1. YAZARLAR

  2. Burcu Uslu

  3. Öğretmenlerin çığlığı
Burcu Uslu

Burcu Uslu

Yazarın Tüm Yazıları >

Öğretmenlerin çığlığı

A+A-

Dün bütün yurtta Öğretmenler Günü kutlandı. Teşekkürler edildi, plaketler verildi. Eller öpüldü... Bunların hepsi güzel şeyler. Ancak bir de madalyonun öbür yüzü var. Onu da Türk Eğitim-Sen ortaya koymuş.

Mezun olduktan sonra atanmak için sıra bekleyen, atandıktan sonra ise maddi ve manevi sorunlarla mücadele etmek zorunda kalan öğretmenler arasında mutsuzluk oranı had safhada...

Türk Eğitim-Sen'in 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle yaptığı anket, çocuklarımızı emanet ettiğimiz öğretmenlerimizin içler acısı halini göz önüne serdi.

Sendikanın sosyo ekonomik durumlarını ve mesleki sorunlarını tespit etmek amacıyla 7-18 Kasım'da 8 ayrı internet sitesi üzerinden 6 bin 728 öğretmenin katılımıyla yaptığı ankette öğretmenlerin istek, mağduriyet ve şikâyetlerine yönelik sorular yöneltilmiş.

En çok "meslek hayatları boyunca karşılaştıkları şiddet", "özlük hakların iyileştirilememesi", "caydırıcı müeyyideler içeren yasaların çıkarılmaması" ve "ekonomik sıkıntılar"dan muzdarip olduklarını vurgulayan öğretmenlerin yüzde 48,7'si meslek hayatında en az bir kez şiddete maruz kaldığını söylemiş. Şiddete maruz kalanların sadece yüzde 14,4'ünün şikâyetçi olması ise en az şiddete maruz kalmaları kadar acı.

Yüzde 94,1'i mesleği nedeniyle yıprandığını belirtirken yüzde 32,3'ü "ekonomik ve sosyal sorunlar, özlük hakların iyileştirilememesi", yüzde 21,8 ile "yandaş kayırmacılık, kadrolaşma ve haksız uygulamalar", yüzde 13,5'i ise "olumsuz çalışma koşulları" nedeniyle yıprandığını söylemiş. Katılımcıların yüzde 61,5'i "itibarlarını artırıcı düzenlemelerin gelmesini" isterken, yüzde 56,9'u okulda kendini güvende hissetmediğini belirtmiş.

Siyasette kullanılan "ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı" dilden de şikâyetçi öğretmenler. Öyle ki, katılımcıların yüzde 57,2'si "siyasetçi ya da toplumda göz önünde kişilerin öğretmenlerin itibarını azaltıcı söylemleri" nedeniyle şiddetin arttığı görüşünde. Öğretmenlerin yüzde 50,9'u ise "önleyici ve caydırıcı müeyyideler içeren yasa çıkarılmasının öğretmenlere yönelik şiddeti engelleyebileceğini" kaydetmiş.

Araştırma öğretmenlerin karşı karşıya olduğu ekonomik sorunları da ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 42,9'u "her ay kredi kartı borcunun tamamını ödeyemediğini", yüzde 67,2'si ise "birikim yapamadığını" belirtmiş. Ekonomik sorunlar o kadar büyük ki, aldıkları maaş düşeceği için emekliliği hak ettiği halde yüzde 81'lik bir bölüm emekli olmayı düşünmüyor. Bunların yüzde 51,4'ü "emekli maaşı ile geçinmek zor olduğu" için, yüzde 16,4'ü "ek göstergenin 3600'e çıkarılmasını beklediği" için, yüzde 16,3'ü ise "çocuklarının eğitimi devam ettiği" için emekli olmayı istemediklerini vurgulamış.

Ankete katılanların yüzde 95,4'ü toplu sözleşmede yapılan zam oranlarının ekonomik kayıplarını telafi etmeyeceğini, yüzde 3,9'u kısmen telafi edeceğini, yüzde 0,7'si de telafi edeceğini söylüyor. Ekonomik kayıplarını telafi etmeyeceğini söyleyenlere "Bunun sorumlusu kimdir" diye sorulmuş. Yanıtlar hiç şaşırtmıyor: Yüzde 48.4'ü yetkili konfederasyon, yüzde 41.3'ü hükümet, yüzde 8.9'u Kamu Görevlileri Hakem Kurulu, yüzde 1.4'ü de yetkili konfederasyon dışındaki konfederasyonlar.

Öğretmenin mutsuz olduğu toplumlarda, öğrenci ve velilerin yani toplumun mutlu olması düşünülemez. Ama 21. Yüzyıl'ın Türkiye'sinde öğretmenlerin durumu bu. Öğretmenlik, sanki çile mesleği olmuş.

Bu yazı toplam 503 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar