1. YAZARLAR

  2. Harun A. Altuntaş

  3. Lale Devri'nin Şairi Nedim'in başına gelen
Harun A. Altuntaş

Harun A. Altuntaş

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Lale Devri'nin Şairi Nedim'in başına gelen

A+A-

Fazlullah Hurufi'den Nesimi'ye, Nesimi'den de Sami Yusuf'a ozanlardan söz etmiştik. Ancak bu arada Şair Nedîm'den söz etmedik.

Asıl adı Ahmet olan ve Divân edebiyatının en büyük şairlerinden kabul edilen Nedîm, 1681 yılında İstanbul'da dünyaya geldi.

İyi bir tahsil gören Nedîm daha 29 yaşındayken müderrislik (bugünün öğretim üyesi - projesör)yapmış, Sadrazam Silahdar Ali Paşa ve Damad Nevşehirli İbrahim Paşa'nın himayelerinde bulundu.

Dünya güzelliklerinden zevk almayı, eğlence ve neşelenmeyi telkin eden şiirler kaleme alarak Lale Devri olarak bilinen bilim, kültür, imar, zevk ve eğlence devrinin iz bırakan şairi oldu.

Temiz ve sade bir Türkçe ile kaleme aldığı gazel, kasîde, rubaî ve şarkılarına cemiyet hayatı, raks alemleri, zevk ve eğlenceyi konu etti.

Şiirlerinde Kağıthane sefalarının merkezi olan meşhur Sâdâbâd Köşkü'nden sıkça söz etti.

 

"Gülelim oynayalım kâm alalım dünyâdan

Mâ-i tesnîm içelim çeşme-i nev-peydâdan

 

Görelim âb-ı hayat akdığın ejderhâdan

Gidelim serv-i revânım yürü Sâdâbâd'a"

 

İstanbul'a gönülden bağlı olan Nedîm, İran şairine cevap maksadıyla yazdığı şiirde şöyle söyler:

 

"Bu şehr-i Stanbul ki bî misl ü bahâdır

Bir sengine yekpâre Acem mülkü fedâdır

 

Bir gevher-i yekpâre iki bahr arasında

Hurşîh-i cihan-tâb ile tartılsa sezâdır"

 

Büyük kısmı gazellerinden oluşan "Dîvân"ı şaire büyük bir şöhret kazandırdı. Bir Türk nazım şekli olan şarkının en güzel ve en başarılı örneklerini verdi. Türk edebiyatında en çok şarkı yazan şairdi Nedîm.

Ancak bütün bu güzel günlerin de bir sonu vardır. 1730 yılı; hem Nedim'in, hem Lale Devri'nin, hem de Padişah III. Ahmet'in sonunu getirecekti. Bu yıl yaşanacak Patrona Halil İsyanı bu işin son noktası olacaktı. Gelin bu olaya da bir göz atalım:

Osmanlı Devleti'nde, 1718 yılında Avusturya ile imzalanan Pasarofça Antlaşması Lale Devri'nin de başlangıcıa olacaktı. Bu dönemin Padişahı III. Ahmet, Sadrazamı da Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'dır.

Lale Devri, "zevk ve sefâ" devri olarak bilinir. Adını, O dönemde İstanbul'da yetiştirilen ve zamanla ünü Dünya'ya yayılıp, tohumları Hollanda'ya kadar gidecek olan lale çiçeklerinden aldı. Aslında bu dönem Osmanlı İmparatorluğu'nun hiçbir devrinde Lale Devri olarak anılmadı. Yahya Kemal samimi arkadaşı Ahmet Refik Altınay ile bir sohbeti sırasında, III. Ahmed'in Veziri Azamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa ile beraber 1718-1730 yılları arasında yaptıkları, Osmanlı İmparatorluğundaki yaşam biçimini değiştirme etkinliklerini Lale Devri olarak tanımlar. Ahmet Refik de bu dönemi anlatan kitabına "Lale Devri" ismini verir. Bir süre sonra bu dönem; Lale Devri olarak anılmaya başlar.

Sultan III. Ahmet ve Sadrazam Damat İbrahim Paşa uyum içerisinde çalışmış, bu Lâle Devri'nde sanat ve toplumsal hayata özgün bir anlayış getirildi. Sebillerden, çeşmelerden, su bendlerinden, mesire yerlerden, kütüphanelerden, cami ve medreselere kadar pekçok eser yapılmıştır. Ayrıca toplumun yararına pekçok reform da bunları takip etmiştir.

Paris, Londra ve Viyana gibi Avrupa başkentlerine elçilik heyetleri yollanarak, Avrupa'yı daha yakından tanıma olanağı sağlandı.

İbrahim Müteferrika Avrupa'dan matbaayı getirdi. Kağıt fabrikası açıldı. İlk kez çiçek hastalığına karşı aşı uygulandı. İstanbul'da sık sık yangınları önlemek için Yeniçerilerden Tulumbacılar adı verilen bir itfaiye ocağı kuruldu. Batı dillerinden çeviri yapacak heyet kuruldu.

Halkın büyük bir kısmı zor durumdayken İstanbul'da Saray'a yakın bazı devlet büyüklerinin rahat bir yaşam sürdürmeleri, eğlenceye düşkünlükleri huzursuzluklara sebep oluyordu.

İran Savaşı sırasında Sultân'ın, fethedilmiş kaleleri para karşılığı sattığı söylentisi üzerine, halktan Sultân'ın sefere çıkması isteği geldi. III. Ahmet, göstermelik bir sefer alayı düzenledi.

Akşam olunca kayıklarla Saray'a geri dönmesi bardağı taşıran son damla oldu.[

İsyanın lideri Arnavut asıllı bir yeniçeri olan Patrona Halil aynı zamanda Beyazıt Hamamı'nda tellaklık yapıyordu. Asilerin isteği üzerine Nevşehirli Damat İbrahim Paşa idam edilerek cesedi isyancılara teslim edildi. Padişah III. Ahmed tahttan indirildi ve yerine I. Mahmud getirildi.

1730 yılında yaşanan Patrona Halil İsyanı sırasında Saray'ın basılması sırasında Şair Nedîm, kaçıp saklanmak için damdan dama atlarken düşüp öldü. Lale Devri Şairi Nedîm'in mezarının İstanbul Üsküdar'da olduğu bilinmektedir.

Bu yazı toplam 897 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar