

Dar bölge seçim sistemi ile başkanlık hükümet sistemini bir arada kullanan ülkeler; Azerbaycan, Gabon, Gana, Kenya, Liberya, Nijerya ve Uganda …

Geçen yazımda sistemin kendi kendini koruyabilmesinden bahsetmiştim. Tekrar altını çizmekte fayda var. Yeni sistem kendi kendini koruyabilmeli yeni otoriter rejimlere alan açmamalı.

Bu yazı toplam 425 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar