1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Libya tezkeresi
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Libya tezkeresi

A+A-

Geçen hafta içinde Libya'ya asker gönderilmesine ilişkin yetki veren tezkere TBMM'den geçti. Günlerdir ekranlarda bu tezkere tartışılıyor. Tartışmaları dinliyoruz. Tabii bizim çok necip medyamız meseleleri gerçekten bilen, sahada birçok deneyime sahip olmuş, bölgedeki kişileri tanımış, gerçek uluslararası güvenlik ve strateji uzmanlarını değil de kadrolu goygoycu ekran bülbüllerini tercih ettiği için kamuoyunun kafasını karıştırmakla meşgul. Elli kişi ekranlarda konuşuyorsa meseleyi gerçekten bilen ve strateji üretebilen iki kişi ya çıkıyor ya çıkmıyor. Tabii bir de bizde bir hastalık var, her konuda ahkâm kesmeye bayılıyoruz. Ama şunu unutuyoruz; "bir şey biliyorsan söyle senden feyiz alsınlar, bir şey bilmiyorsan sus ki seni alim sansınlar."

Neyse gelelim Libya'ya asker gönderme meselemize. Türkiye, emperyal güçlerin ayakları üstüne kalkmasını asla istemediği bir ülkedir. O denli muazzam yer altı ve yerüstü zenginliklere ve öylesine bir coğrafi konuma sahiptir ki; tüm emperyal güçlerin yerkürede ele geçirmek istediği birinci sırada olan ülkedir. Bu tespit kesin ve net bir hükümdür. Hiç kıvırtmaya girmeden isteyen son 300 yılın analizini yapsın öğrensin. Hatta son 50 yılın analizi bile bizim bu kesin kanaatimizi net biçimde doğrular. BM'nin 5 daimi üyesi ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa'dır. Bunlar BM kararlarına uymadıkları zaman hiçbir şey olmaz. Ama diğer devletler uymaz ise yaptırımlar başlar. Bir tek İsrail devleti hariçtir. Türkiye BM kararlarının hepsine uyar ama bu emperyalist ülkeler Türkiye'ye karşı var olan bir terör tehdidine karşı parmaklarını oynatmazlar. Bırakın parmaklarını oynatmayı tersine terör örgütlerini desteklerler, onlara "bizim kara gücümüz, müttefiklerimiz" derler ve tüm yardımları yaparlar. Türkiye'nin taraf olduğu ikili ve çok taraflı anlaşmaların hepsinde de Türkiye'nin karşısında olurlar.

Tapulu arazimiz

 Türkiye açısından Libya meselesinin özü; "Mavi Vatanı kaptırmamaktır." Çünkü Libya meselesi ABD'nin Ortadoğu'daki emperyal çıkarlarından, Rusya'nın Doğu Akdeniz'deki emperyal çıkarlarından bağımsız değildir. Esas mesele "enerjinin Batı'ya aktarılmaya nasıl devam edileceği ve bunun sürekliliğinin nasıl sağlanacağıdır." Bu mesele içinde Yunanistan, GKRK gibi küçük devletler de yaygara yaparak pastadan iyi bir dilim kopartma peşindedirler. Hem de en uzun kıyının Türkiye'ye ait olmasından ötürü büyük dilimin Türkiye'nin hakkı olduğunu bildiklerinden Türkiye'nin büyük dilimini kapma çabasındadırlar. Yunanistan ve GKRK, Mısır ile anlaşma imzaladı ve ABD ile AB'yi de arkasına aldı. Türkiye 238.814 km2 ile Doğu Akdeniz'de en büyük Münhasır Ekonomik Bölgeye (MEB) sahip ülkedir. Rumlar ve Yunanistan şimdi bu en muazzam alanın üstüne çökmek yani tapulu arazimize gecekondu yapmak peşindeler. Yunanistan ile GKRK kendi aralarında bir MEB ilan ederek Türkiye'nin hakkını gasp etmek istediler. Türkiye'de Libya Meşru Hükümeti Lideri Fayez All Sarajj ile kendi kıyılarından Libya kıyılarına uzanan bir "Deniz Yetki Alanları" yani MEB anlaşması imzaladı. İkinci anlaşma ise Askerî Anlaşma oldu. Kavga tam da burada başlıyor. Çünkü Türkiye bu son derece doğru ve başarılı hamle ile GKRK ile Yunanistan arasındaki ilan edilecek MEB'ye kamayı soktu. Tıpkı El-Bab ve Afrin'de yaptığı gibi.

İki güç karşı karşıya

Türkiye'nin bu hamlesi başta Yunanistan olmak üzere GKRK ve Mısır'ın daha fazla yaygara yapmasına sebep oldu. Libya'da iki güç karşı karşıya, birisi Sarraj diğeri Hafter. Yunanistan, GKRK, Mısır, Suudi Arabistan ve Rusya Hafter'i destekliyorlar. Türkiye ve Katar ise Sarraj'ın yanında. Hafter iktidarı ele geçirirse, Sarraj Hükümetinin Türkiye ile yaptığı ve Türkiye için hayati önem taşıyan anlaşmayı iptal edeceğini deklare etti. Rusya'nın Hafter'i desteklemesinin nedeni Hafter'e silah satışı yapmasındandır. ABD ise her iki tarafla da görüşüyor. Eminiz el altından her iki tarafa silah da satıyordur. Türkiye yaptığı anlaşmanın boşa düşmemesi için Sarajj Hükümetini desteklemek durumundadır. Rusya'nın Libya'daki tek amacı silah satmak ve kendi doğal gazını Avrupa'ya pazarlamaktır. Rusya da tıpkı ABD gibi hem Hafter ile hem de Sarajj ile görüşüyor. Tam bir büyük emperyal devlet stratejisi. Türkiye Libya'ya Sarajj kuvvetlerini eğitmek ve donatmak için eğitici askeri personel gönderiyor. Fiilen çatışmalara katılacak muharip birlik göndermiyor. Lakin bu eğitici personeli koruyacak olan muharip personel de olacak. Burada Hafter güçleri söz konusu Türk askerlerine karşı mütecaviz bir tutum sergilerse doğal olarak verilecek karşılık bir çatışmanın başlamasına sebep olabilir. Bu durumda Hafter'i destekleyen Rusya ile çıkarlarımız kesişirse sorunlar yaşamamız da olasıdır. Zira Rusya ile çok yakın ilişkilerimiz var, S-440 aldık, 25 milyar $ ile üçüncü büyük ihracat pazarımız. Suriye'de de Rusya ile tam uyumlu olamıyoruz. Bu durumda enerji ve ihracatta sorunlar yaşamamız muhtemel olabilir. Ancak bu durum önümüzdeki günlerde Erdoğan-Putin görüşmesinde daha orta bir yola girebilir.

Tarihsel bağlar

ABD Orta Doğu'daki emellerinin önündeki en büyük takoz olarak Türkiye ve İran'ı görüyor. Türkiye Libya'da çok isabetli bir anlaşma imzalayarak doğru başladığı yolda yanlış bir hamle yapıp tökezlerse bu ABD için kaymaklı kadayıf olur. O nedenle Türkiye satrancı çok iyi oynamak zorundadır. Türkiye'nin Libya ile güçlü tarihsel bağları vardır. Emperyaller Libya'da bir kardeş kavgası çıkartmışlardır. Türkiye Orta Doğu'da denge unsuru olan büyük bir devlet olarak her iki tarafla da dirsek temasında bulunarak, el altından görüşerek, tarafları gerektiğinde okşayıp gerektiğinde Osmanlı tokadını göstererek, bir biçimde Libya'daki bu kanlı çatışmayı bitirebilirse kahraman olur ve Libya sonsuza kadar Türkiye'nin dediğinden çıkmaz. Bu çatışmaları bitirebilecek dünyadaki yegâne ülke de tarihsel geçmişi nedeni ile sadece Türkiye'dir. Tekrar altını çiziyoruz; tabii doğru zamanda doğru hamleleri yaparak satrancı mükemmel oynamak kaydı ile. İşte o zaman Doğu Akdeniz'deki tapulu arazimize bırakın gecekondu yapmaya kalkmayı yan gözle bakan bile çıkmaz.

Bu yazı toplam 568 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar