1. YAZARLAR

  2. Harun A. Altuntaş

  3. Lütfen onları incitmeyelim
Harun A. Altuntaş

Harun A. Altuntaş

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Lütfen onları incitmeyelim

A+A-

Bilindiği gibi, İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan duyuruya göre 21 Mart Cumartesi saat 24.00 itibarıyla 65 yaş üstü vatandaşların sokağa çıkması yasaklandı. 1 Mart Cumartesi saat 24.00 itibarıyla 65 yaş üstü vatandaşların ve ayrıca kronik rahatsızlığı olan vatandaşların sokağa çıkması sınırlandırılmıştı. O günden beri bu karar uygulanıyor. Yasağa uymayanlara ise Kabahatlar Kanunu'nun 32. Maddesi gereğince 392 lira idari para cezası kesiliyor. Para cezasına rağmen evine dönmeyenlere ise; Türk Ceza Kanunu'nun Bulaşıcı Hastalıklara ilişkin Tedbirlere Aykırı Davranma başlıklı 195. maddesinde yer alan "Yetkili makamlarca alınan tedbirlere uymayan kişi iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır" hükmü uygulanıyor.

Buraya kadar herşey normal. Ancak anormal durumlar da var. Özellikle büyük kentlerdeki gençlerden bazıları 65 yaş üstündeki dedeleri yaşındakilerle dalga geçmeye başlamış. Bu durum; ne bizim ahlak kurallarına, ne de törelerimize uymuyor.

Gerçi özellikle Anadolu'da 65 yaş üzerinde olup da yalnız yaşayanların ihtiyaçlarını karşılamak için harekete geçilmiş durumda. Bu işi komşularının  yanı sıra kâh gençler, kâh güvenlik güçleri, kâh ise belediye zabıtaları üstlenmiş bir durumda. Bu da iç açıcı bir manzara olarak yüreklerimize sou serpiyor. Büyüklere saygısızlık yapmaya kalkan gençlere ise devlet yetkilileri ve siyasiler, gereken uyarıları yapıyor.

Bunların içinde İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Twitter hesabındna yaptığı açıklamada, koronavirüs nedeniyle 65 yaş ve üstü vatandaşlara getirilen sokağa çıkma kısıtlamasının onları koronavirüs riskine karşı korumayı hedeflediğini bildiriyor. Bu vatandaşların, diğer bütün vatandaşlar gibi ülkenin asli üyeleri, kıymetli büyükleri olduğunu belirten Altun, şöyle devam ediyor:

"Son birkaç günde üzülerek görüyoruz ki bazı hadsiz kişiler sosyal medya mecralarında 65 yaşını dolduran vatandaşlarımızı tahkir edici bazı görüntü ve söylemleri dolaşıma sokmaktadır. Söz konusu görüntü ve söylemler bu aziz vatandaşlarımızı adeta hedef haline getirmektedir. Bilinmelidir ki bu saldırganlığa ve ayrımcılığa göz yuman, alkış tutan herkes dayanışma ruhumuzu zedelemektedir. Büyüklerimize destek olan, onların alışverişlerini yapan, halini hatırını soran vatandaşlarımız ise öz değerlerimizin neferleridir. Sağolsunlar, varolsunlar! Büyüklerimizi taciz eden, onları küçük düşürmeye çalışan, rızaları olmaksızın görüntüleyen, sosyal medyada alay ve linç konusu yapan kişiler hakkında gerekli yasal işlemler yapılmaktadır."

Fahrettin Altun'un yanı sıra Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da, "Büyüklerimize seslenmek istiyorum. Onların koronavirüsten etkilenmemeleri konusunda bizler sorumluluk sahibiyiz. Bu toplumun sizin hayat tecrübenize ihtiyacı var, ailelerinizin size ihtiyacı var. Hayat yolculuğunda evlatlarınızın vereceğiniz tavsiyelere ihtiyacı var. Torunlarınızın sevginize ihtiyacı var. Bunları hastayken yapamazsınız" diyerek yaşlıların gönlünü aldı.

Bütün bu olaylar benim aklıma bir hikayeyi getirdi. Hikaye şöyle: Ülkenin birinde Padişah, "Bu diyarda 50 yaş üstündekileri tez toplayasız. Hepsi infaz edilecektir" der. Bunu duyan gençlerden biri, babasını samanlıkların altına özel yaptırdıkları sığınağa saklar. Diyardaki tüm 50 Yaş üstündekiler toplatılır ve infaz edilir.

Padişah bakar ki direnen yok. Hatta babalarını kendi elleriyle teslim edenler bile var. Aradan bir süre geçer, Padişah "Tez kırk ile elli yaş arasındakileri deniz kenarına toplayın" der. Bunlar hemen apar topar toparlanır. Padişah bunlara seslenir: "Size üç gün süre. Üç gün sonra buraya geleceğim. Bana kumdan tespih yapıcaksınız. Eğer bunu beceremezseniz, bilesiniz hepinizin başı kesilecek" der.

Bir gün geçer kumdan tespih yapmak ne mümkün. İkinci gün de geçer hiç bir şey yapılmamıştır. Üçüncü günün akşamı babasını saklayan genç adam, koşar babasının yanına durumu anlatır. Sonunda süre biter. Yine deniz kenarına toparlanırlar. Ortada tespihten eser yoktur. Cellatlar hazırdır. Ahali korku içindedir kimisi eşinin, kimisi babasının, kimisi abisinin, kimisi en yakınının infaz kaygısı içindedir...

Padişah da alana infaz emri için gelmiştir. "Verilen süre doldu görevi yerine getiremediniz" der. Tam cellatlara infaza başlayın emrini verecekken, babasını gizleyen adam, Padişah'a tüm ahalinin duyacağı ses tonuyla seslenir:

"Padişah'ım biz bu görevi yerine getirirdik. Ancak bir sorun bamalım, acaba niye getirmedik" der.

Padişah; olamayacak bir şeyin cevabını alamıyacağını bildiği için, alaycı bir edayla "Neden acaba?" der.

Genç adam cevap verir: "Hünkârım biz çok düşündük. Dediğiniz gibi bizim için kumdan tespih taneleri yapmak zor değil. Lakin bunun İmamesi nasıl olacak? Padişahımız ya yaptığımız imameyi beğenmezse diye tereddüt ettik. Biz biliriz ki, siz bu konuda tüm diyarın en iyisisiniz. İmameyi siz varken, bizim yapmamız haddimize mi düşmüş... Önece siz imameyi yapın, ardından biz de taşları etrafına hemen diziverelim."

Padişah zor durumda kalmıştır. Yutkunur, infaz emrini verememiş, boğazına takılmıştır. Önce boğazını temizlemek için öksürür, sonra da, "Tamam sizleri afettim" demek zorunda kalır. Sahili terk ederken; "Bu laflar, genç bir adamın söyleyeceği sözler değil.  Şerefsizler hani yaşlıların hepsi ölmüştü? Mutlaka saklanan tecrübeli birini gözden kaçırmış sınız!" diyerek kurmaylarına çıkışır.

Evet üretilen bir virüs yaşamımızı ve dünyamızı alt üst ederken diğer tarafta hedef aldığı kitle, yaşamımızın aslında en kıymetlilerimiz olan, hafızamız olan, bir sözleri ile, bir tecrübelileri ile bize yön verecek olan büyüklerimizi hedef alıyor. bu zor zamanlarda onları incitmeyelim.

Bu yazı toplam 189 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar