1. YAZARLAR

  2. Harun A. Altuntaş

  3. Savaş sanatına gönül verenler
Harun A. Altuntaş

Harun A. Altuntaş

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Savaş sanatına gönül verenler

A+A-

Tarih boyunca düşmanlarına korku salmış, savaşı adeta bir sanat saymış pek çok askerî birliklerden söz ederler. Aslında bu birlikler sayıca çok azdır. Gözü peklikleri, korkusuzlukları, cesaretleri, savaş sanatındaki ustalıkları ile her dönem kendilerinden söz ettirmişlerdir. Şimdi sizlerle; gelin bunları bir hatırlayalım:

* Rajput Savaşçıları: Rajput; Sanskritçe'de 'prens' anlamına gelen 'raj' ile 'oğlu' anlamına gelen 'putra'dan oluşan bin terimdir. "Kralın Oğlu" da dediğimiz Rajput savaşçıları; Hindistan'ın batı sınırında yer alan Rajasthan'dan gelmişlerdir. Babür İmparatorluğunun bu gözde savaşçılarının adlarını, bugün hâlâ Hint ordusunda görev alan bir birlik taşımaktadır. Bir zamanlar Hindistan'ın batı sınırında yer alan Rajasthan'dan gelen bu savaşçılar, Hindistan'ı gelecek bir dış tehdit karşısında ilk savunacak olan birliklerin başında gelmektedir. 

* Sparta Savaşçıları: Ailelerinden koparılarak I7 yaşında askerî eğitime başlatılan topluluk, antik dünyanın en korkulan savaşçıları arasında yer alıyorlardı. Eğitimleri boyunca türlü zorluklarla sınanan Sparta savaşçıları sonunda kusursuz birer ölüm makinesine dönüşürlerdi. 

* Aztek Savaşçıları: Bugünkü orta Meksika bölgesinde 14. ve 16. yüzyılda yaşamış olan mücadeleyi seven bir ırktır. Acımasız ve korkusuz savaşçıları ile dünyanın en güçlü savaşçıları arasına girmeye hak kazandılar.

* Samuraylar: Hayatlarını 'Bushido', yani "savaşçının yolu" geleneğine göre  kuran bu kılıç ustası savaşçılar, savaş mesleğine ölümüne bağlı olmalarıyla tanınır. Samuraylar başarısız olduklarında onurlarını kurtarmak için seppuku yaparak intihar ederler. Japonların "Harikiri" olayı da buradan gelir. Kılıçlarını kutsal sayan bu savaşçılar, hâlâ saygıyla anılan bir şöhrete sahip.

* Ninjalar: Japonya'da 6. ve 7. yüzyılda var olan çok özel eğitimli savaşçılara verilen isimdir. Özel olarak uzun süreler boyunca eğitim alırlar. Özellikle casusluk, keşif yapma ve gizlilik ilkesi ile çalışırlar. Çok hızlı, akıllı ve cesur korkulan savaşçılar olarak bilinirler. Hayatları gizlilik içinde sürer, gider.

* Türk-Moğol Süvarileri: Kısa bacaklı, çevik ve dayanıklı Ahal Teke Türkmen atlarının üzerinde doğup büyüyen bu gözü pek savaşçılar, özellikle toplu haldeyken önüne geçilemez bir güce dönüşürler. At üzerinde ok kullanabilen bu savaşçıların adı yıkım ve ölümle anılır. 2 yüzyıl boyunca bilinen dünyanın tamamına korku salmışlardır.

* Apaçiler: Bazı bilim adamları tarafından "Abacılar" diye de anılan Apaçiler; Kızılderililer arasında savaşçı olmaları ile çok ünlüdür. Apaçiler, güçlü, çevik ve kuvvetli savaşçılardır. İşgalci Avrupalılara karşı en büyük direnişi de onlar göstermiştir. Şu an az sayıda da olsa Amerika ve Meksika'da yaşamlarını sürdürebilmektedirler.

* Perslerin Ölümsüzleri: Geçmişte İran ordusunun ağır piyadesine verilen 'ölümsüzler' lakabının sebebi, 10 bin kişiden oluşan taburların hiçbir zaman eksilmemesiydi. Bir savaşçı öldüğünde yerine hemen bir yenisi ekleniyordu. Ölümsüzler bu özellikleriyle Antik Orta Doğu uygarlığının en korkulan savaşçıları arasında yerlerini aldılar. 

* Roma Centuriosu: Profesyonel askerin ilk örneği olan Centuriolar, hayatlarını savaş sanatına adıyor; başarıları yeni rütbelerle ödüllendiriliyordu. Roma İmparatorluğunun üç kıtaya yayılmasında çok önemli rol oynayan Centuriolar, centuria denilen ve 80 askerden oluşan özel birlikleri komuta ediyor ve en zorlu görevlere gönderiliyordu. 

* Kölemenler: Orta Asya'dan göçerken Hazar Denizi'nin üstünü kullanarak, Kafkaslar'a yerleşen bu Türk topluluğu, Mısır Memlükleri ordusunda paralı asker olarak görev yapmaya başladı. Palayı andıran yatık kılıçları, Ahal Teke ile Arap kırması atlarıyla; ağır zırhlar içindeki Bizanslılarla kalın post ve derilere sarılmış Moğollara karşı büyük başarı kazandılar. Bu da onlara Kahire'nin kapısını açacak, saltanatı devralacaklardı.

* Viking Savaşçıları: Tüm Avrupa'ya korku salmış olan bu acımasız savaşçılar benzersiz savaş teknikleri ve kullandıkları balta gibi alışılmışın dışında silahlarla her çatışmada başarı sağlıyorlardı. Fiziksel üstünlüklerine, korkusuzlukları da eklenince Viking savaşçıları tüm Avrupa kıtasında efsaneleşmekte gecikmediler.  

* Osmanlı'nın Delileri: Osmanlı ordusunun fedaileri olan deliler Anadolu beyliklerinde yetiştirilerek hafif yaya asker olarak ordunun en ön safında 'Azaplar' adıyla yer alırlardı. Düşmanı ürküten kıyafetleri ve korkusuzca saldırmaları ile tanınan deliler, savaşta düşman ordusunun merkezine saldırır, yalın kılıç düşmanı ikiye bölerek arkaya ulaşırlardı. Bu durumun dehşetini gören düşman; "Daha Osmanlı ordusunun tamamı değil, 3-5 serdengeçti bizi biçti. Birazdan ana unsurları saldırırsa biz ne yaparız" diyerek moralleri tamamen bozulurdu.

Yine de savaş güzel bir şey değil. Barış dolu bir dünya umuduyla...

Bu yazı toplam 375 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar