1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Nasıl bir barış planı ise?
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Nasıl bir barış planı ise?

A+A-

Hafta başında ABD Başkanı Trump "Yüzyılın Anlaşması" diye nitelendirdiği Filistin - İsrail barış planını yanına Natenyahu'yu da alarak açıkladı. Trump'un barış planı dediği metni basında çıktığı kadarıyla okuduk. Ne olduğunu anlayan beri gelsin diyeceğimiz bir sürü nokta var. Öncelikle mevcut duruma baktığımızda Filistinliler birbirinden kopuk iki ayrı toprak parçasının yönetimini üstlenmiş durumdalar. İki ayrı toprak Batı Şeria ve Gazze'dir. Batı Şeria bölgesini Türkiye'nin de Filistin Cumhurbaşkanı olarak tanıdığı Mahmud Abbas hükümeti yönetirken Gazze yönetimi ise Hamas'ın elindedir. Filistin ile İsrail arasındaki en büyük mesele Kudüs'ün kimin elinde kalacağı ve İsrail'in Filistin topraklarında her gün yeni Yahudi yerleşim merkezleri kurarak hukuksuz bir biçimde ele geçirmesi. Peki, Trump bu planla ne yapıyor? Bu planla Filistinlilere özetle diyor ki; "Siz İsrail'in 50 yılda ele geçirdiği toprakları onların egemenliğine bırakın, biz de size 50 milyar dolar verelim ve elinizde kalan küçük topraklarda kuracağınız devleti de tanıyalım. Ama Kudüs sizin değil İsrail'in başkenti olsun." Ancak Trump bildiğimiz Trump olduğu için bölünmemiş bir Kudüs İsrail'in başkenti olsun diyor, sonra dönüyor Doğu Kudüs kurulacak olan Filistin devletinin başkenti olsun diyor. Anlayabilene aşk olsun, dedik ya Trump bu. Bu işin esas amacı nedir ona bakmak lazım. Tarihsel kaynaklara göre Ortadoğu'da yaşayan Yahudiler M.S 132 de Roma imparatorluğuna karşı ayaklanmış ve bu ayaklanma Roma tarafından çok kanlı bir biçimde bastırılmıştı. Bu tarihten itibaren yaklaşık 1700 yıl dünyanın çeşitli yerlerinde dağınık biçimde devletsiz yaşayan Yahudiler 18nci yüzyılda tekrar eski yaşadıkları yerlere dönmeye ve burada bir devlet kurmaya karar verdiler. 1897 de Theodor Herzl'in başkanlığında İsviçre Basel'de toplanan 1'inci Siyonist Kongresi'nde Ortadoğu'da yeni bir Yahudi devleti kurulmasının kararını verdiler. Bu kongre sonrası dünyadaki tüm Yahudiler örgütlendiler ve büyük paraların aktığı fonlar oluşturdular. Theodor Herzl bu paralarla Osmanlı'nın elinde olan Filistin topraklarının tümünü satın almayı ve Osmanlı'nın tüm dış borçlarını ödemeyi padişah II. Abdülhamit'e teklif etti. Fakat II. Abdülhamit bu teklifi reddetti. Bunun üzerine 1914 yılı ve devamında Yahudiler fonlardaki paralar ile Filistinlilerden özel mülkiyet olarak toprak satın almaya başladılar. ( Bir anlamda Filistinliler para karşılığı vatanlarını Yahudilere sattılar.) Bu yol ile Filistin'de 100 bin kişilik bir Yahudi kolonisi oluştu. 15 Mayıs 1948'de ise Yahudi lobilerinin yoğun baskısı sonucu Birleşmiş Milletler, Yahudilerin kurduğu İsrail Devleti'nin tanındığını tüm dünyaya ilan etti. İsrail kendisini kabul etmeyen bir Arap dünyası içinde buldu kendini ve İsrail açısından güvenlik ihtiyacı doğdu. Öte yandan Kabala inancına göre İsrail, Tevrat'ta yazdığını iddia ettikleri "Vaat edilmiş topraklara" ulaşmayı temel devlet stratejisi olarak kabul etti. Sözkonusu topraklar da Nil nehri ile Fırat nehri arasında kalan topraklar olarak ifade edilmektedir. İsrail'in bayrağındaki iki mavi çizgi de bu nehirleri simgeler. Bu açıklamaları hatırlatmamızın amacı emperyal güç ABD'yi de yöneten Yahudi kuruluşlarının bu hedeflerine ulaşıncaya kadar bölgede asla durmayacaklarını vurgulamak içindir.

Bu yazı toplam 436 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar