1. YAZARLAR

  2. Harun A. Altuntaş

  3. Örümceğin kozası doku onarım malzemesi oldu
Harun A. Altuntaş

Harun A. Altuntaş

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Örümceğin kozası doku onarım malzemesi oldu

A+A-

Türk bilim insanına olanak tanındığında yapamayacağı şey yok doğrusu. En son duyduğum haber, bu kanımı daha da pekiştirdi. Haber şu: Hacettepe Üniversitesi fizik bölümü profesörleri, Karadeniz bölgesinde yaşayan bir tür örümceğin kozasından doku onarım malzemesi üretmiş. Deri, kas ve kemik dokularını daha hızlı iyileştiren ürün, uluslararası arenada da dikkat çekmiş.

Prof. Dr. Semra İde başkanlığında, Prof. Dr. Tuncay Türkeş, Prof. Dr. Sevgi Bayarı, Doç. Dr. Akın Bacıoğlu, Prof. Dr. Nurhayat Barlas ve Prof. Dr. Nilüfer Cihangir'in yer aldığı ekip, Karadeniz Bölgesi'nde yaygın olarak rastlanan 'Argiope bruennichi' örümceğinin ürettiği kozadaki ipeğini kullanarak, hasar görmüş deri, kas ve kemik dokularında hızlı tedaviyi sağlayan bir doku onarım malzemesi bulmayı başarmış.

Fizikçiler ile biyologlardan oluşan ekip, örümcek ipeğini kullanarak yara greftleri, cerrahi iplikler, süngersi film, jel ve mikro toz formunda biyolojik doku onarım malzemeleri tasarladı. 'Bir Doku Onarım Malzemesi' konulu patent, Teknofest kapsamında düzenlenen 'ISIF2019 Uluslararası Buluş Fuarı'nda bronz madalya kazandı. Japonya'da ve Hindistan'da yapılan Dünya Kristalografi Kongresi'nde de sunumu yapılan buluş, uluslararası düzeyde büyük ilgi gördü. Dokunun iyileşme süresini üçte bir oranında kısaltan ve insan dokusuna en yakın özellikte olan biyolojik malzeme kullanılarak yapılan ameliyat ipliklerini operasyondan sonra aldırmaya gerek kalmıyor, dokuya uyum sağlıyor. Biyo-teknolojik malzemeler ayrıca yüksek mekanik özellikleri, üstün biyolojik uyumluluğu, çeşitli bakteri ve mantarlara karşı güçlü biyoaktiviteleri ve zararlı ultraviyole (UV) ışınlarını soğurma özellikleri ile öne çıkıyor.

Prof. Dr. İde, doku onarımı için geliştirdikleri biyomalzemede kullanacakları örümceği bulmak için Karadeniz Bölgesi'nde tarama yaptıklarını, sahip olduğu ipeğin yapısını göz önüne alarak 5 örümcek türü belirlediklerini söylüyor. Tüm nano malzemelerin 3 boyutlu yapı analizini yapabilen ve Türkiye'de sadece Hacettepe'de olan bir sistemi kullandıklarını kaydeden İde, "Nano malzemeyi hem dıştan görüyoruz, hem de içine girebiliyoruz. Dolayısıyla bu bizim için büyük avantaj oldu. Çünkü hangi örümceğin ipeğinin nanoskopik açıdan çok değerli olduğunu, mekanik özelliği, zararlı ultraviole ışınlara karşı göstermiş olduğu direnci, elektriksel iletkenlik açılarından hangisi en değerliyse bunu belirledik. Ve o örümceğin belirli mevsimde sağılması gerekiyor. En önemlisi de malzemeyle çalışıyorsak bunun sürdürülebilir olması, yani bir taraftan 'ürettik iş bitti' değil, bunu istediğimiz zaman üretebilecek hale getirmemiz gerekiyordu. Ve sonuçta hangi örümcek türü çiftlik yaşamına uygun onu belirledik ve en kaliteli ağı üreten, elimizle bile koparamayacağımız ağı üreten örümceği belirledik" diyor.

Projenin ikinci aşamasında bir 'sağım sistemi' tasarladıklarını belirten Semra İde, yurt dışında örümceklere elektrik sinyali verilerek yapılan sağma yönteminin aksine hayvana eziyet etmeyen bir yöntem uyguladıklarını söyledi. Laboratuvar ortamında oluşturdukları çiftlikte örümcekten sağım yapıldığını kaydeden İde, "Bu sağım sistemiyle, mesela bir sinekle besliyorsunuz bu örümceğimizi, 5 metre sağabiliyorsunuz, bir çekirgeyle besliyorsunuz, 10 metre sağabiliyorsunuz. Bu yiyeceğe, rakıma, hayvanın yaşadığı ortama ve habitata bağlı olarak değişiyor. Bütün nanoskopik moleküler ve makroskopik boyutta ne tür yapısal karakterizasyonlar varsa hepsini kontrol altına aldık" diye konuşuyor.

Örümceğin sağımı sonucu elde edilen ipeği kullanarak farklı formlarda doku onarım malzemeleri yaptıklarını dile getiren Semra İde, "Yani ister kemik, ister deri dokusu, istenirse de cerrahi işlemler elimizde bu doku tasarım malzemesi biyo nano kompozit bir malzeme ve bununla pek çok amaç için çalışabileceğimiz ürünler geliştirdik. Biz o ürünü örümcek ipekleriyle buluşturup, nano kompozit hazırladık. Jel fazında da olabiliyor bu, toz fazında da olabiliyor, ince film formunda da, ameliyat ipliği formunda da olabiliyor. Yani alternatifimiz çok; ama hepsinde başarılı bir şekilde doku onarımı yapabiliyoruz. Geçenlerde kendi elimde ufak bir yaralanma, doku hasarı meydana geldi. Hemen denedim orada da gördüm" diye konuştu.

Üretilen doku onarım malzemesinin sağlık sektörü dışındaki sektörlerde de kullanılabileceğine işaret eden Prof. Dr. İde, "Yağmur yağan ortamda elektriksel aktiviteler çok fazla, vücudumuzu onlardan koruyabilecek bir ürün geliştirebilirim. Mesela spor ayakkabılarında kokuyu önleyici bir malzeme oluşturabiliyorsunuz. Hastane personeli için öyle bir krem geliştirirsiniz ki, bu bizim doku onarım malzememizin benzerini hazırlayarak kremlerde kullanır. Hastayla karşı karşıya gelmeden önce kremini sürüp çıkabilir. Cildini UV ışınlardan koruyabilecek malzemeler yapabilir ki; cerrahide bu iplikler çok önemli. Çünkü dünyada ilk kez biz belirli bir tipteki örümcek ipeğinin ağıyla cerrahi iplik üretiyoruz. Bunun kaplanmış hali, mekanik özelliği çok güçlü ve yarayı da çok kısa sürede tedavi ediyor. Bu sadece dıştaki yaralar değil, iç yaralara da etki olabilecek bir malzeme. Yani ister sağlık sektörü, ister teknolojide tekstil sektörü olabilir, ister kozmetik endüstrisi olabilir, aklınıza gelebilecek pek çok uygulaması var" diye ifade ediyor.

Sağlığın yanı sıra, kozmetikte de uygulanması bir hayli güzel haber. Sağlıklı, sıhhatli, güzel günler sizlerin olsun...

Bu yazı toplam 364 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar