1. YAZARLAR

  2. Burcu Uslu

  3. Protokol demokrasisi!
Burcu Uslu

Burcu Uslu

Yazarın Tüm Yazıları >

Protokol demokrasisi!

A+A-

İngiltere'nin önde gelen dergilerinden The Economist'in 2006 yılından bu yana her yıl kesintisiz yayımladığı demokrasi endeksine göre Avrupa, 2018'de demokratik değerlerin en çok düştüğü yer oldu. Derginin Intelligence Unit ekibi tarafından yayınlanan "Demokrasi Endeksi 2018: Ben de?" adlı raporda, 167 ülkenin demokrasi düzeyleri incelendi. Türkiye demokrasi listesinde 110. sırada yer aldı. En demokratik ilk üç ülke sırasıyla Norveç, İzlanda, İsveç olurken sondan ilk üçte ise Kuzey Kore, Suriye ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti sıralandı.

Seçim süreçleri, çoğulculuk, sivil özgürlükler, hükümetlerin işleyişleri, siyasi katılım ve siyasi kültür gibi konulardaki durumlara göre ülkelerin puanlandırıldığı raporda, Avrupa'nın dünya genelindeki ortalamasını düşüren ülkeler arasında İtalya, Türkiye ve Rusya gösterildi.

İtalya geçen yıla göre 12 basamak birden gerileyerek Avrupa'da demokratik değerler anlamında en çok kan kaybeden ülke olurken İtalya'yı Türkiye 10 basamak Rusya ise 9 basamak gerileyerek takip etti.

***

Türkiye, uluslararası raporlarda demokrasi, hak ve özgürlükler konusundaki yetersizliğiyle ön plana çıkarken, Cumhurbaşkanı 27 Aralık 2018'de yaptığı geleneksel "muhtarlar buluşması" toplantısında Türkiye'nin demokrasinin tam anlamıyla uygulandığı az sayıda ülkeden biri olduğunu söylemişti. Türkiye'de mevcut demokrasinin ahenkle işlediğini ifade eden Erdoğan "Bu salondaki manzara Türkiye'deki demokrasinin nasıl ahenk içinde işlediğinin en bariz örneğidir. Demokrasiyi herkes böyle anlamıyor. Demokrasinin tam anlamıyla uygulandığı az sayıda ülkeden biriyiz" demişti.

Herkesin kendine göre demokrasi kriterleri olsa da, evrensel demokrasi tarifini ve kriterlerini hiç kimse yok sayamaz. Siz yok saysanız bile uluslararası ölçütler her alanda karşınıza çıkar.

***

Kuvvetler ayrılığı ilkesine dayalı devlet yönetim modelinde; yasama, yürütme ve yargı demokratik devlet yapısını koruyan ilk üç güç olarak kabul edilir. Basın ise, gayriresmî olarak bu üçünden sonra gelen "dördüncü kuvvet" olarak tanımlanır. Günümüz Türkiye'sinde basının kaçıncı kuvvet olduğu tartışılır! Buna en son örnek YSK'nın tartışmalı kararının ardından 23 Haziran'da yenilenecek olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için yarışacak olan Ekrem İmamoğlu ve Binali Yıldırım'ın katılacağı canlı yayının kriterleri belirlenirken yaşadı. Yayın yapılması için günlerdir çalışma yürüten AKP'li Mahir Ünal ve CHP'li Engin Altay, basının karşısına çıkıp açıklama yaptı. Açıklama yaparken, protokole uyuldu. Önce iktidar partisi temsilcisi, sonra ana muhalefet partisi temsilcisi söz aldı. Protokol burada bitmedi. İki isim, günlerdir kamuoyunu meşgul eden ortak yayının şartlarını bir protokolle imza altına aldıklarını açıkladı. Basına dağıtılan protokolde, İmamoğlu ile Yıldırım'ın, İsmail Küçükkaya'nın 16 Haziran Pazar günü saat 21.00'da Lütfi Kırdar'da yöneteceği yayında bir araya geleceği yazıyordu. Adaylara aynı sorular sorulacak ve eşit süre verilecekmiş! Programı yöneten gazeteci, adaylardan birinin açıkladığı her hangi bir konu üzerine kafasında oluşacak soruyu soramayacak mı? Ya da adaylardan biri sorulan soruya kendine tanınan sürede yanıt veremezse, "Zamanınız bitti" denilip sözü mü kesilecek?

"İleri demokrasi" sözü verilen ülkemde, dünyanın konuştuğu seçimde yarışacak iki ismin katılacağı canlı yayının kriterleri, partiler arası yapılan görüşmeler sonrası protokole bağlanıyorsa, bu buluşmayı "demokrasi zaferi" olarak tanımlayanlara "Yaşasın protokol demokrasisi!" diye cevap verelim o zaman.

Bu yazı toplam 405 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar