1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Kurdaki dalgalanma ve olası etkiler...
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Kurdaki dalgalanma ve olası etkiler...

A+A-

Son günlerde Türkiye’de döviz kurlarında ani ve önemli yükselişler oluştu. Bu dalgalanmalar iktisat biliminde ne anlama geliyor? Bir ekonomist olarak bunun muhtelif nedenleri olabileceğini baştan belirtelim. Ancak genel kabul görmüş temel neden iki kolon olarak değerlendirilebilir. Ekonomi biliminde her ekonomik değerin bir fiyatı vardır. Bu ekonomik değer para olabilir, kıymetli kâğıt olabilir, ev araba arsa yiyecek giyecek gibi taşınır ya da taşınmaz bir mal olabilir ya da hizmet olabilir. Ama hepsinin bir fiyatı vardır. Peki, piyasada fiyat neye göre belirlenir? Piyasa ekonomilerinde fiyatın temel belirleyicisi arz / talep dengesidir. Bir mal piyasada az ise yani kıt ise bu mala da talep fazla ise o malın fiyatı yükselir. Yok, mal fazla yani arz fazla o mala talep de az ise o malın fiyatı düşer.

Dolar ve Euro için de aynı kural geçerlidir. Dolar ve Euro’ya talep fazla ama $ ve € piyasada az ise bunların TL karşısındaki fiyatı yükselir. Bu durumda TL değer kaybetmiş $ ve € değer kazanmış olur. Tersi durumda ise TL değer kazanırken $ ve € değer kaybetmiş olur. Örneğin 2000 $ mevcut var.  Bunun TL değeri 8000 diyelim. Bu 2000 $ a beş kişi talip olunca yani 40 bin TL karşılık ortaya çıkınca 2 bin $ ın TL değeri bir anda 8 bin yerine 10-12 binlere çıkabilir. Bu süreçte o ülkenin üretim koşulları da büyük rol oynar. Örneğin ithalata dayalı bir üretim sisteminiz var ise yani ham madde ya da yarı mamul madde ithal ederek mamul madde haline getiriyor ve bunu piyasalara sunuyorsanız hem ithalatınız hem de ithalattaki dış borçlanmanız dövize dayalı olur.

Bu ise mamul madde üreten iktisadi kuruluşları dövizle borçlanma ve dövizle ödeme yüzünden iflas ölçüsüne varabilecek ciddi sıkıntılara sokabilir. İç piyasadaki döviz miktarı talebi karşılayamayacak durumda ise dövizin fiyatı yükselir. Dövizin ihtiyacı karşılayamaması demek o ülkenin cari açığı demektir. Cari açık ise kur fiyatlarının devamlı yükselmesine sebep olur.  Fiyat belirlemede, özellikle yabancı paranın yani dövizin fiyatını belirlemede ise ilave olarak siyasi etkenler de büyük rol oynar. Bu siyasi etkenleri ülkedeki gerilimler, savaşlar, büyük çatışmalar, iç karışıklıklar, önemli seçimler vb. gibi sıralamak mümkündür.

Sözkonusu koşullardan birinin olması durumunda özellikle gelişmekte olan ülkelerin kırılgan ekonomilerinde mevcut borsalar olumsuz etkilenebilir. Borsanın olumsuz etkilenmesinin devamı ise döviz kurlarının olumsuz etkilenmesidir. Borsa eksi göstergelerde seyrederse döviz fiyatları da tersi biçimde hızla yükselir. Yabancı para yani döviz ülkelere yabancı yatırımcılar ve turistler vasıtası ile girer. (Uluslararası kuruluşlardan devletlerin aldığı borç dövizler hariç.) Yabancı yatırımcılar yatırım yaptıkları ülkelere döviz getirirler. Bunun için de dingin bir ortama yani pozitif yatırım iklimine ihtiyaç duyarlar.

Belirsizlik süreçlerinin, terör, çatışma gibi etkenlerin yabancı yatırımcılar üzerinde ürkütücü etkisi olduğu kuşkusuzdur. Şimdi bir seçim sürecine girilmiş olması da yabancı yatırımcıda dinginlik sürecinde kıpırdanmalar yaratmış gibi algılanabilir. Turizm girdilerinde ise turistin ülkede bulunma süresi yatırımcıya göre daha az olduğundan turistin geldiği ülke ile siyasal ilişkilerin iyi olması, sektördeki verilen hizmetin ucuz ve kaliteli olması, ülkede genel güvenliğin ve huzurun varlığı yeterli görülebilir. Nitekim bu turizm sezonunda Türkiye’ye yine büyük ölçüde turist akını başladı. Türkiye özelinde $ iki ayda 2,8 den 4,7 ye çıktı. Bu yüksek çıkışın yaşama yansımalarının olması kaçınılmazdır. Sayın Cumhurbaşkanımız bu durumun suni bir artış olduğunu söylüyor.

Doğrudur. Meseleye sokakta yürüyen vatandaşın tarafından baktığımızda ise sokaktaki adam ciddi kaygılar duyabiliyor. Sebebi ise sokaktaki adamın çok hesaplı yaşamasıdır. $ daki bu hızlı yükselişin piyasadaki günlük ihtiyaç maddelerine yansıması vatandaşı olumsuz etkiliyor. Örneğin peynirde, sütte, yumurtada, ette, deterjanda, giyside vb. günlük harcamalardaki artış sokaktaki adamı ciddi ciddi düşündürüyor. 15 Temmuz FETÖ terör örgütünün darbe girişimi sırasında ABD’deki bir kısım etkin kişinin Sn. Erdoğan’ı istemediğini biliyoruz. Bu dalgalanmanın bir dış operasyon olması da çok mümkündür. Buna karşın bizim kendi öz kaynaklarımızla ekonomimizi nasıl olumlu bir yola sokarız sorusu yol gösterici olmalıdır. Yıllarca yazdık, Türkiye’nin ekonomide en çabuk ve etkin çıkış yolu “ileri teknoloji kullanan, katma değeri yüksek tarım ekonomisi” nden geçmektedir. Çünkü hiç kimse gıdasız yaşayamaz.

Tarım Türkiye için en büyük silahtır aynı zamanda. Tarımdan elde edilen gelirlerden tasarrufla kısa sürede yüksek teknolojili başka alanlarda da boy gösterebiliriz. Seçmenler açısından kurdaki dalgalanmalara baktığımızda ise makro düzeyde değil de mikro düzeyde yani hane halkı düzeyine inildiğinde ciddi etkilemeler olabilir. Bu dalgalanmalar mutfağı doğrudan etkilediğinde ise seçmen de aynı ölçüde farklı davranışlar gösterebilir. Seçmen için faiz, kur, dış borç, iç borç, mali disiplin, borsa filan hiçbir anlam ifade etmiyor.

Seçmenin anladığı ve düşündüğü o ay mutfakta tencere kaynayacak mı, kızın spor ayakkabısını, oğlanın ceketini alabilecek miyim, eve ekmek gidecek mi filan. Gitmediğinde ise ip kopar. Seçmen 25 Haziranda mutfağa ne girecek ona bakıyor. Dövizdeki dalgalanmalar da bunu doğrudan etkiliyor. Tabii dalgalanmayı durdurmak için bir yol da faizlerin artması. Evet, faizler artarsa dövizin değeri azalır. Lakin o durumda da enflasyonun yükselme tehdidi ortaya çıkar. Tabii bir de dövizi elinde tutan büyük sermaye sahibi spekülatörler ile bankalardan kredi almış büyük kuruluşlar da bunu istemezler.

Spekülatörler için bir şey diyemeyiz ama banka kredisi ile yatırım yapmış kuruluşlar faizlerin artmasından büyük zarar görürler. Bu da istihdamı bile olumsuz etkiler. Kısacası nereden bakarsanız bakın karma karışık bir durum. İnşallah bir hasar vermeden atlatırız. Son söz; yeterince üretemeyen ülkelerin zengin olması ekonomi bilimi açısından mümkün değildir.

Bu yazı toplam 404 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar