1. YAZARLAR

  2. Burcu Uslu

  3. Mültecilere karşı yeni utanç duvarları!
Burcu Uslu

Burcu Uslu

Yazarın Tüm Yazıları >

Mültecilere karşı yeni utanç duvarları!

A+A-

13 Ağustos 1961'de yapımına başlanan ve Batı Berlin'i Doğu Almanya'da ada haline getiren "Soğuk Savaş"ın sembolü Berlin Duvarı'nın yıkılışının üzerinden tam 30 yıl geçti.

Özgürlük, dayanışma ve iş birliğine önemli katkı sağlayan gelişme olarak değerlendirilen Berlin Duvarı'nın yıkılışı, 9 Kasım 1989'dan bu yana her yıl büyük bir coşkuyla kutlanıyor Avrupa'da. Gelin görün ki, Batı ve Doğu Almanya arasındaki bölünmüşlüğe son veren "utanç duvarı"nın yıkılmasıyla övünen o Avrupa ülkelerinin bir çoğu, savaş, yoksulluk ve insan haklarına aykırı uygulamalar nedeniyle ülkelerinden kaçmak zorunda kalan mültecileri engellemek için birçok "Berlin Duvarları" inşa etti.

Hollanda merkezli düşünce kuruluşu Transatlantik Enstitüsü'nün araştırması, her fırsatta sözde demokrasi dersi verip, insan hakları çığırtkanlığı yapan Avrupa ülkelerinin gerçek yüzlerini ortaya koyuyor.

Zulümden kaçan mültecileri engellemek için yapılan duvar ve tel örgülerde 2015'te patlak veren sığınmacı krizinin ardından ciddi bir artış olduğunu gösteren araştırmaya göre, şu anda Avrupa ülkelerinde 20'ye yakın tel örgü ve duvar var. Berlin Duvarı'nın 1989'da yıkılmasının ardından Avrupa'da inşa edilen duvar ve tel örgüler bin kilometreyi geçmiş. "Avrupa Birliği ve Schengen bölgesindeki ülkeler 1990'lı yıllardan bu yana yerlerinden edilmiş kişilerin Avrupa'ya göçünü engellemek için bin kilometre duvar ördü. Bu da Berlin Duvarı'nın (155 kilometre) altı katına tekabül ediyor" denilen araştırmada, denizlerde devriye gezen gemilerle sınırlardaki katı kontrollerin de mültecilere karşı "görünmez duvarlar" oluşturduğuna da vurgu yapılmış.

Araştırmada, bu utanç duvarları da sıralanmış. Buna göre, AB'nin ilk mülteci duvarı, 1993'te İspanya'nın Afrika'daki toprağı olan Septe'nin (Ceuta) etrafına çekildi. 1993'te örülen 8,4 kilometre uzunluğunda, 3 metre yüksekliğinde dikenli tel örgülerden oluşan ilk duvar, 2005'te sınırı geçmeye çalışan çok sayıda mültecinin hayatını kaybetmesi üzerine değiştirilerek çitlerin boyu 6 metreye, duvarın uzunluğu da 11 kilometreye ulaştı. İspanya, ikinci duvarı da yine mültecileri durdurmak için ülkenin Fas ile sınırı olan Melilla'ya inşa etti. Göç meselesindeki katı tutumuyla ilk sıralarda bulunan Yunanistan ise 2012'de Türkiye sınırına yüksek dikenli teller çekti. Türkiye ile sınırına dikenli tel duvar ören diğer AB ülkesi olan Bulgaristan ise 2013'te ilk etapta 30 kilometre ördüğü dikenli tel duvarını, 2016'da 146 kilometreye çıkardı.

AB'de sığınmacı karşıtı tutumuyla ünlenen Macaristan da 2015'te alevlenen mülteci krizinin ardından ilk harekete geçen ülkelerden oldu. Macaristan'dan sonra Sırbistan da sınırındaki Bacs-Kiskun ve Csongrad bölgeleri arasında yer alan, çeşitli su yolu ve sazlıklar dolayısıyla yürüyerek geçilmesi zor olan Kelebia'ya jiletli tel örgü çekti. Macaristan'ı Slovenya sınırına 15 kilometrelik duvar ören Avusturya takip etti. Avusturya 2016'da da İtalya ile olan sınırına duvar ördü. Fransa ile İngiltere de aralarındaki sınıra 2016'da inşa ettikleri "Calais Duvarı"nı birlikte finanse etme kararı aldı. 2019'da "Yaban domuzlarını engelleme" amacıyla Almanya sınırına yüksek bir tel örgü inşa eden Danimarka, aynı zamanda olası mültecileri de engellemiş oldu. AB'ye üye olmak için mücadele veren ve sığınmacı rotaları üzerinde bulunan Kuzey Makedonya da Batı Avrupa ülkelerine ulaşmaya çalışan sığınmacıların geçişlerini önlemek amacıyla Yunanistan sınırına 2015'te tel örgü çekti.

Mal ve kişilerin serbest dolaşımına önem veren, insan hakları savunuculuğunda ahkam kesen Avrupa ülkelerinin bu utanç duvarları, birileri için ise rant kapısı olmuş. Duvar ve tel örgü örmenin ilgili şirketlere ciddi kazanım sağladığı, yaklaşık 1 milyar Euro'luk kâr payının söz konusu olduğuna vurgu yapılan araştırmada, Avrupa'da yaratılan gerçek ve hayali korku ortamının hem yabancı düşmanlığını körüklediğine hem de göçmenler için tehlikeli bir dünya oluşturduğuna dikkat çekilmiş.

Zulümden kaçanlara karşı ördüğü bu utanç duvarları, insan haklarını savunduğunu iddia eden Avrupa'nın gerçek yüzünü gözler önüne seriyor.

Bu yazı toplam 387 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar