1. YAZARLAR

  2. Mehmet Eyüp Yardımcı

  3. Normal hayatlar üzerine
Mehmet Eyüp Yardımcı

Mehmet Eyüp Yardımcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Normal hayatlar üzerine

A+A-

"Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakinin anlayabildiği kadardır" buyurmuş Hz. Pir Mevlâna

...

Ay! Bi'sıkıldık, bi'sıkıldık sormayın gitsin hallerinde, "dişim ağrıyordu", "kankama kek alacaktım" bahaneleriyle 3000 TL ceza ödemeye razı olma ruh haliyle, kendimizi dışarılara atıverdik, yasaklı zamanlarda.

İnsan, dişi ağrıyor diye, sokağa çıkma yasağında dışarı çıkar mı demeyin, bunu da yaptık.

Tuhaf bir milletiz, ayarımız yok. Mesela; maske takma meselesinde bile ayarımız yok. Ya takıyoruz ya da abartıp yüzümüzde maske, elimizde eldiven ve kafamızda bone ile dolaşıyoruz. Metroda el hijyeni için kullanıma sunulmuş dezenfekten maddesine jöle muamelesi yapıp saçlarımıza sürmemiz de cabası...

Basketbol, voleybol, hentbol federasyonları ligleri bu şekilde bitirdiklerini, şampiyon ve ligden düşmenin olmadığını açıklamasının gölgesinde futbol federasyonu başkanımız devam dedi, tarih bile verdi.

Çok tepkiler alan bu kararda, federasyon başkanının spordan ne anlar denilip inşaatçı kimliği ön plana çıkarılarak ironi yapıldı. Yaşanan sağlık problemlerine, sürece "önemli olan insan" düsturundan baktığımızda, başlama kararı külliyen içi kapitalizm dolu bir cümledir.

 

Bu içi kapitalizm dolu cümleye, şöyle dışarıdan baktığımızda karara etki eden başka nedenler olabileceğini fark edebilirsiniz.

Futbolla yatıp, futbolla kalkan spor medyası sayesinde ezeli ama ebedi rekabeti kısır döngülerde kavgalara çeviren, rakibinin her başarısızlığında mutlu olan, hastalığında ve sakatlığında mesut olup, huzurla uyuyan bunların dışında etrafında yaşanan tüm önemli olaylara "Ekonomik durum, zamlar, ne olacak bu memleketin hali" gibi meselelere kulak kesilmeyen bir millet oluşturma kaygısını görürsünüz.

Yani 100.000 kişilik uyku tulumu meselesi...

Yaşanan sağlık süreci dünyanın ve ülkenin içindeki ekonomik durumunu, uçurumun kenarına getirmekle kalmadı, bu pandemi süreci iki ay daha devam etse, insanlar iki ay daha evlerde kalsa, çalışmasa, ürettiği alıcı bulmasa yani "hayatın çarkları" dönmese halk düşünmeye başlayacak. Sorgulayacak, 'ne oluyor' diyecek. Yani artık futbol topunun dönmesi derdinden, hayatın dönmesi derdine dönüşecek ruh hali.

Futbol denilen sahte din, Golyat gibi düşecek yerlere. Yenilgisini, yok oluşunu herkes görecek. Bu da kimsenin işine gelmez açıkçası.

Futbolun para kaynağı taraftarını, sahalara döndürebilmek adına belki de yapılmış izlenimi taşıyan Aktif Bank'ın 14.924 katılımcılı araştırmasında;

Demografik Dağılımda:

%87 Erkek - %13 Kadın

%1 65 Yaş Üstü

%11 45-65 Yaş

%14 18 Yaş Altı

%22 34-44 Yaş

%24 18-24 Yaş

%28 25-34 Yaş görülmektedir.

Hangi Şehirler:

Katılımcıların

%39 İstanbul

%8 Ankara

%7 İzmir

%5 Bursa

%3 Adana

%38 Diğer Kentlere göre dağılımları görülmektedir.

Katılımcılar:

12.094 kişi ile Spor Etkinliğini Özlediğini belirtirken

11.547 kişi ile Futbol branşı başı çekmektedir.

Maçlar Nasıl Oynansın:

Bu can alıcı soruya cevap veren 13.240 kişiden;

6.165 Kişi Seyircili

4.134 Kişi Kapasite Kısıtlanmış Seyircili

2.941 Kişi ise Seyircisiz oynanmalı fikrini beyan etmiş.

Kim Koşa Koşa Gider:

14.924 Katılımcılı araştırmaya göre

%32 Futbol maçlarına

%14 Kapalı Spor Salonu Maçlarına gitmeyi tercih etmiş...

Şimdi ne diyelim? Ne yapalım? Kapılıp gidelim mi mehterin coşkusuna.

Hiçbir tedbir almadan bir işe başlamak gibi önemli bir akıl tutulmasına yakalanmaz inşallah TFF ve tıpkı Almanya Futbol Federasyonu gibi sağlık örgütleri ve olası sağlık problemlerine karşı mücadele edecek ekipman için mali yatırım ile yayımcı kuruluşu teselli eder.

Bu yazı toplam 526 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar