1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. 'Ölüm korkusunu birebir yaşıyorsunuz'
'Ölüm korkusunu birebir yaşıyorsunuz'

'Ölüm korkusunu birebir yaşıyorsunuz'

Hatay Devlet Hastanesinde görevli acil tıp doktoru Cihat Yel, yaşadığı zorlu Kovid-19 sürecine ilişkin, çok ciddi nefes darlığı problemleri olduğunu belirterek, ölüm korkusu yaşadığını kaydetti.

A+A-

Hatay'da yakalandıkları yeni tip koronavirüsü (Kovid-19) atlatan Hatay Devlet Hastanesinde görevli acil tıp doktoru Cihat Yel ile hemşire Sevda Güvenç, hem hastalık döneminde yaşadıklarını hem de görevlerindeki zorlukları anlattı.

Yel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kovid-19'lu hastalara müdahale etmek zorunda kaldıkları dönemde hastalığa yakalandığını söyledi.

Kovid-19'a yakalandıktan sonra, yaklaşık 10 günlük evde karantinada kalmasının ardından ateşinin düşmemesi üzerine kendisi için hastaneye yatış kararı verildiğini belirten Yel, şunları anlattı:

"1 hafta kadar da hastanede yatarak tedavi aldım. O süreçte durumum biraz daha ağırlaşmıştı, birkaç metre uzakta lavabo ihtiyacımı gidermeye kalktığımda dahi yatağıma dönemedim. İşime döndüm ama efor kapasitesinde ciddi bir azalma vardı, eskiden 50 hasta baktığınız eforu bir hastaya sarf etmeye başladık. Hani hastaya doğru koşuyorsunuz ama bazen varamadan nefes nefese kalıp yere çökmek zorunda kalıyorsunuz. Diğer arkadaş sizin yerinize müdahale etmek zorunda kalıyor. Yoğun bakıma yatmamama rağmen çok ciddi nefes darlığı yaşadım. Ölüm korkusunu birebir yaşıyorsunuz, yoğun bakımda yatan hastalardaki o nefes darlığını hayal bile edemiyorum. 24 saat boyunca makineden ayıramadığımız hastalar oldu, entübe etmedik hani makineden de ayıramadık."

Her şeye rağmen bir sağlık çalışanı olarak hastalara şifa olabilmek için ellerinden gelenin fazlasını yapmaya gayret gösterdiklerini vurgulayan Yel, herkesin kurallara uymasını, Kovid-19'a yakalananların da ilaçlarını düzenli kullanmasını istedi.

Yel, ilaç kullanımının önemine değinerek, "Ayakta gelen hastalar ilk başta çok iyiydi, ilaç verip gönderiyorduk. Ya ilaçları kullanmadılar ya da kurallara uymadılar, bir süre sonra verdiğimiz ilacı kullanmadıkları için hasta daha kötü geldi, daha ağır ilaçlarla tedavi etmeye çalıştık ve bu süreçte ciddi hasta kaybımız da oldu. Hiç beklemediğimiz hastalar hiç beklemediğimiz süre içinde vefat etti." diye konuştu.

Kovid-19'un sadece akciğeri etkileyen bir enfeksiyon gibi görünse de durumun öyle olmadığının altını çizen Yel, "Hastalarda sıklıkla beyinde damar tıkanıklığı olsun, kalp krizi olsun bu gibi kliniklerle de başvurmaya başladılar çünkü vücutta oluşan reaksiyonlar hem bağışıklık sistemini etkiledi hem de pıhtılaşma faktörlerini bozmaya başlayınca beyinde damar tıkanıklığı ve kalp krizi gibi kliniklerle de karşılaştık." dedi.

"Kimse entübe olmak istemez"

Hemşire Sevda Güvenç de halsizlik, baş ağrısı ve uykusuzluk gibi şikayetler üzerine yaptırdığı testinin pozitif çıktığını ifade etti.

Evde 10 gün karantinada kalarak düzenli ilaç kullanımı sonrası hastalığı atlattığını anlatan Güvenç, bu süreçte halsizlik şikayetlerinin devam etmesinin yanı sıra şiddetli öksürüklerinin de olduğunu aktardı.

Güvenç, Kovid-19'un fiziki etkilerinin yanı sıra psikolojik etkilerinin daha ağır olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Çok yakın sağlık çalışanı arkadaşlarımızı kaybettik, bazı arkadaşlarımız ailelerinden yakınlarını kaybetti, eşim de pozitifti ayrı bir odadaydı ama saat başı yanına gidip nefes alıp almadığını kontrol ediyordum. Psikolojik açıdan düşünürsek, insan için bir baskı, 'Acaba bir şey olacak mı, iyi mi?' diye. İnsanı bu sıkıntılara sokuyor durum. Kimse entübe olmak, CPAP maskesine bağlanmak istemez. İnsanlar fotoğraflarda görüyorlardır entübasyonun ne olduğunu, yapay solunum cihazlarının ne olduğunu ama gerçekte karşılaşsalar değil kendilerini, aile yakınlarını o şekilde görmeyi aklından bile geçiremez."

Güvenç, tedbirlere uymanın hastalıkla mücadelenin en önemli kısmı olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Belki insanların başkalarının yükünü hafifletmek zoruna gidebilir ama önce bu yükün kendilerinin olduğunu düşünüyorum çünkü bir anne, bir evlat olmak kolay değil ve onların kaybını yaşamak her şeyden daha güçtür. Sonrasında biz elimizden geleni yapsak da hasta kötüleştikten sonra müdahale edemediğimiz çok zaman oluyor."

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.