Mehmet Eyüp Yardımcı

Mehmet Eyüp Yardımcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Memleket gibi

A+A-

Son zamanlarda kime nasılsın? Diye sorsak hemen, hemen aynı cevabı alıyoruz; "Memleket gibiyiz!"

İçimizde bir memleket özlemi barındırdığımız mevcut memleket hallerinde verilen bu cevap, aklımıza Cahit Sıtkı Tarancı'nın;

Memleket isterim

Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;

Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

 

Memleket isterim

Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;

Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

 

Memleket isterim

Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;

Kış günü herkesin evi barkı olsun.

 

Memleket isterim

Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;

Olursa bir şikâyet ölümden olsun

dizelerini getiriyor...

 

Herkesin bir memleket isteği var kendince, pek bir başkasına uymasa da herkesin futbol isteği kendince, pek bir başkasına uymasa da.

Bi'taraf, futbolun yönetiminin "İş Adamları" kimliğinde var olması gerekliliğine inanıyor ve mevcut sistemden memnuniyetini belirtiyor, diğer taraf ise bu işi ancak futbol bilgisi donanımlı, futboldan gelmiş kişilerin yönetmesi tarafında yer alıyor.

Şu an için önde olan taraf "iş adamları"...

TFF maçların başlaması için karar verirken, kendi öz iradesi ile bir karar alarak bu işleri yapmıyor inanın, malum yayımcı kuruluş madem yayın yok para da yok dediği için böyle bir karar alındı.

Bu arada yayımcı kuruluş, maç yayını yapmadığı halde, abonelerinden maç yayını varmış gibi aynı ücreti almayı bildi. Kalkıp herhangi bir abonesine "şu an malum süreçte maç yayınları yok, o yüzden sizden bu ücreti almak gibi bir lüksümüz olmamalı" demedi sadece yaşanan süreçte, pazarlamada dibe vurduğu dizi ve sinema kanallarını abonelerinin gözlerine sürme çekmek için belli bir zaman için ücretsiz açıverdi.

Maçların seyircisiz oynanma kararı hayata geçince, sinekten yağ çıkarma operasyonları başladı. Bunlara son örnek Güney Kore'de, FC Seoul'un boş tribünleri dolu göstermek için ellerinde porno sitelerinin reklamlarını tutan şişme bebek kullanmaları olayı başka yöne taşıyınca, para cezası veya puan düşürülmesi konusu gündeme geldi.

Bizde ise tribünlerdeki, sessizliği taraftarların belli bir ücret vererek resimlerinin tribünlerde yer alması imkânı tanınacak. Taraftarların da kulüplerinden ayrıca bir talebi var; "maçlar seyircisiz oynansa dahi, siz bilet çıkarın biz para verip alalım yeter ki kulübümüze katkımız olsun..."

Çok fedakâr taraftarız değil mi?

"Kara Murat benim" diye bağıran böyle bir taraftarı, elin Avrupalısı bulsa inanın pamuklara sarar da saklar. Bizde ise tabii ki hayatın her alanında olduğu gibi burada da olaylar farklı.

Biz sütünü sağdıktan sonra etini yemek peşine düşüyoruz, ardından da sütünü içtik, etini yedik postunu ne yapmalı düşüncesiyle yatıp, kalkıyoruz.

Bir memleket istiyorum

Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;

Olursa bir şikâyet ölümden olsun…

Diye bağırmak geliyor içimizden çıkıp Taksim Meydanı'nda, varsın bizi deli diye tutuklasınlar, altı üstü 46'lık raporu cebimize koyarız, sonrası bize her gün bayram.

Miguel de Cervantes'in son "Don Kişot"'u apoletlerini taksınlar omuzlarımıza ve savaşalım yel değirmenleriyle...

Belki bir gün akıllanırlar ve olması gibi yönetirler futbolu.

Mesela bugün sırf para gelsin mantığıyla kulüpler adına, yayımcı kuruluşla oturup geleceği düşünmeden imza atan federasyon yerine tıpkı İngiltere'de Premier League'de olduğu gibi, olması gerektiği gibi kulüplerin haklarını savunan, onlar için her türlü plan yapılmış anlaşmalara imza atan, işe yaramaz TFF'ye kibarca "sen bi'kenara çık canım" diyen "Kulüpler Birliği" oluşturulur.

Kulüp başkanları ara sıra oturup bir çay içecekler ise artık kendilerine uygun bir mekân bulurlar...

Bu yazı toplam 838 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar