Mehmet Eyüp Yardımcı

Mehmet Eyüp Yardımcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Mani Pulite

A+A-

Futbolun beşiği İngiltere'de Sunderland'da 1879 yılında kurulmuş "Kara Kediler" lakaplı Sunderland Kulübü'nün taraftar kitlesinin tarihi Sunderland'da bulunan gemi tershanelerindeki çalışan işçi sınıfına dayanır.

Genelde dünya üzerinde futbol aşkı fakir halkın, işçi sınıfının tutkusu olarak yayılmış bir hastalıktır. Öyle bir hastalık ki, gencinden yaşlısına, kadınından erkeğine tüm dünya nüfusunu sarmalar. Görme engelli bir gence, yanındaki babasının heyecanla maçı anlatmasının ya da farklı bir takımı tutan evladı için tribünde yerini alan babanın hikâyesine şahit olmuşsunuzdur. Futbol bu ülkede tıpkı diğer ülkelerde olduğu gibi "fakirin umut ekmeğidir".

Öyle bir ekmek ki gözyaşı, âşk, heyecan, fedakârlık ve özveriyle hamuru yoğrulmuştur.

Ve sadece tek bir istek vardır geriye kalan, bu ekmeği ağız tadıyla yemek, yerken zevk almak.

17 Şubat 1992 günü İtalya Milano'da "Mike-Papa" kodlu operasyonda İtalyan sosyalist Parti yetkilisi Mario Chiesa ofisine baskın yapan güvenlik güçlerinin, 7 milyon liret değerindeki, savcılık tarafından önceden işaretlenmiş banknotları rüşvet alırken yakalanır. Mario Chiesa sonrasında aralarında siyasi parti liderleri, bürokratlar ve ülkenin büyük şirket yöneticilerinin operasyon harekatı "Mani Pulite" yani "Temiz Eller" başlar.

Şubat 1992 ile Aralık 1994 tarihleri arasında süren operasyonu, yetkili savcı Antonio Di Pietro yürütmüştür ve 4500 kişiden fazla insan şüpheli duruma düşmüş, yolsuzluk suçlamalarından dolayı 1233 kişi tutuklanmıştı. Büyük devlet sözleşmeleri için teklif veren İtalyan ve yabancı şirketlerin 1980'lerde yıllık olarak ödediği rüşvetin tahmini tutarı 4 milyar dolara ulaşmıştır.

Eski Başbakan ve Sosyalist Parti lideri Bettino Craxi, yolsuzlukla suçlanmış ve Craxi 3 Temmuz 1992'deki Temsilciler Meclisi'nde yaptığı konuşmada  

"Herkes biliyor ki, siyasi finansmanların büyük kısmı kuralsız ve yasadışıdır. Bu salonda bulunan hiçbir önemli kuruluşun siyasi sorumlusunun ayağa kalkıp da aksi yönde yemin edebileceğine inanmıyorum" demiştir.

Araştırmalar sonucu ortaya çıkan yozlaşmış sistem "Tangentopoli" olarak anılmıştır.

Olayın üzerinden geçen 25 yıl aradan sonra Uluslararası Şeffaflık Örgütü 25 Ocak 2017 tarihinde yayımladığı raporda "İtalya'nın halen yolsuzluğun en yaygın olduğu Avrupa ülkelerinden biri olduğunu gösterdi"

Anac Başkanı Raffaele Cantone "Soruşturmalarda suç örgütleriyle politika dünyası arasındaki bağlara gittikçe dah asık rastlanıyor" derken 1992'de başlayan Temiz Eller operasyonundan bugüne nelerin değiştiği sorusuna şöyle cevap vermiştir; "Son 25 yılda çok şey değişse de yolsuzluğun İtalya'nın en büyük sorunlarından biri olmayı sürdürdüğü yadsınamaz. 1992'de yolsuzluk daha ziyade siyasi partileri kapsıyordu, şimdi ise daha çok mafya örgütlerini ve iş lobilerini içeriyor. Öte yandan bugün rolleri ayırt etmek ve kimin rüşvet veren kimin rüşvet alan taraf olduğunu anlamak bile zorlaştı, bu yüzden savcılar sıklıkla 'suçla bağlantılı olmak" iddiasıyla dava açıyorlar.

Operasyonun savcısı Antonio Di Pietro ise 2012'de verdiği demeçte olayı "20 yıl aradan sonra acı olan şu: Her şey değişti ama hiçbir şey değişmedi… Dün iktidar paraya erişim için kullanılıyordu, bugün para iktidara erişim için kullanılıyor. Roller ters yüz edildi" demiştir.

Futbolumuzun nev-i şahsına münhasır önce futbolcu, kısa dönek teknik direktörü sonrasında ise yorumcusu Rıdvan Dilmen'in açıklayacağım dediği, gizli kapaklı işlerin içinde söylediği "Temiz Eller" ile birlikte tekrar yıllar öncesine İtalya'ya gittik ve geldik.

Rıdvan Dilmen'in yaptığı açıklamalarda isimlerini zikrettiği; İbrahim Seten, Ahmet Çakar, Ersin Düzen, Serhat Ulueren, Erman Toroğlu, Mehmet Aslan, Şansal Büyüka'yı Türk Futbolu ile ilişkilendirip sokaktan geçen herhangi bir futbolsevere sorsanız o da en az Rıdvan Dilmen kadar ortaya atılmış twitter örneği verir ki zaman içerisinde bu isimlerinde Rıdvan Dilmen ile ilgili söyleyeceği çok şeyler olacaktır ki "ilk açıklama İsmail Er'den geldi. İsmail Er kendi twitter hesabından Rıdvan Dilmen'in Zaman Gazetesi formasıyla verdiği röportajı paylaştı ve 'Ben mi Fetöcüyüm sen mi? Sorusunu sorup, gizli kapılar arkasında bahis şirketi alıp servet yaptığını' açıkladı ve adalet önünde hesaplaşacağız' dedi".

Türk futbolunun siyasetin oyuncağı olmaya başladığı yılları ve siyasetin etkileri üzerine "31 Temmuz 2020 Tarihli Dokuzsütun Gazetesi'ndeki Sessiz ve Sakince başlıklı yazımı tekrar okumalarını tavsiye ederim."

Dünyada ve ülkemizde siyasetin el attığı futbol kirlenmiş ve kendi sadeliğinden uzaklaşmıştır. Rıdvan Dilmen'in tavsiye ettiği, olmasını istediği "Temiz Eller" tıpkı İtalya'da olduğu gibi bizim ülkemizde de bir sonuç vermeyecektir.

Rıdvan Dilmen'in kaygısı Fenerbahçe'midir yoksa Türk Futbolumu? Sorusuna net cevap verdiğinde durum açığa kavuşacaktır. Rıdvan Dilmen'in derdi Türk Futbolu ise, aynı camianın içinde bulunduğu bazı isimleri neden bugüne kadar eleştirmemiştir

Rıdvan Dilmen'i futbolculuk döneminde Sarıyer sonrasında Fenerbahçe ve milli maçlar dönemlerinde izlemiş, hızlı deparlarının ardından ani duruşuyla rakibini ekarte edişlerini keyifle izlemiş, sakatlandığında ve sakatlığını atlatamayıp erken zaman diliminde futbolu bıraktığında çok ama çok üzülmüştük. Aktif futbol hayatının yorumculuk döneminde ise Beşiktaş tribünlerinin "Rıdvan doğru söyle ofsayt mı söyle" tezahüratı ona güvenin tescili olmuştur.

Öncelik hakkımızı futbolseverlikten yana kullanarak tabiki bizler de tıpkı Rıdvan Dilmen'in dileğine katılıyor Mani Pulite'nin yani Temiz Eller'in bu ülkede gerçekleşmesini ama İtalya'da olduğu gibi tekrar başa sarmadan her şeyin çözülmesini bekliyoruz. Futbolumuzun bağırsaklarındaki tüm asalaklar medyasından, kulüp yönetimlerine, çalışanlarına, futbolcularına, teknik adamlarına, yazarından çizerine kadar kim var ise temizlenmelidir. Bu temizlik için mevcut futbolun yönetim zihniyeti ve yöneticilerinden işe başlamak lazım çünkü diğerleri işin figüranıdır…

Bu yolda kim var ise; yazan, çizen, yorumlayan, yöneten, oynayan, siyaset ayağını temsil eden, futbolseverlerin ekmeğini elinden çalan, çalınmasına göz yuman, futbol denilen aşkın endüstriyelleşmiş boyutunun kaymağını haksız yere sömüren her kim var ise adaletin önünde hesap vermelidir. Bu iş 3 Temmuz sürecinin kapanmış defterinin sayfalarını tekrar açarak, futbolun temizlenmesine başlanmalıdır.

Tabi! İtalya'da olduğu gibi aradan geçen zaman sadece bir yalandan ibaret olup her şeyin sadece şekil değiştirmesinden ibaret olmaması şartıyla…

 

Bu yazı toplam 1735 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar