1. YAZARLAR

  2. Mehmet Eyüp Yardımcı

  3. Modern futbolun bunalımı
Mehmet Eyüp Yardımcı

Mehmet Eyüp Yardımcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Modern futbolun bunalımı

A+A-

En baştan belirteyim ki! Yazının başlığı büyük üstad, dünyaya Fransız olarak gelmiş, metafizikçi yazar René Guénon'un (Müslüman olduktan sonra Şazeliye Tarikatı şeyhi Abdurrahman Eliş El-Kebir'e intisap etmiş adını ise Abdülvahid Yahya olarak değiştirmiştir) "Modern Dünyanın Bunalımları" kitabından esinlenilmiştir.

Üstad eserinde modern dünyanın ölümcül bir ineşle uçurumun ta dibine inecek, yoksa Greko-Latin Uygarlığının çöküşünde olduğu gibi sürüklendiği uçurumun dibine varmadan önce bu defa da gene yeni bir diriliş mi olacak? 

Sorusuna cevap arar.

Futbolda, gelişen dünyanın rüzgarına kapılıp modernleşerek hadi birazda endüstriyelleşerek, özellikle ülkemizde farklı bir noktaya vardı. Ülkemizdeki futbolun genel manzarasının ne olduğunu görebilmek adına "Sunderland senin için Ölürüm" ya da orijinal ismiyle "Sunderland 'Til I Die" belgesel tadındaki tv programının tümünü bugünlerde yayımlandığı dijital platformda izleyebilirler.

Ekonomi, yanlış transferler, takım yapılanmasındaki hatalar, sürekli değişen teknik adamlar…

Paralar Nerede? Sorusunun ardından arkasında yıkım bırakarak. Görevinden ayrılan ve sadece o günden sonra devletin tv kanalında konuşan ve tekrar kaybolan, şimdilerde tuttuğu büroda "Mali Kongre" öncesinden hummalı çalışmalar yaptığı söylenilen sayın Fikret Orman'ın sonrasında "Güçlü Başkan" sloganıyla göreve gelen sayın Ahmet Nur Çebi ve ekibinin geldiklerinden bu yana verdikleri emekler bir türlü tam olarak Beşiktaş'ı ayağa kaldıracak seviyeye gelemedi.

Ülkenin ekonomik gerçeği, kulübün ekonomik gerçeği ve doğal olarak taraftar ve camianın ekonomik gerçeği birde üstüne üstlük şu meşhur "Hesap Sorma" sloganıyla Beşiktaş vücudunda hayat bulmuş "Güvensizlik" gerçeği.

Sayın Ahmet Nur Çebi ve ekibi, derinliği bilinmez bir Beşiktaş ekonomisinin içine tüpsüz dalınca, bir noktadan sonra o derinliğin verdiği etkiden takımın kurgusu yönündeki gelişen tüm gerçekleri "es" geçip tamamen ekonomi üzerine kavga vermeye başladılar. Başlatılan kampanya, neredeyse hemen hemen her ekranda ve uzatılan mikrofondaki, dinleyenlerin artık "yeter yahu!" dediği "Beşiktaş'ın parası yok" "Hadi biraz yardım" söylemleri, bu söylemlere karşılık "Hani hesap soracaktınız?" sorusuyla Beşiktaş futbolun içindeki bunalıma adeta davetiye çıkardı.

Abdullah Avcı sonrasında göreve gelen Sergen Yalçın'ın sadece ortaya çıkardığı sinerji ile kazanılan üçüncülük ve kapısı aralanan Şampiyonlar Ligi şansı, yönetimin elindeki ekonomik gerçeğin izinde, giden futbolcuların "Gökhan, Caner, Elneny, Burak"   ve bir türlü kurtulunamayan "Lens, Larin, Mirin, Douglas, Ljajic, N'Koudou" hadi bunlara ilave artık bedava gitsin razıyız moduna gelmiş "Vida"'nın maaşları, takıma veremedikleri katkı ve katkıya ilave yıllık 12 milyon tl ödenen ve daha iki sene daha ödenecek olan Abdullah Avcı'nın tazminat gerçeği, bu gerçeklerin üzerine kaymak olan Welinton ve N'Sakala verimsizliği Beşiktaş sokağa atılacak ne kadar çok parası varmış gerçeğini ortaya çıkardı.

Bir türlü gerekli transferlerin yapılamaması, oluşturulamayan takım kurgusu, futbol gerçeğinde yapılan hataların bedeli önce PAOK maçının maddi ve manevi kaybı ardından belli ki yaşananlardan gerekli ders çıkarılmamış olarak hazırlanılmış UEFA Avrupa Ligi 3. Ön eleme maçındaki Rio Ave karşılaşmasının oluşturduğu maddi ve manevi kayıp…

Klasikleşmiş, hüsran yaşanılmış her Avrupa maçı dönüşündeki ruh haliyle oynanan Süper Lig maç sonucu.

Bu gerçeklerin ardından anlı şanlı medyamızın yeni farkına vardığı "Mentör" gerçeği.

Sayın başkan Ahmet Nur Çebi'ye (o zamanlar Sayın Fikret Orman yönetiminde bulunuyordu) katıldığımız bir panelde dönemin teknik direktörü Slaven Bilic (2013-2014 ve 2014-2015 sezonları) gerçeğinin ışığında "Beşiktaş Avrupa maç dönüşlerinde ve ligdeki kendisi için önem arz eden karşılaşmalara psikolojik olarak hazırlanamadığını, bu yönde futbolculara ve teknik heyete profesyonel destek verecek bir ekibin olması gerektiğini eğer böyle bir ekip var ise görünen o ki görevlerini yapamadığı" söyleyip "böyle bir ekip yoksa bu ekibin oluşturulması gerçeği karşısındaki soruma 'teknik heyetin' istemediğini" belirtmişti.

2015 senesinden bu yana geçen 5 senelik süreç içinde bu yönde maalesef tek bir adım atılmadı, milyon dolarlar, Eurolar ödenen futbolcular ve teknik heyetler yaşadıkları karşısındaki büründükleri ruh haliyle yaşayarak, bugünün temelini atan sonuçları Beşiktaş hanesine yazdırdılar. Biz o beş senelik süreçte inatla bu gerçeği her seferinde dile getirdik, getirmeye devam ediyoruz ve çok şükür ki! En azından bugün spor medyası bu gerçeği görmeye başladı darısı inşallah yönetimlerin başına!

Trabzonspor, Fraport-TAV Antalyaspor ve İttifak Holding Konyaspor  karşılaşmalarıyla hızlı bir inişe geçen Beşiktaş'ta 04.10.2020 Pazar günü saat 16:00 oynanacak Gençlerbirliği karşılaşması olumlu bir sonuçla geride bırakılırsa önlerindeki yaşanacak "Milli Ara" ve "Bay" geçilecek hafta ile birlikteki 20 günlük süreç gerekli olan toparlanma süreci adına olumlu geçer.

Beşiktaş'ın bu sürece çok ihtiyacı var, takıma yeni katılacak transferlerle birlikte bu arada takım uyumunu görmek adına yapılması gerekli hazırlık maçlarının önemine dikkat çekmekte fayda var.

Uzun lig maratonunda Beşiktaş adına kaybedilmiş henüz bir şey yok ama bu bunalım süreci devam ederse Beşiktaş'ta özellikle maddi enkazın arttığı bir gelecek "Tehlike Çanlarının" çalmaya başlaması demektir.

Miguel de Unamuno, günlüğünde şöyle der:"İnsanlar kendileriyle ne kadar da az ilgileniyorlar ve kendilerine bahşedilen şu kısacık zamanı yitirmek konusunda ne kadar yaratıcılar!"

Bu yazı toplam 1626 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar