1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Millet İttifakı açısından İstanbul seçimi
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Millet İttifakı açısından İstanbul seçimi

A+A-

İki gün süren makalemizde Cumhur İttifakı açısından İstanbul seçimini değerlendirmiştik. Bu yazımızda da Millet İttifakı açısından İstanbul seçimini analiz edeceğiz. Öncelikle seçimi kazanan Ekrem İmamoğlu'nu tebrik ediyoruz ve görevinde başarılar diliyoruz. Peki, ne oldu da 31 Mart'ta 13 bin küsur oy alan Millet İttifakı adayı Ekrem İmamoğlu 84 gün sonra inanılmaz bir başarı göstererek rakibi olan Binali Yıldırım'a 800 bine yakın bir fark yaptı? Zira bu kadar fark İstanbul Belediye Başkanlığı seçimlerinin tarihinde yoktu. Bu noktada iki ayrı bileşen var. Birincisi Cumhur İttifakı'nın 31 Mart ve sonrasında özellikle de son düzlüğe girildiğinde yaptığı inanılmaz hatalardır. Bu hatalar millet nezdinde ters tepki verdi ve bumerang etkisi yarattı. Cumhur İttifakı'nın oylarını düşürürken, düşen oylar Millet İttifakı'nın hanesine artı olarak yazıldı. Bu hataların neler olduğunu geçen yazımızda büyük ölçüde yazmıştık. Burada tekrar etmeyeceğiz. Peki, Millet İttifakı özellikle de Ekrem İmamoğlu neler yaptı da oyları bir anda rekor farka dönüştü ve Cumhur İttifakı'nı büyük bir mağlubiyete uğrattı. İmamoğlu'nu daha sonraya bırakalım, önce ona destek veren bileşenlere yani tüm ekibe bir bakalım.

Destek perde arkasından

Millet İttifakı'nın iki bileşeni CHP ve İYİ Parti, gerek genel başkanlar düzeyinde gerekse milletvekilleri ve parti teşkilatları düzeyinde son derece ciddi ve verimli çalıştılar. Strateji olarak adayı yani İmamoğlu'nu tamamen serbest bıraktılar. Hem CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hem de İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İmamoğlu'nun önüne hiç geçmediler, sahne almadılar. Kampanyayı İmamoğlu'nun aurasını bozmayacak biçimde mümkün olduğunca perde arkasından destekleyerek çalıştılar. Bu durum İmamoğlu'nun seçmen nezdinde rüştünü ispat etmesine, seçmenin güvenini kazanmasına ve liderlik kumaşını seçmenin önüne koymasına imkân sağladı. Yani filmin esas jönü İmamoğlu oldu ve seçmenler bunu gördü. Bu gelişmeler İmamoğlu'na seçmen nezdinde büyük kredi ve itibar sağladı. Burada CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun da adam seçmedeki deneyiminin ve isabetinin hakkını teslim etmek gerek. Başlangıçta hiç kimsenin çok da fazla inanmadığı genç bir adamı sahaya sürdü, birkaç ay içinde bir yıldız yarattı denilebilir. Tıpkı futbol sahalarında birden bire doğan yıldızlar gibi. Teknik direktörün onlara güvenip sahaya sürmesi işin en can alıcı noktasıdır. Diğer bir nokta da Cumhur İttifakı'nın kurmaylarının yaptığı büyük stratejik hataları Millet İttifakı'nın İstanbul örgütleri çok iyi değerlendirdi. Yani kontur-sürkontur durumu oluştu. Millet İttifakı'nın İstanbul ve diğer illerdeki örgütleri sahaya hâkim oldular. Bu konuda Canan Kaftancıoğlu ve Buğra Kavuncu çok iyi bir uyum içinde çalıştılar. Özellikle Kaftancığlu'nun Millet İttifakı'nın bu başarısındaki rolü büyüktür.

İnsanlara umut verdi

Gelelim esas oğlana yani filmin esas jönü İmamoğlu'na. İmamoğlu insanlara sempatik gelen, güler yüzlü genç bir adam. Türkiye'de özellikle de İstanbul'da genç seçmen sayısı oldukça yoğun. Bu nedenle gençlik her zaman iş yapar, önemli bir avantaj olmuştur. Ekrem İmamoğlu 31 Mart öncesinden itibaren topluma güven verdi. Kamuoyunun nezdinde samimi, içten, sevecen, saygılı, güven telkin eden, inançlarına da bağlı, modern, eğitimli, kararlı, dik duran, başarılı bir insan profili ortaya koydu. Rakibi için tek bir kötü söz söylediğini duymadık. Kendisi için söylenenleri de gülümseyerek, espri yaparak geçiştirdi. Üzerinde durmadı. Bu tavrı onun seçmen zihninde genç ama olgun bir adam imajı yaratmasına neden oldu. Seçmen İmamoğlu'nun hakkının elinden alındığına, onun mağdur edildiğine kanaat getirdi. Öte yandan seçmen 13 bin küsur farkla seçimi kazanan İmamoğlu'nun mazbatası elinden alınınca kendi hür seçmen iradesine ipotek konulduğunu değerlendirdi ve bu duruma çok kuvvetli bir tepki vermek ihtiyacı hissetti. Çünkü seçmen şunu biliyordu; egemenlik kayıtsız şartsız kendisine aittir ve onun bu egemenliğinin üzerine hiçbir güç ve kudret ipotek koyamaz. Bunlarla birlikte yaşanan hayat şartlarının ağırlığı, günlük politik kavgalar, geçim sıkıntısı, ekonomik koşulların bozuk olması, ülkemiz etrafındaki ateş çemberleri, üstelik tüm bunları İstanbul gibi bir megapolde yaşamanın verdiği umutsuzluk insanları bezginliğe sürüklemişti. İşte tam da bu sırada İmamoğlu bu insanlara umut verdi. Çünkü insanların umuda ihtiyacı vardı. Umuda olan bu ihtiyacı İmamoğlu'nun gittiği tüm şehirlerde halkın ona yaklaşımından görmek mümkündü. Televizyon ekranlarında bunları günlerce gördük tüm Türkiye'de.

Koşullar lider çıkardı...

Halk İmamoğlu'nda yeni bir başlangıç buldu bizce. Aslında İstanbul seçimleri 31 Mart sonuçları ile kalsaydı İmamoğlu sonuçta sadece İstanbul'un Büyükşehir Belediye Başkanı olurdu. Ama 31 Mart sonrasında gelişen süreçteki koşullar 23 Haziran'da yeni bir liderin doğması ile sonuçlandı. Zaten tarihin değişmez kuralıdır, lideri koşullar ortaya çıkarır. Tabii bu arada özellikle Cumhur İttifakı medyasındaki TV ekranlarında ve gazetelerde İmamoğlu'nu karalıyoruz diye konuşan ve yazanların, yapılan haberlerin de İmamoğlu'nun başarısına büyük katkı sağladığını, Cumhur İttifakı'nın kaybetmesine de o ölçüde sebep olduklarının altını çizmek gerekir. Çünkü bu aklı kıt TV şaklabanları ve gazete kalemşorları halkı enayi görmek, ne dersek inanırlar diye düşünmek gafletine düştüler. Halk da bu medyaya Şamil Tayyar'ın tanımlaması ile ummadıkları bir Osmanlı şamarı patlattı. Esasen Türk halkını kandırırım diye düşünen aslında kendini kandırıyordur. Netice itibarıyla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nu bir kez daha tebrik ediyor, İstanbul halkı için iyi işler yapmasını diliyoruz. Seçim bitti. Şimdi Türkiye'mizin önünde çok çetin dış sorunlar var. Milletçe bu büyük dış meselelerin altından kalkmaya odaklanmalıyız. Sonuçta Türkiye'mizden daha değerli bir şey yoktur.

Bu yazı toplam 366 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar