1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Mahallenin şımarık çocuğu Yunanistan
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Mahallenin şımarık çocuğu Yunanistan

A+A-

     Perşembe günü Ege TV'de canlı yayın Ege Lobisi programında konuğumuz "Mavi Vatan" konseptinin isim babası Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz idi. Gazeteci arkadaşlarım Vahap Dabakan ve Ahmet Kaplan ile birlikte sorduğumuz soruları geniş biçimde cevapladı Cem Paşa. Cem Amiral ile Libya'daki durumu, Ekonomik Münhasır Bölge (EMB) anlaşmasını, Akdeniz'deki durumu, Yunanistan'ın Türkiye'yi tehdit etmesinin perde arkasını, ABD'nin Karadeniz'deki faaliyetlerini, Ege Denizi'ndeki durumu konuştuk. Daha önce de yazdığımız gibi Türkiye Libya'daki mükemmel stratejik hamlesi ile Yunanistan-GKRK- Mısır- İsrail ve Fransa'ya şah - mat demiş tahtayı ters çevirmişti. Bu durum en çok Yunanistan ve GKRY'ni çılgına çevirdi. Çünkü özellikle AB ve ABD'yi arkasına alan bu şımarık çocuk yavrusu GKRY ile birlikte Türkiye'nin en az 150.000 km2'lik tapulu deniz alanının üstüne çökmeye kalkmıştı.

***

 Öte yandan aynı Yunanistan Ege'deki adalar üzerinde de anlaşmalara aykırı biçimde silahlandırma gayretleri içinde. İşte tüm bunları Cem Amiral'e sorduk, şunları anlattı: Cem Amiral yayında öncelikle Libya konusunda "Mavi Vatan konusu 2006 yılında daha Akdeniz konusu bu kadar gündeme gelmemişken aslında da öncesinde 2004 yılında 2 Nisan da GKRY 21 Mart 2003 de kendi etrafında bir EMB ilan etmişti. Tek dayanakları 2003 yılında Mısır ile yaptıkları anlaşma idi. AB'nin 2002 yılında Sevill Üniversitesi'ne hazırlattığı bir harita vardı ve bu haritada Türkiye'nin 150.000km2 lik deniz alanını Türkiye'den alıyor GKRY ve Yunanistan'a veriyordu. Bu düpedüz bir çalma idi. Türkiye'ye karşı denizlerde ikinci bir Sevr ortaya konuluyordu. Biz Deniz Kuvvetleri olarak bu çalmaya dur demek durumunda idik. Akdeniz Kalkanı Harekâtı böyle ortaya çıktı. 21.yy denizler yüzyılı oluyor. Çünkü insanoğlunun kullandığı kaynakların yüzde 35-40'ı denizlerden çıkıyor. Covit-19 sonrası tüm dünyada ekonomik sistemlerde denizlerdeki kaynaklar öne çıkacak. Bunun birçok bakış yönü var. Jeostratejik açıdan baktığımızda Anadolu gibi bir yarımadanın savunması ileriden yani denizlerden başlar. Osmanlı denizlerde güçlü olsaydı Gelibolu'ya o donanma elini kolunu sallayarak gelebilir miydi? Düşman uzaktan karşılanırdı. Jeopolitikte hata yapılınca düzelmesi yüz - iki yüz yıl sürer. 25'inci boylamın doğusunda kalan Ege adaları Anadolu'nun ayrılmaz parçaları yani doğal uzantılarıdır.

***

Aynı şey Kıbrıs için de geçerli. NATO üyesi olmak bazı meseleleri çözmüyor, NATO üyesi olarak düşündüğümüzde Yunanistan Kıbrıs'daki Rum katliamları arkasında durur muydu? Burada tabii ki emperyalizmin büyük bir kışkırtması ve teşviki var. Şöyle söyleyelim; birinci mavi vatan zaferi 'Montrö Boğazlar Anlaşması'dır. İkinci mavi vatan zaferi ise Hatay'dır. Çünkü Kuzey Irak ve Kuzey Suriye'de oluşturulmak istenen kukla Kürt devletinin önünü keserek Akdeniz'e açılmasını önlemektedir. Kuzey - güney ekseninde sokulmuş bir kamadır ve bir settir. Emperyal güçlerin PKK/YPG'ye tam desteği devam ediyor. Emperyal yapılar asla vazgeçmezler. Mavi vatanda 150.000 km2'lik alanımızda ispat edilmiş rezervlerimiz var. Hâlbuki Libya anlaşması olmasaydı Türkiye Antalya ve İskenderun körfezine sıkışıp kalacaktı. Emperyal yapı ve eteğindeki Yunanistan, GKRY bunu istiyorlardı. Türkiye Libya ile anlaşma yaptıktan iki gün sonra BM'e bu 150.000 km2'lik alanın haritasını bildirdi. Bunu kıta sahanlığı olarak değil MEB koordinatları olarak verdi ki çok doğru bir iş yaptı. Çünkü bu torunlarımız, gelecek kuşaklarımız için hayati önemdeydi.

***

Bu günkü Türkiye büyük bir devlettir. Yüz yıl evvel çekildiğimiz Libya'ya geri döndük. Jeopolitik olarak Türkiye batıdan deniz açısından kuşatılmış durumdadır. Örneğin Yunanistan 200.000 km2'lik Ege'de kara sularının 6 milden 12 mile çıkartırsa tüm Ege'ye egemen olur ve kuşatma tamamlanmış olur. Türkiye'nin Ege'de uyguladığı politika başından beri doğrudur ve 12 mil "casus belli" yani savaş sebebi sayılmıştır. Son dönemde adaların silahlandırılmasının gündeme getirilmesi de çok doğru bir karardır. Ege'deki 100.000 km2'lik açık deniz alanının eşit paylaşılması doğru olan hal tarzıdır. Doğu Akdeniz'de bizden çalmak istedikleri ise 150.000km2'lik alandır. Yani Ege'deki alanın üç katı. ABD, Fransa, İsrail ve Mısır'ı arkasına alan Yunanistan - GKRK ikilisi bizim alanımızı gasp etmek istiyor. Türkiye, Libya mutabakatı ile bunu yıktı. Türk Donanması'nın gücü burada çok önemlidir. Türkiye'yi şu anda bile yanlış değerlendiriyorlar. Yok efendim 'Türkler denizci değildir, Doğu Akdeniz'de onlara az bir alan verelim, onlar bir şey demez'le, fikir üretemezler gibi. Zannediyorlar ki Türkiye, Doğu Akdeniz'de geri adım atacaktır. Böyle büyük yanlışların içine düşüyorlar. Hâlbuki Türkiye, Libya'da ancak büyük bir devletin yapabileceği bir işi yapmıştır. Türkiye, Libya'da önce anlaşmayı yaptı, sonra deniz yetki alanlarını belirledi, sonra sismik diplomasi yaptı ve dört yıl içinde beş gemi aldı. Bunu ancak büyük devletler yapar. Bunlar Türkiye gibi bir devletin jeopolitik hamleleridir.                

 

Bu yazı toplam 420 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar