1. YAZARLAR

  2. Ayşegül ARASIL

  3. Ölmeden önce ölmek
Ayşegül ARASIL

Ayşegül ARASIL

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Ölmeden önce ölmek

A+A-

İnsan kaç kez ölür ?

Kelimenin gerçek anlamıyla ölüm bir kez ancak yaşarken ölmek diye tabir ettiğimiz "nefsimizi yenmek" ya da "sevdiğimiz şeyden uzak kalmak/ayrılmak" manalarına gelen çeşitli haller var ki yaşarken ölüme eşdeğer…

Gerçekte yaşıyor muyuz yoksa her şey bir illüzyon mu? Bilinçaltımızın açığa çıktığı ve her şeyin mümkün olabildiği rüyalarda gördüklerimiz mi gerçek, yoksa uyanıkken gördüklerimiz mi gerçek, bunlar hâlâ tartışılan konular. Bu dünyada rüyadayız, ölümden sonra perde kalkacak ve gerçek alemi yaşayacağız deniliyor.

Ben biraz daha farklı boyutunu, yaşarken ölebilmeyi nasıl deneyimleriz, gerekli yerlerde nefsi frenleyebilmeyi nasıl başarabiliriz bunlara değinmek istiyorum. İnsanoğlunun hiç ölmeyecekmiş gibi uğraştığı, mücadele ettiği yaşam o kadar kısa ki; bu kadar savaşlar, ölümler, felaketler "NE UĞRUNA?"

Allah'ın verdiği sayılı bir ömür var hepimiz için. Dünyanın tamamı bizim olsa bir müddet yaşayıp gideceğiz. Ölüm geldiğinde yanımızda maddi olarak elde ettiğimiz hiçbir şeyi götüremiyoruz. Arkamızdan hoş bir seda bırakabilmek, iyi anılmak ne kadar güzel.

Kanuni Sultan Süleyman' ın ölümün eşiğindeyken komutanlarına ilettiği son üç arzusu hepimize ibret niteliğinde;

 

1] Tabutu dönemin en iyi doktorlarınca taşınmalı.

2] Elde ettiği tüm zenginliğinin [altın, gümüş ve değerli taşlar] yol boyunca tabutu mezara gelene kadar serpiştirilmeli.

3] Elleri, herkesin görebileceği şekilde tabutun dışına sarkmalı.

 

Komutanlardan biri, şaşkın, nedenini sormuş.

 

Sultan Süleyman, açıklamış:

 

1] En ünlü doktorların taşımasını şu nedenle istiyorum: Herkes bilsin ki, Doktorlar ne kadar iyi olursa olsun, onlar bile ölümün karşısında çaresizdir.

 

2] Yerlere serpeceğiniz değerlerim de gösterecektir ki: Bu dünyada elde ettiğimiz zenginlik, bu dünyada kalır.

 

3] Ellerim tabutun dışında kalsın ki, herkes bilsin: Bizim için en değerli şey olan zamanımız tükenince, boş ellerle doğduğumuz gibi, boş ellerle de gideriz.

 

Eğer hiç ölmeyecekmiş gibi yaşadıysak, hak yediysek ölümü nasıl karşılayacağız ?

Yaşarken tüm bunların muhasebesini yapmak, düzgün yaşamak, tüm unsurları olabildiği kadar dengede tutmak yaşamı güzel kılar. Dayanamayacağımızı düşündüğümüz bir duruma bile alıştığımızı görmek bizi büyütür ve güçlendirir.

Neye bağımlıysanız, hayatınızda ne olmadan yaşayamam ya da yaşamın anlamı kalmaz diyorsanız onun hayatınızdaki yerini ya da ağırlığını değiştirmeye çalışın bakalım kendinizi nasıl hissedeceksiniz? Bu aynı zamanda harika bir nefis terbiyesi olacaktır.

Bu yazı toplam 812 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar