1. YAZARLAR

  2. Mehmet Eyüp Yardımcı

  3. MİLLİ ARA VE SONRASI
Mehmet Eyüp Yardımcı

Mehmet Eyüp Yardımcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

MİLLİ ARA VE SONRASI

A+A-

İTÜ-Ayazağa Metro istasyonunda akşamları, eve dönüş telaşı içindekileri, saçları dökülmüş, küçük bir anfiye bağlı sazından dökülen bozuk notaları ve berbat ötesi mikrofona eşlik eden sesiyle sokak şarkıcısı amcanın söylemeye çalıştığı, geçenlerin ise anlamaya çalıştığı kadar tuhaf bir durumdur, bu ülkede başkanından medyasına varana kadar futbolu bilmezlerin konuşmalarından dökülen cümleler…

Futbola verdiğimiz "Milli Ara" ile milli maç öncesi Fenerbahçe Kulübü Başkanı sayın Ali Koç'un anlamsız kelimelerle dolu açıklamalarını dinlemek, anlamak zorunda kaldık. Sanırım futbol kulübü başkanlarının artık "iletişim" yönünde sınıfta kaldıklarının farkına varmaları lazım. Bu insanları doğru yönlendirecek, kulüp açıklamalarına anlam katacak değerli basın mensubu insanların varlığını biliyoruz, yeter ki artık sayın başkanlar da farkına varsınlar, tabi isterlerse!

Üç teknik adama bağlı kör, topal ilerlemeye çalışan futbolumuzun milli gemisi, geride tazminat ve bi'dolu dedikoduyu bırakıp yola Stefan Kuntz ile devam etme kararı aldı ve o çok bilmiş (şimdi suskun ama en ufak işlerin ters gitmesinde kaldıkları yerden devam edecek) futbol ukalası, medyanın yüz karası yazarı, çizeri ve de konuşanı başladılar henüz doğmamış çocuğa don biçmeye ama ümitlerin tükendiği bir milli zaman diliminde Karadağ karşılaşmasındaki alınan 2-1'lik sonuçla Play Of serisine kalarak Katar'a gidebilmek hayalimizi devam ettirdik.

Stefan Kuntz ne bir evliya, ne bir peygamber. Stefan Kuntz tipik bir Alman. Doğru bildiği işi, doğru bildiği sistem ve yöntemle icra etmeye devam ediyor. Futbolcularıyla olabildiği kadar arasını iyi tutarak, her maça rakibe uygun sistem ve kadro yapılanmasıyla mücadele ediyor o kadar. Bunları yaparken de ne maç öncesi ne de sonrası içi boş, anlamadığımız, anlamaya çalışmadığımız "felsefik" sözler de etmiyor. İki damla gözyaşı her şeyi anlatıyor vesselam…

Milli ara sonrası tekrar Süper Lig'imize dönüş yapacağız. Her ara sonrası çokça verimli dönüşler yapmayan Beşiktaş, Alanya deplasmanında ne yapacak? Açıkçası çok bilinmeyenli denklem gibi. Burada sahadaki oyunculardan çok, Şampiyonlar Ligi furyasında lige çokça adapte olmamış, form düzeyi düşük Sergen Yalçın ve ekibinin ne kadar toparlandığının sınavına şahit olacağız. Teknik ekip kendine çeki düzen verdi ise Beşiktaş, bu maçı alır ve beklenen seri çıkışa başlar. Cumartesi günü saatler 19.00'ı gösterdiğinde sahaya çıkan onbir, dizilim ve gerektiği yerde yapılacak oyuncu değişikliği tercihleriyle tüm olaya şahit olacağız.

Mevcut kadrosu ile ligde Karadeniz fırtınası estiren, Abdullah Avcı ile mevcut kadroda en iyi dokunuşları sergileyen Trabzonspor, kendi evinde Gaziantep Futbol Kulübü'ne karşı esmeye devam edecektir. Trabzonspor ara transfer dönemine kadar bu çıkışını devam ettirip, transferde de eksik bölgelere takviye transferleri yaparsa, sezon sonunda tüm Karadeniz alev, alev yanar. Yok bu işleri eksik yaparlarsa değişik bir futbol kenti anlayışı olan Trabzon'da işler terse döner ki! Abdullah Avcı ve ekibi ilk takaya atlayarak Karadeniz'e açılıp Rusya'ya iltica eder.

Gelelim haftanın en önemli maçı, derbiye. Galatasaray ve Fenerbahçe karşılaşmasında terazinin ağır basan tarafı evsahibine yönelik. Bu karşılaşmanın gidişatına karar verecek tek kişi sayın Fatih Terim. O nasıl bir anlayış sergilerse, sahada karşılığını alır. Vitor Pereira'dan Ali Koç "gazlamasıyla" kimse "şapkasından tavşan çıkartacağını" beklemesin. Son kullanma tarihi geçmiş Vitor Pereira'nın Fenerbahçe'ye verecek bir şeyi kalmamış. Bu maçtaki olası bir galibiyet bile onun değil, mevcut yönetimin eseri olur. Bu maçta Fenerbahçe adına işler ters gitmeye başladığında Vitor Pereira'yı dikkatle izleyin lütfen. Her daim kafasında onlarca tilki barındıran bu arkadaş sahada istenmeyen olayların fitilini ateşleyen olarak birçok işe imza atabilir.

Futbolla dolu bir haftasonu dileğimle, bu haftaki yazımın son bölümünü, O çok sevdiği Hakkına göçen Sezai Karakoç ustaya ayırmak istiyorum. Bu dünya aslında bir "La Mekân" çokça para, mülk peşinde koşmanın ve bu iki maddiyata tapınmanın anlamı yok. Sonunda hepimiz göçüp gideceğiz. Bu verimli toprakların yetiştirdiği büyük ustalardan Sezai Karakoç'a Allah'tan rahmet diliyorum. Verimle topraklar, bu değerlerin vefatıyla çoraklaşmaya devam ediyor geriye ise onlardan güzel satırlar kalıyor okumak, anlamak ve hissetmek isteyenlere;

 

Yine akşam oldu,

Yalnızlık omuzlarıma çivisini çaktı yine,

Uzaklık aynı gerçi,

Her yerdeyken olan uzaklığın pek değişmedi,

Yine akşam oldu orda olduğu gibi,

Görebiliyorum seni burdan da,

Aynısıydı ordayken de,

Uzaklıktan korkmuyorum belki de,

Orada da aynıydı uzaklık gerçi

Donuklaşmış oldu artık bu,

Bi o kadar da hüzünlü romanlar gibi,

Galiba ben baştan kaybetmişim,

Belki de ben baştan kazanmışım, insanlık kaybetmiş…

Bu yazı toplam 221 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar