Mehmet Eyüp Yardımcı

Mehmet Eyüp Yardımcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Ruh hali

A+A-

Tarihler 30 Ocak 2020'yi gösterdiğinde Beşiktaş'ta Abdullah Avcı dönemi bitiyor ve Sergen Yalçın dönemi başlıyordu.

Her başlangıçta olduğu gibi, düşünceler iki türlüydü.

Birincisi; Beşiktaş futbola aklı yüksek, kendi "evladı" Sergen Yalçın'ı tribünlerdeki taraftarının sesine kulak vererek (Tıpkı Fenerbahçe'nin Ersun Yanal tercihinde olduğu gibi) görev başına getirmiş, "Her şey çok güzel olacak" umuduyla yelkene rüzgâr basılmıştı.

İkincisi; Beşiktaş'ın anlaştığı isim Sergen Yalçın, bugüne kadar çalıştırdığı takımlardaki "Çalıştırma Süresi" performansı ortada, yarın aynı şeyi Beşiktaş'ta yaşamayacağı ne malum düşüncesi idi.

Sergen Yalçın 2019-2020 sezonunda göreve geldiği 20. hafta itibariyle sezon sonundaki performans değerlendirmesi;

Ligin ilk 19 haftasında 29 gol atarak maç başına 1.52 ortalamasından kalan 15 haftada 30 golle ortalamasını 2'ye çıkarmıştı.

Savunmada ise 19 haftada 26 gol yiyen Beşiktaş, 1.36 gol yeme ortalamasında 15 haftada 13 golü ağlarında görerek ortalamayı 0,86 indirgemişti.

Puan durumunda, 19 haftada 30 puan ile 1.57 iken 15 haftada 32 puan toplayarak ortalamayı 2.13'e yükseltmişti.

Sergen Yalçın dönemine galibiyet orantısı şöyle yansıdı; 19 haftada 9 galibiyet ile 47.3 oran yakalamışken 15 haftada 10 galibiyet, 3 mağlubiyet, 2 beraberlikle 66.6 orana yükselen bir performans gösterdi.

Beşiktaş'a içeriden, dışarıdan nereden bakarsanız bakın tablo olumlu idi en azından sahada, kulübün mali işleri ise maalesef geçmişin getirisiyle çok parlak değildi, çabalar vardı ama yeterli değildi açıkçası.

Sahadaki performansı ile başarı yakalayan Beşiktaş yeni sezona hem Avrupa hem de Süper Lig'de çok iyi başlayamadı. Bu kötü başlangıç, ilerisi için olumlu sinyal vermeyen saha içi performans birçok şeyin yüksek sesle konuşulmasına neden oldu.

Tribün, taraftar, camia işin saha içi ile daha çok ilgilenip takım içinde kadro yapılanmasını çokça sorguluyor, bu yönde olumlu işler yapmasını bekledikleri yönetimin gerekli hareketi yapmaması (ya da doğrusu yapamaması) nedeniyle aslında olmaması gereken ama bir şekilde fitili ateşlenen "İstifa" seslerini yükseltmeye başladılar.

Dün tribünleri doldurup alkışladıkları, bağırlarına bastıkları, sosyal medya üzerinden her tarafı yangın yerine çevirdikleri Sergen Yalçın'ı istifaya davet ederken bu söylemleri bir adım daha öteye geçirerek kongrede rakiplerine (bugün mali tablo karşısında sorgulandıkları geçmiş yönetim içinde bulunmaları gerçeğine rağmen) ezici bir üstünlük sağlayarak "Güçlü Başkan" sloganıyla çıktıkları yolda Beşiktaş yönetimini teslim ettikleri sayın Ahmet Nur Çebi ve ekibine aynı "İstifa" davetiyesini sundular, sunmaya devam ediyorlar.

Beşiktaş'ın geleceğine en büyük zarar verecek olan "Ruh Hali" tam anlamıyla işte bu dur!..

Kulüp olarak hiçbir gelişim (yönetim ve tüm sportif branşlarda kalıcı başarı adına) sistemini oluşturmadan, bu sistemin kurulmasına ve gelişmesine sabır göstermeden sadece günü kurtarmak zihniyetiyle, kocaman kocaman alkışlarla altı doldurulan hareketlerin sonu böyle bitiyor maalesef.

Yönetim İstifa. Teknik Direktör İstifa. Futbolcular İstifa...

Peki tüm bunların gerçekleşmesine neden olan en büyük kaynak kongre üye yapısı, bünyede var olan zihniyet ne olacak?

Onlar ne zaman tüm bunlardan kurtulmak için "İstifa" erdemini gerçekleştirecek?

Dün istediğiniz, bugün ise istifaya davet ettiğiniz tüm gerçekleriniz "yönetim, teknik heyet, futbolcular" her şey sizin gözünüzün önünde, sizlerin rızası ile gerçekleşmedi mi? Bu insanları uzaylılar mı getirdi? Başka bir galakside yaşıyorlarken sizi Türkiye'den Beşiktaş camiası istiyor diyerek ışınladılar mı?

Şimdi herkes külahını alıp, önüne koysun ve iyi düşünsün. İyi düşünüp, şu üzerindeki ruh halinden kurtulsun.

Günümüz futbol gerçeğinde bu işler dün getirilip, bugün istifa ile göndermeye çalışılmayla kurtarılmıyor. Beşiktaş'ın kendi içindeki eksiklikler, nedenleri ve bu nedenlere sebep olanları bellidir. Beşiktaş Başkanı Sayın Ahmet Nur Çebi ve heyeti, önümüzdeki 20 günlük süreyi manevi anlamda toparlanma süresi olarak belirleyip iyi değerlendirmelidir. Yapılacak toplantılarda, sıkıntılar masaya yatırılıp, yönetim ve teknik heyet arasında çözülmelidir. Futbolcular gerçeğinde ise özellikle yeni yapılan transferlerin Gençlerbirliği maçı ardından yaptıkları önemli açıklamalar tekrar dinlenmeli ve değerlendirilmelidir.

Bu toparlanma süreci, takımın gelişimine yönelik antrenmanlar ve aradaki maç eksikliğini kapatabilmek için oynanacak hazırlık maçlarıyla Beşiktaş her anlamıyla geleceğe adım atacak hale gelmelidir.

Beşiktaş bu süreci bu şekilde yaşarsa geleceğini kurtarır ama "Aynı Tas, Aynı Hamam" devam edilirse bu "Ruh Hali" daha çok kağıt üzerinde "Adam Asmaca" oynar ve "İstifa, İstifa..." diyerek Beşiktaş'ın geleceğine ipotek koyar.

 

Bu yazı toplam 114 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar