1. YAZARLAR

  2. Harun A. Altuntaş

  3. Kuzey Suriye'de herşey yeniden
Harun A. Altuntaş

Harun A. Altuntaş

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kuzey Suriye'de herşey yeniden

A+A-

İdlib'de yedi Mehmetçiğimiz ile bir sivil görevlimiz Esad Rejim Güçlerinin saldırısı sonrasında şehit edilince, gözlerimiz Kuzey Suriye politikamıza çevrildi. "Acaba bir yerlerde yanlışlık mı yapıldı?" sorusu gündemimize yerleşti.

Türkiye'nin Kuzey Suriye Politikası'nın omurgasını, uzun süredir Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) oluşturuyor. Gelin şu ÖSO'nun geçmişine bir göz atalım:

ÖSO, Suriye'de daha iç savaş çıkmadan önce, barışçıl protestoların silahlı çatışmaya daha yeni yeni dönmeye başladığı 2011 yılının yaz aylarında kurulan ilk örgütler arasında yer aldı.

Aslında ÖSO, Suriye Ordusu'nda görevli yedi subay tarafından kuruldu. Örgütün kuruluşu Temmuz ayı sonlarında YouTube'da yayımlanan bir video ile dünya kamuoyuna duyuruldu. Bu yedi subaydan biri olan Albay Riyad el Esad liderliğinde kurulan ÖSO, kuruluş amacını "sistemi yıkmak için halkla birlikte çalışmak ve halkı sistemin silahlı ölüm makinelerine karşı korumak" olarak açıkladı. Aynı videoda, Suriye Ordusu'nun tüm üyelerine kendilerine katılma ve tüm muhalif silahlı gruplara birleşme çağrısı yapan ÖSO, sivilleri hedef alan tüm güvenlik güçlerinin artık kendileri için meşru birer hedef haline geldiğini bildirdi.

Örgütün, Suriye bayrağına bir yıldız daha ekleyerek, üç yıldızlı hale getirdiği versiyonu birçok başka grup tarafından da kısa sürede benimsenip, kullanılmaya başlandı. Bundan sonra Şam rejiminden ele geçirilen yerlere üç yıldızlı ÖSO bayrağı asıldı.

Örgütün kurucu komutanı olan El Esad, ilk etapta Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile isim benzerliğinden dolayı dikkatleri üzerine çekti. Ancak iki isim arasında dağlar kadar fark varken, herhangi bir akrabalık bağı da bulunmuyordu.

El Esad, iç savaşın başlamasından bir süre sonra ÖSO'yu Türkiye'den yönetmeye başladı. Bir süre sonra üç yıldızlı Suriye bayrağını kullanmaya başlayan çok farklı gruplar da ÖSO şemsiye altında savaştığını ilan ediyordu. Bu durum, çok geniş bir coğrafyada faaliyet göstermesi, örgütün de yeniden yapılandırılması ihtiyacını doğurdu. Muhalif gruplara destek veren Türkiye'nin yanı sıra Batı devletleri ve Körfez Arap ülkelerinin de talepleriyle merkezi bir komuta kademesi kurulması amacıyla Aralık 2012'de Antalya'da bir toplantı yapıldı.

Bu amaçla Antalya'da yapılan toplantıda Yüksek Askeri Konsey kuruldu ve ÖSO çatısı altında savaşan grupların bir kısmı Konsey'in emri altına girdi.

Konsey'in Genel Komutanlığı görevine ise General Selim İdris getirildi. İdris'in ise siyasi yapılanmaya da sahip olan ÖSO'nun çatısı altında toplanan askeri kanadının liderliğini yapması öngörüldü. O dönemde Yüksek Askeri Konsey altında belirlenen beş farklı cephede savaşan yaklaşık 30 farklı grup yer aldı.

Bu cepheler, Halep ve İdlib bölgelerini kapsayan Kuzey; Rakka, Deyrizor ve Haseke'yi içeren Doğu; Hama, Lazkiye ve Tartus'ta kurulan Batı; Humus ve Rastan bölgesi için Merkez; Şam, Dera ve Suveyda'yı içine alan Güney olarak tanımlandı. Ancak kağıt üstünde belirlenen bu emir-komuta zinciri pratikte uygulamaya sokulamadı. İdris de ÖSO'nun komutanlığından çok, 2014 yılına kadar örgütün sözcüsü ve özellikle Batı'dan gelen askeri yardımların dağıtımını organize eden kişi haline geldi.

ABD'nin 2013 yılında başlattığı "Eğit-Donat" programı kapsamında, ilk etapta ÖSO'ya bağlı savaşçılar da eğitim gördü ve silah yardımı aldı.

Ancak daha sonra 2014 yılında ABD'nin bu programı; Suriye'nin kuzeyindeki PKK'lıların oluşturduğu Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) silahlı kanadı Halk Savunma Birlikleri'ne (YPG) döndü.

ÖSO'nun giderek güç kaybettiği bir dönemde Şubat 2014'te İdris görevden alınarak yerine Abdulillah Beşir'i atadı. ÖSO'nun Suriye'de yeniden adı duyulan bir aktöre dönüşmesini Türkiye sağlayacaktı. Bu kapsamda Mart 2016'da ÖSO ile bağlantılı grupların bir kısmı bir araya gelerek, Havar Kilis Operasyon Odası adlı bir oluşuma gitti. Bu oluşumda ÖSO'nun yanı sıra Halep'in Fethi, Sultan Murat Tugayı, Hamza Tugayı, Fastakim Birliği ve Mutasım Tugayı gibi Suriye'nin kuzeyinde faaliyet gösteren farklı gruplar ÖSO çatısı altında bir araya geldi.

Bu grupların, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile sahada işbirliği yapmaları ve birlikte hareket etmeleri de Ağustos 2016'da başlatılan Fırat Kalkanı Harekatı'nda başladı.

TSK ve ÖSO, Mart 2017'de sonlandırılan Fırat Kalkanı Harekâtı sırasında sınırın Suriye tarafında bulunan Azez ile Cerablus arasındaki bölümü güneyde El Bab kentine kadar yaklaşık 2 bin kilometrelik bir alanı IŞİD'den aldı. Bu bölgelerde Türkiye'nin desteklediği bir yönetim kurulurken, ÖSO'ya bağlı bazı güçler de yine Türkiye'nin sağladığı eğitimlerle bölgede güvenlik hizmeti sağladı. Bu birliktelik Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekatlarında da sürdü.

Ancak Türkiye - ÖSO birlikteliği, bölgede hesapları olan birilerini rahatsız ediyordu. Türkiye Astana sürecinde de büyük mesafe almıştı. Bu da bölgedeki dengeleri hepten Ankara lehine çevirmişti. Ta ki; ÖSO'nun dört Rus subayını öldürmesi ve Rus bayrağını yerlerde çiğnemesine kadar. Bunun ardından; Rus destekli Şam rejimi orduları, İdlib'de yedi Mehmetçiğimiz ile bir sivil görevlimizi şehit edecekti. Gerçi Rus subaylarının ÖSO içine sızan karşıt istihbarat örgütleri mensuplarınca öldürülmüş olması ağırlık kazanmıştı. Ancak Suriye'de kartlar karışmış, yeniden karılıp dağıtılması gerekiyordu.

Bu yazı toplam 382 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar