1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Sağlığınız yoksa hiçbir şeyiniz yoktur
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Sağlığınız yoksa hiçbir şeyiniz yoktur

A+A-

İnsanların kaybetmedikçe değerini anlayamadıkları değerler vardır hayatta. Bu değerler yaşamın çeşitli alanlarındaki çeşitli varlıklar, kavramlar olabilir. Mesela vatan gibi, istiklal gibi, özgürlük gibi, inanç gibi düşünsel kavramlar, doğa gibi çevresel kavramlar ya da aile gibi sağlık gibi, mal mülk gibi elle tutulur gözle görülür kavramlar. Bütün bu ve benzeri kavramlara baktığımızda hepsinin var olabilmesi için insanda bir tek kavramın var olması şart görünüyor; o da hiç kuşkusuz sağlıktır. Eğer sağlığınız yoksa, hasta iseniz bu kavramların hemen hepsinden mahrum kalabilirsiniz. Şöyle ki; çok bulaşıcı ve ölümcül bir hastalığa yakalandığınızda ailenizi göremezsiniz, çocuklarınıza sarılamazsınız, arkadaşlarınızla bir arada olamazsınız. Çünkü sizin hasta olmanız onların da hasta olmasına sebep olabilir. Bugün tam da bu dediğimiz koşullarda tüm dünya. Her şeye sahip birçok insan bile bir Covit-19 hastalığı nedeniyle yaşam ile ölüm arasındaki o ince çizginin üzerinde duruyor. Bireyin sağlığı yoksa örneğin bir yatakta yatıyor, bilinci açık ve sadece gözleri ile iletişim kurabiliyor. Allah korusun eli, ayağı hareket etmiyor, yerinden kalkamıyor, geçirdiği kaza ya da hastalık nedeniyle boynundan aşağı hiçbir yeri tutmuyor. Doğal ihtiyacını görmek için bile bir başka kişinin yardımına muhtaç bir birey! Hayal edebiliyor musunuz ne kadar korkunç bir durum? Hele bir de o kişi sağlıklı iken yerinde duramayan hayat dolu biri ise o kişinin içinde ne fırtınalar koptuğunu düşünebilir misiniz? Şimdi o kişiye sorsalar; dünyanın tüm varlıkları senin deseler ne değeri vardır? Adam yerinden parmağını oynatamıyor, bir kap yemek yiyemiyor, tıbbi gıdalarla besleniyor, konuşamıyor, yürüyemiyor filan. Bütün dünyaya sahip olsa kaç yazar? Ne işine yarar ki? Hiç unutmayız rahmetli Sakıp Sabancı'ya ekranda sormuşlardı; "Rahatsızlığı olan çocuğunuzun sağlığına kavuşması için ne yapardınız, ne verirdiniz?" Rahmetli Sakıp Ağa'nın verdiği cevabı on yıllar geçse de unutamayız; "Hiç düşünmeden hayatım dâhil her şeyimi veririm. Ama çaresi yok işte."

Yapışık kardeşler gibi!

Bugün tüm dünya bir pandemi süreci içinde ve Koronavirüs ile mücadele ediyor. Aylardır televizyonlarda söyleniyor, gazetelerde yazılıyor " bu salgınla mücadelede temel esas hasta olan ile sağlıklı olan arasındaki izolasyondur." Yani sağlıklı olanlar ile hasta olanlar birbiri ile temas etmeyecek, birbirinden uzak duracak. Hasta olanlar tedavi edilecek, sağlıklı olanlar ise hasta olmamak için kendini izole edecek, virüsü vücuduna bulaştırmamaya çalışacak. Geçen cuma akşamı tüm Türkiye'de 48 saatlik bir sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Yasak başlamadan necip milletimiz marketlere, fırınlara, büfelere koştu. Sokaklar bir anda iki üç saat için insan seli oluşturdu. E, o zaman bunca aydır çekilen sıkıntılar, verilen emekler nereye gitti? Ekranlarda gördük, sıra için birbirleri ile kavga edenler, birbirleri ile tartışanlar, çoğu maske takmamış ve birbirine yapışık duran binlerce insan. Sosyal mesafe filan hak getire. Al sana tam Koronavirüs bulaştırma ortamı. Sağlıklı olan birçok birey bile o ortamda virüsü kaptı. Be kardeşim sonuçta iki gün be iki gün. İki günde kesinlikle açlıktan ölmezdin. Devlet de millet de seni düşünür, aç bırakmaz. Sanki kıtlık olacakmış gibi ne diye yığıldın sokaklara. Hemen herkesin evinde bir kilo un vardır, hiçbir şey yapmazsan undan ekmek, çörek yaparsın yine de iki günü idare edersin. Komşun evindekinin yarısını sana verir yine idare edersin. Nitekim ekmek dâhil her türlü ihtiyaç evlere kadar ulaştırıldı. Şimdi pandemi tedavi sürecinde yeniden bir sıkıntı olursa (ki bilim adamları olması muhtemel diyorlar) bunda senin hiç mi sorumluluğun olmayacak vatandaş olarak?

Sağlık personeline dokunan yansın

Dedik ya her şeyin temeli sağlıklı bir vücuda sahip olabilmektir. Bugün bir restoranın kapalı olması, bir kuaförün kapalı olması yaşamımızı doğrudan tehdit eden bir sebep değildir. Hatta okulların kapalı olmasını uzaktan eğitimle, hatta ve hatta camilerin kapalı olmasını evimizde ibadet ederek telafi edebiliyoruz. Bu sayılanların hepsini bir biçimde çözebiliyoruz. Peki, ya hastanelerimiz olmasaydı, ya sağlık merkezlerimiz olmasaydı, ya eczanelerimiz olmasaydı daha da önemlisi doktorlarımız, eczacılarımız, hemşirelerimiz, laborantlarımız, ambulans şoförlerimiz, hastabakıcılarımız, hastane güvenlikçilerimiz, hastane temizlikçilerimiz kısacası tüm sağlık kadrolarımız olmasaydı ne yapardık? Koronavirüsü nasıl tedavi ederdik, milleti nasıl kurtarırdık? Ölürdük yahu ölürdük. Tedavi olamayacakları için hasta olan insanların çok büyük çoğunluğu ölürdü. Bugün tüm sağlık kadrolarımız canlarını dişine takmış, günlerce uyumadan Koronavirüs ile mücadele ederek insanlarımızın hayatlarını kurtarmaya çalışıyorlar. (Tabii bu pandemi sürecinde halkımız için gece gündüz demeden çalışan güvenlik kuvvetlerimiz, polisimiz, askerimiz, gıda sektörü, ulaşım sektörü, kuryeler, hiç durmadan maske, solunum cihazı gibi tıbbi malzeme üretenler vb.leri de Korona savaşının cephe gerisindeki isimsiz kahramanlarıdır.) Umarız necip milletimiz hem kendi sağlıklarının hem de başta doktorlarımız olmak üzere tüm sağlık çalışanlarımızın kıymetini biraz olsun anlamışlardır. Lakin hâlâ yoğun bakımdaki Koronavirüslü yakınını görmesine izin vermedi diye hastanenin güvenlik görevlisini yaralayan magandalar olduğunu düşündüğümüzde yarın hayatın normale dönmesi ile sağlık ordusunun bu fedakârlıklarını unutup sağlık personeline karşı şiddete başvurmaya kalkanlar da olabilecektir. Bunu önlemenin tek yolu "Sağlıkta Şiddet Yasasının" çok ama çok etkin cezalarla donatılmış olarak, amasız, iyi halsiz, kravatsız, fakatsız, ertelemesiz çıkarılmasıdır. Ne kadar maganda olursa olsun adam bir savcımıza bir hâkimimize dokunabiliyor mu, bırakın dokunmayı bağırabiliyor mu? Çünkü böyle bir şeyi yapmasını bırakın teşebbüsü halinde bile aylarca içeri (çok da doğru olarak) girebileceğini çok iyi biliyor.  Sağlık personeline dokunan da doğrudan içeri gireceğini bilecek ki şiddete başvurmasın. Gördük işte, onlar olmasa nice olur halimiz? Cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman bile ne demiş; "Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi!" Boşuna mı söylenmiş böylesi muhteşem bir söz? Sağlığınız yoksa hiçbir şeyiniz yok demektir.

Bu yazı toplam 238 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar