1. YAZARLAR

  2. Harun A. Altuntaş

  3. Milli Şehit'imiz Mehmet Nusret Bey
Harun A. Altuntaş

Harun A. Altuntaş

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Milli Şehit'imiz Mehmet Nusret Bey

A+A-

Milli Şehit'imiz Boğazlayan Kaymakamı Kemal Bey'i hemen hemen bilmeyenimiz yoktur. Ben sizlere bugün bir başka Milli Şehit'imiz Mutasarrıf Mehmet Nusret Bey'den söz etmek istiyorum.

Mehmet Nusret Bey 1875 yılında Preveze'de doğdu. 1899'da Mülkiye'den mezun oldu. Maiyet Memurluğu stajından sonra 20 Eylül 1901 - 4 Ekim 1902 tarihleri arasında Konya Rum ve Ermeni okullarında Türkçe öğretmenliği yaptı.

Bu görevi Keskin, Tepedelen, Aydonat, Filat, Meçova, Devline, Sur, Safed, Cisri Ergene (Uzunköprü) Iskeçe Kaymakamlıkları izledi.

Balkan Savaşı'nda İskece'nin işgali üzerine 14 Kasım 1912'de buradan ayrılarak İstanbul'a geli. 27 Nisan 1914'te Bayburt Kaymakamlığı'na atandı.

Bayburt Kaymakamı olarak göreve başlamasından kısa bir süre sonra I. Dünya Savaşı çıktı.

Bunun üzerine Bayburt Bölgesi'nin de içinde bulunduğu Doğu Anadolu Bölgesi'nde yaşayan Ermeniler, Rusların bağımsız bir Ermenistan Devleti kurulmalı kışkırtmasıyla kurulan silahlı Ermeni çeteleri; Türk mahalle, köy, kasaba ve şehirlerinde katliama başladı.

Doğu Anadolu Bölgesi'nde bu olaylar yaşanırken Osmanlı idaresi,1 Haziran 1915'de savaş mıntıkasında oturan Ermeniler'in savaş alanı dışı olan Suriye dolaylarına gönderilmesini içeren "Ermeni Tehciri" kanununu çıkardı.

Haziran 1915'de Erzurum'daki 3.Ordu Komutanı Mahmut Kamil Paşa'nın emriyle, Bayburt savaş alanı içinde olduğu için bölgedeki Ermeniler de Nusret Bey'in idaresi altında bulunun bölgedeki jandarma güçlerinin kontrolünde Erzincan'a sevk edildiler.

Belgelere göre tehcir sırasında kanunsuz hiçbir olay olmadı. Tehcire tabii tutulan Ermeniler'in mal ve mülkleri de oluşturulan bir komisyon tarafından satılarak bedelleri kendilerine verildi.

Bayburt'tan göç ettikten sonra da bölgede Ermeni çetelerinin saldırıları sürdürüldü.

Nusret Bey, Birinci Dünya Savaşı'nın en buhranlı günlerinde bir yandan Bayburt Ermenileri'nin salimen tehciri için çaba sarf ederken diğer yandan da 3.Ordu'ya erzak temini için çalıştı. Nusret Bey, 3.Ordu'ya yaptığı bu hizmetlerinden dolayı değişik tarihlerde Erzurum Valiliği ve 3.Ordu Kumandanlığı tarafından ödüllendirildi.

Nusret Bey 14 Haziran 1917'de, o sırada Yıldırım Orduları 2.Grup Kumandanı olan Mustafa Kemal Paşa'nın isteği ile Urfa Mutasarrıflığı'na tayin edildi. Nusret Bey, Urfa'da görev yaparken Mondros Mütarekesi imzalandı. Bunun üzerine Urfa'da işgallere karşı Müdafa-yı Hukuk Teşkilati'nın kurulmasında Nusret Bey'in büyük emeği geçti.

Osmanlı İmparatorluğu'nun Birinci Dünya Savaşı'ndan yenik çıkması üzerine Mondros Mütarekesi'nin maddeleri bahane edilerek 1919 yılında Anadolu'nun birçok yeri işgale uğradı. Bu işgaller sırasında İngiliz kuvvetleri Urfa'yı ve çevresini işgal ettiler. İngilizlerin Urfa'yı işgalinde Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey'di. İngiliz işgal komutanı Urfa'ya girip arabasıyla mutasarrıflık makamına yaklaştığında Nusret Bey komutanı karşılamadı.

Komutan, mutasarrıfın odasına girdiği zaman Nusret Bey kalkıp ona koltuğunu da vermedi. Karşılanmadığına sinirlenen işgal komutanına, Nusret Bey'in cevabı bir tokat gibiydi:

"Siz misafir gibi gelseydiniz Birecik'te karşılardık. Fakat işgal ordusu sıfatıyla sizi karşılamaya Türklüğüm manidir"

İngilizler Urfa'yı işgalden sonra, Mutasarrıflığa emirler, bildiriler yağdırmaya başlayınca, Bir gün Nusret Bey tabancasını masanın üzerine koyarak ermeni tercümanı şu şekilde azarladı: "Git komutanına söyle ben kendisinin emir eri değilim. Bir daha tekerrür ederse bunu beyninde patlatırım!"

İngilizler bu yiğit tepkiyi Nusret Bey'in yanına bırakmayacaklardı. Urfa'ya gelişlerinden bir ay sonra 6 Nisan 1919 tarihinde Nusret Bey'i "Ermeni Techiri" bahanesiyle Dâhiliye Nazırı'na şikâyet edip azlettirirler. Daha sonra iftiralarla Ermenilere karşı cinayet ve yağma ile itham edilerek ayrıca tehcirden suçlanarak tutuklattılar.

Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemâl Bey'in başına gelenler Nusret Bey'in de başına gelecekti.

Yine İngiliz işgali altında bir olağanüstü bir mahkeme…

Yine Nemrut Mustafa Paşa…

Yine yalancı tanıklar…

Yine Ermeni Kilisesi ile işbirliği…

Yine tehcirde kötü muamele iddiası…

Yine Damat Ferit'in Başbakanlığı dönemi…

Yine İdam…

Yine "Vatan Sağolsun" haykırışı ile idam sehpasında şehid olan bir yiğit…

Her iki Mehmet'i de, yani Mehmet Kemâl Bey ve Mehmet Nusret Bey'i rahmet ve minnetle anarız. Yattıkları yer nurla dolsun, ruhları şad olsun...

Bu yazı toplam 306 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar